endişelenmiş ile cümle
endişelenmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Çok endişelenmiş görünmüyorsun.You don't seem too worried.
Çok endişelenmiş görünmüyorsunuz.You don't seem too worried.
Çok endişelenmiştim.I was very worried.
Dün gece eve gelmediğinde ailen endişelenmiş olmalı.Your parents must've been worried when you didn't come home last night.
Ailen endişelenmiş olmalı.Your parents must've been worried.
Tom neler olabileceğinden endişelenmiş gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to be worried about what might happen.
Endişelenmiş olduklarını söylediler.They said they were worried.
Ailesi endişelenmiştir, onlara sarılıp ağlar.When the brothers met, they embraced and wept.
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Mom and I didn't even know that... And we were so worried that you might be suffering somewhere...
Bunu annem de söyleyince çok endişelenmiştim.And when she said it, it made me anxious.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.Your friends called all worried sick about you.
Sizi aşağıda görünce endişelenmiştim.I was worried because you seemed down.
Endişelenmiş miydin yoksa?Because you were worried?
Sadece senin için endişelenmiştim...I was just worried about him...
Annesi üzülmüş ve Mehri'nin motosiklet sürmesi ailesini ayağa kaldıracağından dolayı endişelenmişti.She was disappointed, and worried about the reaction Mehri's riding would stir up in the family.
Bay Weston ile evlendiğinde, Emma'yı Hartfield'da tek başına bırakma konusunda endişelenmiştir.When she marries Mr Weston, she is worried about leaving Emma on her own at Hartfield.
O, endişelenmişti.Sie war besorgt.
Ailesi endişelenmiştir, onlara sarılıp ağlar.Ses habitants sont les Entraiguois et Entraiguoises.
Tom neler olabileceğinden endişelenmiş gibi görünmüyordu.Ο Θωμάς δε φαινόταν σα ν' ανησύχησε για τι μπορεί να συμβεί.
Ailesi endişelenmiştir, onlara sarılıp ağlar.她擦乾他們的淚水,安慰他們,一點也不顧自己。
Billy Cruz'un bu kadar vakit gelmemesinden endişelenmiştir ve aranmaya koyulmuşlardır.布魯斯·迪金森更是不堪負荷,曾揚言再不結束巡迴就要退出。
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Ibu dan aku bahkan tidak pernah tahu itu... dan kami khawatir kau mungkin menderita di suatu tempat...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Mama i ja nie wiedziałyśmy tego... i bardzo się martwiłyśmy, że może gdzieś cierpisz...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Mama si eu nici nu am stiut ca.. Si eram asa ingrijorate ca ai putea suferi pe undeva...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Ma mère et moi l'ignorions. On s'inquiétait que tu sois en train de souffrir quelque part.
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Η μαμά και εγώ δεν το ξέραμε καν... Και ανησυχούσαμε τόσο πολύ επειδή μπορεί να υπέφερες κάπου...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Мама и я ничего не знали... и мы так переживали, что ты где-то мучаешься...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.امي و انا لم نعلم حتى بالامر .. و لقد كنا قلقين عليكي ان تكوني تعانين في مكان ما
Annesi üzülmüş ve Mehri'nin motosiklet sürmesi ailesini ayağa kaldıracağından dolayı endişelenmişti.Aceasta a fost foarte dezamăgită și îngrijorată de reacția pe care o va stârni Mehri în familie.
Annesi üzülmüş ve Mehri'nin motosiklet sürmesi ailesini ayağa kaldıracağından dolayı endişelenmişti.Mehri řekla matce o svém rozhodnutí, ta byla zklamaná a bála se, že Mehri na motorce vyvolá napětí v rodině.
Annesi üzülmüş ve Mehri'nin motosiklet sürmesi ailesini ayağa kaldıracağından dolayı endişelenmişti.Sie war enttäuscht und besorgt über die Reaktion die Mehris Fahrerei in der Familie hervorrufen würde.
Annesi üzülmüş ve Mehri'nin motosiklet sürmesi ailesini ayağa kaldıracağından dolayı endişelenmişti.Εκείνη απογοητεύτηκε και ανησύχησε για την αντίδραση που θα προκαλούσε το γεγονός εντός της οικογένειας.
Annesi üzülmüş ve Mehri'nin motosiklet sürmesi ailesini ayağa kaldıracağından dolayı endişelenmişti.Её беспокоило, какой будет реакция семьи, когда они узнают об этом.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.Deine Freunde haben angerufen, sie sind ganz krank vor Sorge um dich.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.I tuoi amici mi hanno chiamato tutti preoccupati per te.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.Os teus amigos telefonaram-me super preocupados contigo.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.Tes amis ont appelé très inquiets pour toi.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.Οι φίλοι σου τηλεφώνησαν και ήταν πολύ ανησυχοι για σένα.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.Звонили твои друзья. Они были взволнованы.
Arkadaşların aradı senin için çok endişelenmişler.心配ないって言ったけど見にきたのよ
Beni mi bekliyordun? Endişelenmiş miydin yoksa?Ma cautai pentru ca erai ingrijorat?
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Amikor tehát ezeket hallottam, mindez nagyon lesújtott, mind személyes okok, mind tudományos okok miatt.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.A tak když jsem slyšel tyto dvě věci, velmi hluboce mě trápily, jak z osobních důvodů, tak z vědeckých důvodů.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Când am auzit aceste două lucruri, am fost profund tulburat, atât din motive personale, cât și științifice.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Ik had er grote moeite mee deze dingen te horen om zowel persoonlijke als wetenschappelijke redenen.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Kiedy o tym usłyszałem, bardzo się zmartwiłem z powodów zarówno osobistych, jak i naukowych.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.두 가지 이야기를 들었을 때, 개인적이고 또한 과학적인 이유로 인해
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Ko sem to izvedel, me je hudo zaskrbelo, tako iz osebnih kot znanstvenih razlogov.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Kuullessani nämä kaksi asiaa se huolestutti minua syvästi. Niin henkilökohtaisista kuin tieteellisistä syistä.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Por eso, cuando escuché todo esto me preocupé muchísimo, tanto por razones personales como científicas.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Като чух за тези две неща, те дълбоко ме смутиха - както по лични, така и по научни причини.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Когда я услышал об этих проблемах, они глубоко встревожили меня, как по личным причинам, так и по научным.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.Коли я почув про ці проблеми, вони глибоко занепокоїли мене, як по особистим причинам, так і по науковим.
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.אז כששמעתי את שני הדברים הללו, הם הטרידו אותי מאוד, הן מסיבות אישיות
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.فعندما سمعت هذين الخبرين إنزعجت للغاية, لأسباب شخصية و أيضاً
Bu iki şeyi duyduğumda hem kişisel hem de bilimsel nedenlerden ötürü oldukça endişelenmiştim.私はとても悲しかった 科学的にも、 個人的にもです
Bunu annem de söyleyince çok endişelenmiştim.Atunci vorbele mamei mă îngrijorau.
Bunu annem de söyleyince çok endişelenmiştim.Ce n'est pas la direction dans laquelle je vais.
Bunu annem de söyleyince çok endişelenmiştim.E depois de ter "saído do armário", quando ela continuou a dizê-lo, sentia-me furioso.
Bunu annem de söyleyince çok endişelenmiştim.E quando lo disse, mi rese ansioso.