endişelenmem ile cümle

endişelenmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bana endişelenmememi söyledi.Tom has told me not to worry.
Tom, Mary için endişelenmemeli.Tom shouldn't worry about Mary.
Tom'un yapabileceği şeylere endişelenmemek elimde değil.I can't help worrying about what Tom might do.
Tom'a endişelenmemesini söyle.Tell Tom not to worry.
Nasıl endişelenmem?How can I not worry?
Bizden endişelenmemelisin.You shall not worry about us.
Şu anda endişelenmemiz gereken tek şey buradan defolup gitmek.Only thing we've got to worry about now is getting out of here.
Yani lokomotif ve personel vagonu hakkında endişelenmemize gerek yok.So we don't even have to worry about the locomotive and the caboose.
Endişelenmemiz gereken esas mesele, ne kadar yabancılaştığımız?The point that we should be worried about is, how much strangeness are we getting?
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.The threat to worry about isn't strangers.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.The threat to worry about is whether or not we're getting our fair share of strangeness.
Bunu zaten cevapladım. Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.I don't think we need to worry about that.
Bu yüzden fazla endişelenmemize gerek yok.So we don't have to worry about it too much.
Yani bu bizim gerçekte endişelenmemize gerek olan bir takım zorluklardan değildir.So this is not the set of challenges we really need to worry about.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Well, we needn't have worried.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Forget nuclear holocaust; it's the fork that we have to worry about.
Daha önce hiç endişelenmemiştimI've never worried about it before.
Abimin senin gibi ona bakacak karısı var, Endişelenmeme gerek yok.My brother has you to take care of him, there's nothing to be worried.
Burada üslü sayımız hiç yok, bu nedenle bu konuda endişelenmemize gerek yok.We don't have any exponents here, so we don't have to worry about it.
Yani bu endişelenmemiz gereken bir şey olmadığı anlamına mı geliyor?So does that mean we have nothing to worry about?
Romanya konusunda, siz işinizi yapıp başkaları hakkında endişelenmemelisiniz.Regarding Romania, you should do your work and not be worried about others.
Tom bunun hakkında endişelenmemeliydi.Tom n'aurait pas dû s'inquiéter de ça.
Hershel onu sakinleştirir ve endişelenmemesi gerektiğini söyler.Hershel le réconforte et lui dit de se réveiller.
Endişelenmemeye çalıştım.Intenté no preocuparme.
Çok endişelenmemeye çalış.Tente não se preocupar tanto.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Ale niepotrzebnie się martwiliśmy.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Beh, non c'era bisogno di preoccuparsi.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Bueno, no deberíamos habernos preocupado.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Ei bine, nu trebuia să ne îngrijorăm.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Hát, nem kellett volna aggódnunk.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.근데, 그럴 걱정은 필요가 없었습니다.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Naja, wir hätten uns gar keine Sorgen zu machen brauchen.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Nemuseli sme sa obávať.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Nhưng thật ra chúng tôi chẳng cần phải lo lắng làm gì.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Nous n'avions pas à nous inquiéter.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Nou, we hadden ons geen zorgen hoeven maken.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Όμως, δεν χρειαζότανε να ανησυχούμε.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Е, не трябваше да се притесняваме.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Ми даремно хвилювались.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.Так вот нам не стоило волноваться.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.אבל לא היה שום צורך בדאגה.
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.ولم يتوجب علينا القلق حينها
Aslında endişelenmemize gerek yoktu.リガデマは急いで茂みから走り寄り
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.2つ目は驚くほど影響力があって 今でも耳にするかも知れません
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Daar hoeven we ons geen zorgen over te maken.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Das interessiert uns nicht mehr.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Jag tror inte vi behöver oroa oss för det.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Jeg tror ikke, vi skal bekymre os om det.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.그 점은 신경 안 써도 될 것 같습니다.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Não precisamos de nos preocupar com ela.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Nemyslím si, že se tím musíme znepokojovat.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Nemyslím, že by sme si s tým mali robiť starosti.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Nie martwmy się tym.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Non penso che dobbiamo preoccuparcene.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Nu ne facem probleme în privința asta.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Tôi không nghĩ chúng ta cần bận tâm về nó nữa.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Δε νομίζω πως χρειάζεται να ανησυχούμε για αυτό.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.З цим ми розібралися, за це не турбуємося.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.Тут не о чем беспокоиться.
Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.אני לא חושב שאנחנו צריכים. לדאוג בקשר לזה.

İlgili Sayfalar