endişelenme ile cümle

endişelenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Onun hakkında endişelenme.Mach dir um die keine Sorgen!
Endişelenme. Sigortam var.Keine Sorge, ich bin versichert.
Endişelenme, yaşa!Sorge dich nicht, lebe!
Eve daha az uğrar ve annesi onun için endişelenmeye başlar.Seine Besuche zuhause werden selten, und die Mutter beginnt daraufhin allmählich zu verkümmern.
Bunu bir sır olarak saklayacağım. Endişelenme.Je le garderai secret. Ne t'en fais pas.
Endişelenmeyin! Hepsini halledeceğiz.Ne vous en faites pas ! Nous penserons à tout.
Tom bunun hakkında endişelenmemeliydi.Tom n'aurait pas dû s'inquiéter de ça.
Endişelenmeyin. Tom gelecek.Ne vous inquiétez pas. Tom viendra.
Hershel onu sakinleştirir ve endişelenmemesi gerektiğini söyler.Hershel le réconforte et lui dit de se réveiller.
Eve daha az uğrar ve annesi onun için endişelenmeye başlar.La rentrée scolaire se rapproche, et ses parents commencent à s'inquiéter.
Sen benim için endişelenme.No te preocupes por mí.
Endişelenme, on ikiden önce dönmüş olacağım.No te preocupes, estaré de vuelta antes de las doce.
Endişelenme, onu ben yapacağım.Descuida, yo lo haré.
Endişelenmemeye çalıştım.Intenté no preocuparme.
Endişelenmeye gerek yoktu.No hacía falta preocuparse.
Endişelenme. Her şey iyi olacak.No te preocupes. Todo irá bien.
Gerçekten endişelenmeye başlıyorum.Realmente estoy empezando a preocuparme.
Oh, endişelenme.Oh, no te preocupes.
Tom için endişelenmeye ne gerek var?¿Qué necesidad hay de preocuparse por Tom?
Tom'un benim hakkımda endişelenmesini istemedim.No quería que Tom se preocupara por mí.
Çok endişelenme. Her şey iyi olacak.No te preocupes tanto. Saldrá bien.
Endişelenme. Bu yakında bitecek.No te preocupes, pronto habrá terminado.
Tom hiçbir şey hakkında endişelenmek zorunda değil.Tom no tiene que preocuparse de nada.
Lois ve Peter, okulda kurbağa yalama problemi baş gösterdiğinde endişelenmeye başlarlar.Lois y Peter empiezan a preocuparse por el hecho de que hayan llegado las drogas a los colegios.
Brownlow ise Oliver’ın güvenliği için endişelenmektedir.Quizá sólo Diggle sea digno de confianza en la vida de Oliver.
Benim hakkımda endişelenmeyi bırak.Smettila di preoccuparti per me.
Çünkü aileyle yaşayan ve Alzheimer hastası olan babası için endişelenmektedir.È preoccupato per il padre anziano e malato di Alzheimer.
Brownlow ise Oliver’ın güvenliği için endişelenmektedir.Brownlow scopre che Oliver è suo nipote.
Eve daha az uğrar ve annesi onun için endişelenmeye başlar.Viene subito portata a casa e Jimmy comincia a preoccuparsi.
Peter, şirketinde daha fazla ilerleyemeyeceğinden endişelenmeye başlar.Questo farà sì che Peter non possa più invecchiare.
Siz endişelenmeyin.Вы не волнуйтесь.
Bu konuda endişelenmek zorunda değilsin, tamam mı?Ты не должен беспокоиться об этом, договорились?
Hanım, Doktor'un yaşamak için bir günü daha olduğuna inanmaktadır ve Doktor için endişelenmektedir.Мисси объясняет, что Доктор считает, что ему осталось жить всего один день, и это её беспокоит.
Kontrol edemeyeceğin bir şey için endişelenmenin bir anlamı yoktur, öyleyse neden canımızı sıkalım?"Но когда надеемся того, чего не видим, тогда ожидаем в терпении.»
Lois ve Peter, okulda kurbağa yalama problemi baş gösterdiğinde endişelenmeye başlarlar.Лоис и Питер озабочены проблемой «жаболизания», появившейся в школе.
Obi-Wan, Anakin Skywalker´in bu durgun halinden endişelenmeye başlamıştı.Оби-Ван Кеноби ужасается происходящему.
Endişelenme. Polise söylemeyeceğimلا تقلق. أنا لن أقول للشرطة.
Zenginliği arttıkça Moore mirası hakkında endişelenmeye başladı.Como sua riqueza pessoal cresceu dramaticamente, Moore começou a se preocupar com o seu legado.
Endişelenmene gerek yok.Você não precisa se preocupar.
Çok endişelenmemeye çalış.Tente não se preocupar tanto.
Zenginliği arttıkça Moore mirası hakkında endişelenmeye başladı.Met het toenemen van zijn vermogen, begon Moore zich ook steeds meer zorgen te maken om zijn nalatenschap.
Brownlow ise Oliver’ın güvenliği için endişelenmektedir.Mr. Brownlow komt Oliver weer op het spoor.
İnsanların endişelenmesine gerek yok.Mensen moeten zich niet zo druk maken.
Çünkü aileyle yaşayan ve Alzheimer hastası olan babası için endişelenmektedir.Han oroar sig för sin far, som lider av Alzheimers.
Tom endişelenmek zorunda değil.Тому не варто турбуватися.
İşim bitti!"—hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz." diye belirtir. ...Tout va bien ! „Nu te neliniști!
Endişelenmenize gerek yok.Nu trebuie să vă îngrijorați.
Endişelenmene gerek yok.Nu trebuie să îți faceți griji.
Endişelenme. Her şey kontrol altında.Nu-ți face griji. Totul este sub control.
Lois ve Peter, okulda kurbağa yalama problemi baş gösterdiğinde endişelenmeye başlarlar.Lois és Peter is értesül a híradóból, hogy a békanyalogatás gondot okoz az iskolában.
Eve daha az uğrar ve annesi onun için endişelenmeye başlar.Poika alkaa vieraantua äidistään ja hänen mielensä uhkaa järkkyä.
Tahliyesi yaklaşmakta ve kızı Nurgül için endişelenmektedir.Η κοπέλα όμως αποβάλει και η πεθερά της σκληραίνει τη στάση απέναντί της.
Onun hakkında endişelenme, hepsi laf.Μην ανησυχείς γι'αυτόν, όλο λόγια είναι.
İşim bitti!"—hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz." diye belirtir. ...Đã được đất ấy rồi, tất không còn mối lo nội-cố.,.."
Kontrol edemeyeceğin bir şey için endişelenmenin bir anlamı yoktur, öyleyse neden canımızı sıkalım?"なぜ打てないかがわからないから対処のし様がなかった」と振り返っている。
Zenginliği arttıkça Moore mirası hakkında endişelenmeye başladı.随着他的财产快速的增长,摩尔开始考虑他的遗产问题。
Eve daha az uğrar ve annesi onun için endişelenmeye başlar.남자가 그녀를 집으로 바래다주는데, 그녀의 어머니가 그녀에게 화를 낸다.
27 üssü -1/3 kaçtır? Sakın endişelenmeyin.Hvad er 27 opløftet i minus 1/3? .
Açıkçası hiçbir zaman endişelenmedim çünkü benden gözü korkacak bir erkek zaten ilgi alanıma giremez.사실 걱정해야 한다는 생각도 안 듭니다. 저를 겁먹을 남자라면 딱 제가 흥미를 못 느낄 남자이기 때문이죠.
Açıkçası hiçbir zaman endişelenmedim çünkü benden gözü korkacak bir erkek zaten ilgi alanıma giremez.Я об этом и не думала, так как меня не заинтересует мужчина, которого смущает моя успешность.

İlgili Sayfalar