endişelendiriyor ile cümle
endişelendiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
16
HARF
7
HECE
6
ORT. KELİME
Şu sıralardaki deprem sıklığı bizi endişelendiriyor.The recent frequency of earthquakes makes us nervous.
Seni ne endişelendiriyor?What's worrying you?
Onun sağlık durumu beni endişelendiriyor.His health situation worries me.
Bir şey sizi endişelendiriyor gibi görünüyor.Something seems to be worrying you.
Bu beni endişelendiriyor.That worries me.
Durum beni çok endişelendiriyor.The situation worries me very much.
Onun hasta olması gerçeği beni gerçekten endişelendiriyor.The fact that she's sick really worries me.
Seni ne endişelendiriyor, Tom?What's worrying you, Tom?
Bir şey beni endişelendiriyor.Something worries me.
Bu beni çok endişelendiriyor.That worries me so much.
Bu bizi endişelendiriyor.This disturbs us.
Bir şey Tom'u endişelendiriyor.Something's worrying Tom.
O, Tom'u çok fazla endişelendiriyor gibi görünmüyor.That doesn't seem to worry Tom too much.
Sadece bir şey beni endişelendiriyor.Only one thing worries me.
Öksürmen beni endişelendiriyor.Your cough worries me.
O beni endişelendiriyor.That does worry me.
Şimdi beni gerçekten endişelendiriyorsun.Now you really worry me.
Bir şey onları endişelendiriyor.Something's worrying them.
Bir şey onu endişelendiriyor.Something's worrying him.
Bu kalabalık beni endişelendiriyor.This crowd makes me anxious.
Bununla ilgili bir şey beni endişelendiriyor.Something about this concerns me.
Sami beni endişelendiriyor.Sami worries me.
Küresel ısınma, bilim insanlarını endişelendiriyor.Global warming worries scientists.
Bu seni çok endişelendiriyor, değil mi?That worries you a lot, doesn't it?
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor...""なぜ我々は「けいおん!」に萌えてしまうのか?" .
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")Preterite ¿Qué hiciste? is "What did you do?"
And Dağları'ndan kuzeye gelen kokain bizi endişelendiriyor.We worry about cocaine coming from the Andean Ridge north.
Yasa dışı silah ticareti ve kaçakçılığı bizi endişelendiriyor.We worry about the movement of illegal weapons and trafficking.
Beki de hepsinden öte insan kaçakçılığı ve bunun korkunç bedeli bizi endişelendiriyor.Above all, perhaps, we worry about human trafficking, and the awful cost of it.
Bana hep endişelendiriyor zaman o araba yarışları.He always worries me when he car races.
10,000 yıl faktörü beni endişelendiriyordu.I used to worry about the 10,000 year factor.
Biliyorum, şiddet içeren bilgisayar oyunları annemi endişelendiriyor.I know violent video games make my mother worry.
Bu da Sung Mahkemesi'ni endişelendiriyor.That's the Sung Court's concern
Bir topluluğun ihaneti seni endişelendiriyorsa, sen de aynı şekilde (diplomatik ilişkiyi kesip) at.If you fear treachery on the part of a people, break off with them in a like manner.
Fragman'daki sorular korkunç ve bu beni endişelendiriyor.This makes me anxious and the preview questions are awful.
Bulgaristan'ın enerji bağımlılığını azaltma yönündeki girişimleri çevrecileri endişelendiriyorBulgaria's bid to reduce energy dependence concerns environmentalists
Bu durum beni endişelendiriyor.This situation worries me.
Yasa dışı silahlar BH asayişini endişelendiriyorIllegal weapons worry BiH law enforcement
Siyasi krizler Washington'u endişelendiriyorPolitical crises worry Washington
Türkiye'deki cezaevi nüfusundaki artış insan hakları gruplarını endişelendiriyorTurkey's prison population growth concerns human rights groups
Artan ev içi şiddet Kosovalı uzmanları endişelendiriyorRising family violence worries Kosovo experts
Ancak rakam bu yıl sürekli olarak yükseliyor ve bu da orduyu endişelendiriyor.This year, however, the number has been rising steadily -- a fact that worries the military.
Bu olasılık, Priştine'de bazı çevreleri endişelendiriyor.The prospect has some in Pristina worried.
Grevin uzama olasılığı vatandaşları da endişelendiriyor.Members of the public are also concerned about the possible longevity of the strike.
Bu gibi açıklamalar ekonomistleri endişelendiriyor.Such statements worry economists.
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")Quid ais? „Was sagst du?“ – Was meinst du?
Öksürüğünüz beni endişelendiriyor.Votre toux m'inquiète.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."That's not what Im about! ...
Seni ne endişelendiriyor, Tom?¿Qué te preocupa, Tom?
Sadece bir şey beni endişelendiriyor.Solo una cosa mi preoccupa.
Öksürmen beni endişelendiriyor.Меня беспокоит твой кашель.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."«Какое?» — заволновался я.
Yazdığı garip öyküler annesini endişelendiriyordu.Несчастная личная жизнь дочери вызывала беспокойство у её родителей.
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")Tá bom, acha que consegue fazer isso? / Sam: Do que cê tá falando?
Onun hasta olması gerçeği beni gerçekten endişelendiriyor.Het feit dat ze ziek is, maakt me echt zorgen.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor...""なぜ我々は「けいおん!」に萌えてしまうのか?" (dalam bahasa Japanese).
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."“なぜ我々は「けいおん!」に萌えてしまうのか?” (bằng tiếng Nhật).
Yazdığı garip öyküler annesini endişelendiriyordu.Trong truyện Gia Tộc Dĩ Ngoại Đích Nhân, nữ văn sĩ kể rằng bà rất sợ mẹ.
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")」 「私のこと大事に思ってる?」「当たり前だよ。
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor..."^ 当初は「手ぶらでイイのに…!