en ile cümle
en kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom işini kaybetme konusunda endişeli.Tom is worried about losing his job.
Tom en fazla otuzdur.Tom is thirty at most.
Tom ailesinde en küçük çocuktur.Tom is the youngest child in his family.
Tom iş için en iyi kişi.Tom is the very best person for the job.
Tom Bostonda en nüfuzlu kişidir.Tom is the most influential man in Boston.
Tom iş için en iyi adamdır.Tom is the best man for the job.
Tom tanıdığım en yetenekli insanlardan biridir.Tom is one of the most talented people I know.
Tom iş dünyasında tanıdığım en saygın insanlardan biridir.Tom is one of the most respected men in the business world.
Tom şu an en güzel zamanında.Tom is now in his prime.
Tom, kendisinin en kötü düşmanı.Tom is his own worst enemy.
Tom'un üç eniştesi var.Tom has three uncles.
Tom'un ense sertliği var.Tom has a stiff neck.
Tom sınıfının en üst yüzde onu içinde mezun oldu.Tom graduated in the top ten percent of his class.
Tom en az ayda bir kütüphaneye gider.Tom goes to the library at least once a month.
Tom en sonunda onun neyi yanlış yaptığını buldu.Tom finally figured out what he'd been doing wrong.
Tom günde en az üç litre su içer.Tom drinks at least three liters of water every day.
Tom Endonezya hakkında çok şey bilmez.Tom doesn't know much about Indonesia.
Tom'un eskisi kadar çok enerjisi yok.Tom doesn't have as much energy as he used to.
Tom'un ertesi gün ne yapacağı hakkında en küçük bir fikri yoktu.Tom didn't have the faintest idea what he was going to do the next day.
Tom işi elinden gelen en iyi şekilde yaptı.Tom did the job to the best of his ability.
Tom her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.Tom always makes a point of arriving at least five minutes ahead of time.
Öğle yemeğinden en az bir saat önce, Tom her zaman aç hisseder.Tom always feels hungry at least one hour before lunch.
Tom her zaman sabahleyin en az üç fincan kahve içer.Tom always drinks at least three cups of coffee in the morning.
Bu fotoğraf makinesi Tom'un en sevdiği.This camera is Tom's favorite.
O kamera Tom'un en değerli eşyası.That camera is Tom's most prized possession.
O kamera Tom'un en değerli varlığı.That camera is Tom's most prized possession.
Benim en ilginç Kanadalı arkadaşım Tom'dur.My most interesting Canadian friend is Tom.
Keşke Tom'unki kadar çok enerjim olsa.I wish I had as much energy as Tom.
Tom Mary'nin nasıl geçineceği hakkında endişe ediyor.Tom worries about how Mary will make ends meet.
Tom Mary'ye en gizli sırrını fısıldadı.Tom whispered his darkest secret to Mary.
Tom Mary'nin dünyadaki en güzel kadın olduğunu düşünürdü.Tom used to think Mary was the most beautiful woman in the world.
Tom Mary'ye endişelenmemesini söyledi.Tom told Mary not to worry.
Tom, Mary'nin sınıfında en güzel kız olduğunu düşünmede yalnız değil.Tom isn't alone in thinking that Mary is the most beautiful girl in his class.
Tom Mary'ye ne olmuş olabileceği hakkında endişeli.Tom is worried about what might have happened to Mary.
Tom Mary'nin sağlığı hakkında endişeli.Tom is worried about Mary's health.
Tom Mary hakkında endişeli.Tom is worried about Mary.
Tom Mary'nin en iyi arkadaşlarından biridir.Tom is one of Mary's best friends.
Tom, Mary'nin en iyi arkadaşlarından biridir.Tom is one of Mary's best friends.
Tom Mary'nin kocasının en iyi arkadaşı.Tom is Mary's husband's best friend.
Tom Mary'nin en iyi arkadaşıdır.Tom is Mary's best friend.
Tom Mary ile birlikte olduğunda en mutludur.Tom is happiest when he is with Mary.
Tom Mary'nin güvenliği hakkında endişeli.Tom is concerned about Mary's safety.
Tom Mary'nin nasıl olduğunu bilmek için endişeli.Tom is anxious to know how Mary is.
Tom Mary hakkında biraz endişe duymaktadır.Tom is a little concerned about Mary.
Tom Mary hakkında biraz endişeli.Tom is a little concerned about Mary.
Tom en az yarım yıldır Mary ile gidiyor.Tom has been going with Mary for at least half a year.
Tom en sonunda Mary'yi yeni bir bilgisayar alması için ikna etti.Tom finally talked Mary into buying a new computer.
Tom'un Mary hakkında endişelenmesine gerek yok.Tom doesn't need to worry about Mary.
Tom Mary'nin ne kadar endişeli olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how worried Mary is.
Mary'nin ne yapmaya çalıştığı hakkında Tom'un en küçük bir fikri bile yok.Tom doesn't have the faintest idea what Mary is trying to do.
Tom'un, Mary'nin neden bahsettiği hakkında en ufak bir fikri yoktu.Tom didn't have the slightest idea what Mary was talking about.
Tom Mary hakkında endişelenmekten kendini alamadı.Tom couldn't help worrying about Mary.
Tom her gece Mary'yi arar ve onunla en az 45 dakika konuşur.Tom calls Mary every night and talks with her for at least 45 minutes.
Tom, en sevdiği şarkıyı söylemeye başladı ve Mary onunla birlikte söylemeye başladı.Tom began to sing his favorite song and Mary harmonized with him.
Tom, Mary'nin güvenliği hakkında endişelendi.Tom became concerned about Mary's safety.
Mary Boston'daki en güzel kadınlardan biridir.Mary is one of the prettiest women in Boston.
Mary, şimdiye kadar karşılaştığım en güzel kadınlarından biridir.Mary is one of the most beautiful women I've ever met.
Mary, şimdiye kadar tanıştığım en güzel kadınlarından biridir.Mary is one of the most beautiful women I've ever met.
Van Gölü Türkiye'nin en büyük gölüdür.The Lake Van is the greatest lake of Turkey.
Masaru, English Club'a katılmayı diliyor.Masaru wishes to join the English Club.