en ile cümle
en kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şehirdeki en iyi doktor olması gerekiyor.He is supposed to be the best doctor in the town.
Çağının en iyi yazarı olarak görülüyordu.He was regarded as the greatest writer of the day.
Günlük hayatında fazla enerji kullanmaya karar verdi.He decided not to use much energy in his daily life.
Kendisi Japonya'daki en meşhur şarkıcılardandır.He is one of the most famous singers in Japan.
Japonya'daki en ünlü şarkıcılardan biridir.He is one of the most famous singers in Japan.
O, Japonya'daki en tanınmış şarkıcılardan biridir.He is one of the most famous singers in Japan.
Kendisi Japonya'daki en meşhur bilim adamlarındandır.He is one of the greatest scientists in Japan.
Japonya'daki en büyük bilim adamlarından biridir.He is one of the greatest scientists in Japan.
Japonya'daki en büyük sanatçılardan biridir.He is one of the greatest artists in Japan.
O onların hepsinin en yaşlısı.He is the oldest of them all.
O onun işini engelliyor.He is holding up her work.
Onun burnu onun en iyi özelliğidir.His nose is his best feature.
Hastalık onun işini yapmasını engelledi.Illness prevented him from doing his work.
Ben onun kötü sağlığı hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about his poor health.
O, babasının rahatsızlığı ile ilgili endişe duymaktadır.He is concerned about his father's illness.
Annesi onun hakkında endişeli.His mother is worried about him.
Annesinin sağlığı hakkında endişeli.He is anxious about his mother's health.
O, kuzeydeki en iyi ailelerin birinden gelmiştir.He sprang from one of the best families in the north.
O, okulumuzda en iyi beyzbol oyuncusudur.He is by far the best baseball player at our school.
O şüphesiz Japonya'daki en başarılı iş adamlarından biridir.He is without doubt one of the most successful businessmen in Japan.
O enerjilerini arkadaşına yardım etmeye yoğunlaştırdı.He concentrated his energies on helping his friend.
O varlıklıdır, bu yüzden para hakkında endişe etmez.He is well off, so he doesn't worry about money.
O beklenmedik bir engelle karşılaştı.He met an unexpected obstacle.
Ailesini çok endişelendirdi.He caused his parents a lot of anxiety.
Onun ebeveyninin sağlığı hakkında endişelidir.He is concerned about his parent's health.
Enerjisini yitirdi.He has run out of his energy.
O en çok yeşili seviyor.He likes green the best.
Onların en iyi anı sahnede son görünüşleri.Their finest moment is their last appearance on stage.
Onlar bizim planımızı engellediler.They obstructed our plan.
Nükleer silahlar hakkında endişeleniyor gibi görünüyorlar.They seem to be worrying about nuclear weapons.
Engebeli kuzey yüzüne tırmandılar.They climbed the rugged north face.
Onlar bizim en sevgili arkadaşlarımız.They are our dearest friends.
Onlar barış için endişeliler.They're anxious for peace.
Onlar barış için endişe duyuyorlar.They're anxious for peace.
Ona engel olma.Don't stop him.
Onun bu görev için nitelikli olması en az iki yılını alacak.It will take her at least two years to be qualified for that post.
Onun niçin çok endişeli olduğunu merak ediyorum.I wonder why she is so worried.
Onun sahneye ilk çıkışı mevsimin en büyük sosyal olayı idi.Her debut was the biggest social event of the season.
O, sana en iyi dileklerini gönderdi.She sent you her best wishes.
Onun yurt dışına çıkmasını engellemek yok.There is no stopping her going abroad.
Sağlığınız hakkında çok endişeli.She is very anxious about your health.
En sevdiği yemek ringo havyarıydı.What she liked best was herring roe.
Bitiş çizgisini en son geçen oydu.She was the last to cross the finishing line.
Onun solgun görünmesi beni endişelendirdi.It worried me that she looked pale.
Onun ani gelişi onun dışarı çıkmasını engelledi.Her sudden arrival prevented him from going out.
Teklifimi kabul ettiğinden endişeliydim.I was anxious that she accept my offer.
Onun düşmesini engellemek için onu tutmak zorunda kaldım.I had to grab her to keep her from falling.
Lütfen ona en iyi teşekkürlerimi söyleyin.Please give my best thanks to her.
Parayı ona verdiğim için beni enayi yerine koydu.She fooled me into giving her the money.
Onun en azından dört hatası vardı.She had at least four faults.
Onun endişesi yok.She is free from care.
Annesi en güzel bir kadındır.Her mother is a most beautiful woman.
Onda beni en çok etkileyen şey masumiyeti.What strikes me most about her is her innocence.
Onun görüşüne göre, o şu ana kadar gördüğü en iyi müzisyen.In her opinion, he is the best musician she has ever seen.
En küçük çocuğu beş yaşında.Her youngest child is five years old.
Gözleri onun en iyi organıdır.Her eyes are her best feature.
Onlar, onun gecikmesinden endişelendiler.They became anxious at her delay.
Bütün enerjimi İspanyolca eğitimine adadım.She devoted all her energy to studying Spanish.
O en güzel leydidir.She is a most beautiful lady.
Onun en fazla yüz doları var.She has no more than 100 dollars.