Ana içeriğe geç
Sözlük

en azından ile cümle

en azından kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün kapıları kilitlemeli, en azından kapatmalısın.You should have locked, or at least closed, all the doors.
Kestaneler en azından on beş dakika kaynamalı.Chestnuts have to be boiled for at least fifteen minutes.
En azından 100 kişi toplantıya katıldı.No less than 100 people attended the meeting.
Ne kadar meşgul olursan ol, sanırım en azından bir gazete okumalısın.No matter how busy you are, I think you should at least read a newspaper.
O tezi tercüme etmek için en azından üç güne ihtiyacım olacak.I'll need at least three days to translate that thesis.
Yer en azından bir kez ziyaret etmeye değer.The place is worth visiting at least once.
Film en azından iki ya da üç kez izlemeye değer.The movie is worth seeing at least two or three times.
En azından günlük konuşmalar yapabilmeyi istiyorum.At the very least, I'd like to be able to have everyday conversations.
En azından o, sonuçlardan memnundu.At any rate, he was satisfied with the results.
Ödevimi en azından pazartesiye kadar bitirmeliyim.I should finish my homework at least by Monday.
En azından haftada bir kez egzersiz yapmaya çalış.Try to exercise at least once a week.
En azından mevcut yüz kişi vardı.There were at least a hundred people present.
En azından altıda gelin.Come at least at six.
En azından ayda bir defa anne babana yazmayı unutmamalısın.You must not forget to write to your parents at least once a month.
Yemek iyi değildi ama en azından ucuzdu.The food wasn't good, but at least it was cheap.
En azından üç saat yemek yeme.Don't eat for at least three hours.
Birisi sana yardım ettiğinde, en azından, " teşekkür ederim" diyebilirdin.You might at least have said, "Thank you", when someone helped you.
En azından onun iyiliğini taktir edebilirdin.You might at least have appreciated his kindness.
Onun en azından dört hatası vardı.She had at least four faults.
O yaşını başını almış. En azından otuz yaşında.She's no spring chicken. She's at least thirty.
O, en azından haftada bir kez anne ve babasına yazdı.She wrote to her parents at least once a week.
Senin gibi olmasa bile en azından biraz daha kibar olmayı deneyebilirsin.You could at least try to be a bit more polite, even though it's not like you.
Bu projeyi bitirmek en azından bir yıl sürer.This project will take at least a year to finish.
En azından yapabileceğin şey bana cevap vermek.The least you could do is to answer me.
O artık genç değil. O en azından otuz yaşında.She isn't young anymore. She's at least 30 years old.
Doğruyu söylemek gerekirse, o en azından bunu beğenmedi ama hiçbir şey söylemedi.Truth be told, she didn't like it in the least, but she didn't say anything.
Herkes en azından bir şiir seçmeli ve onu ezbere öğrenmeli.Everyone should choose at least one poem and learn it by heart.
Bütün bu noel hediyelerini paketlemek için en azından iki saatimi harcayacağım.I'll spend at least two hours wrapping all these Christmas presents.
Kazanamadım ama en azından bir teselli ödülü aldım.I didn't win, but at least I got a consolation prize.
Her şeyden şüpheleneceksen, en azından şüphenden şüphelen.If you're going to doubt everything, at least doubt your doubt.
En azından bir tane evim var.I have at least one house.
Esperanto konuşanlar hala ilke olarak en azından iki dillidirler.Esperanto speakers are in principle still at least bilingual.
Uyku ölümden daha keyifli. En azından çok fark yok.Sleep is more pleasant than death. At least, there's not much difference.
Tom en azından haftada bir kez çamaşırları yıkar.Tom washes clothes at least once a week.
Tom'un en azından günde bir kez ziyaret ettiği tek web sitesi budur.The only website Tom visits at least once a day is this one.
Tom, en azından düzinelerce Mary ile birlikte bu parkta bulundu.Tom has been to this park with Mary at least a dozen times.
Doktorunla konuştum.Bana en azından bir hafta yatakta kalman gerektiğini söyledi.I talked to your doctor. He told me that you needed to stay in bed for at least a week.
En azından bugün bir şey kaybetmedim.At least I haven't lost anything today.
En azından dürüst olup mükemmel olmadığımı söylüyorum.At least I'm honest and I say I'm not perfect.
Çok param olmayabilir ama en azından kendi kurallarım çerçevesinde yașıyorum.I may not have a lot of money, but at least I live on my own terms.
Günde en azından üç defa sebze ve meyve yemelisin.You should eat vegetables and fruit at least three times a day.
Bir bilet almak için en azından bir saat beklemek zorunda kalacaksın.In order to buy a ticket, you'll have to wait at least an hour.
En azından eğlenceli olacak.It will be entertaining, if nothing else.
Eh, en azından ben masayı hazırlayayım.Well, at least let me set the table.
En azından masayı hazırlamaya yardım edeyim.At least let me help set the table.
Tom "Kız arkadaşım olmayabilir ama en azından zenginim" dedi."I may not have a girlfriend, but at least I'm rich," said Tom.
"Zengin olmayabilirim, ama en azından bir kız arkadaşım var" dedi Tom."I may not be rich, but at least I have a girlfriend," said Tom.
Yarın o en azından bir şey içebilecek.Tomorrow he'll at least be able to drink something.
En azından ilk bölümü bitirdik.At least, we finished the first part.
Onlar en azından beni dinledi.At least they listened to me.
Hiçbir şey bizi ölümden kurtarmazsa, en azından aşk bizi ölümden kurtarsın.If nothing saves us from death, may love at least save us from life.
En azından benim fikrimi düşünür müsün?Would you at least consider my idea?
En azından şimdilik güvendeyiz.We're safe, at least for now.
En azından o konuda konuşalım.Let's at least talk about it.
Sen en azından senin burada olmak istediğini taklit edebilir misin?Can you at least pretend you want to be here?
En azından bir şey çalmadın.At least you didn't steal anything.
Ben senin en azından Tom'la buluşmak istemediğine inanamam.I can't believe you don't want to at least meet Tom.
En azından mutlu öleceğim.At least I'll die happy.
En azından beni gördüğüne sevinmişsin gibi davran.At least pretend you're happy to see me.
Eh, en azından o ıslanmadı.Well, at least she didn't get wet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
en azından ile cümle - en azından kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App