Bize oturmamızı emretti biz de oturduk.Il nous a donné l'ordre de nous assoir, alors on s'est assises.
Bize oturmamızı emretti biz de oturduk.Kazał nam usiąść i tak zrobiłyśmy.
Bize oturmamızı emretti biz de oturduk.Ne-a ordonat să stăm jos, așa că am stat jos.
Bize oturmamızı emretti biz de oturduk.Μας διέταξε να κάτσουμε κάτω, και έτσι καθίσαμε.
Bize oturmamızı emretti biz de oturduk.Он приказал нам сесть, и мы сели.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.En una situación como esa esperaríamos que la Crítica se expida y le diga al Actor que cambie de política.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.Într-o asemenea situație, ne-am aștepta ca Criticul să intervină și să-i spună Actorului să-și schimbe regula.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.In una situazione come questa, ci aspetteremmo che il Critico parli e dica all' Attore di cambiare strategia.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.이 같은 상황에서 우리는 비평가 기관이 행위자 기관한테
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.Numa situação como esta, podemos esperar que o Crítico se manifeste e diga ao Ator para mudar a sua política.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.Và khi đó, chúng ta có thể trông đợi Critic lên tiếng nói với Actor để thay đổi chính sách của nó.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.V takejto situácii by sme očakávali, že prehovorí Critic a povie Actor-ovi, aby zmenil svoj postup.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.V těchto situacích bychom očekávali od Posuzovatele, že se ujme slova a řekne Činiteli, aby změnil postup.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.W takiej sytuacji spodziewalibyśmy się, że Krytyk zabierze głos i powie Aktorowi, aby zmienił politykę.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.В подобной ситуации, мы ожидаем, что Критик подскажет Исполнителю изменить стратегию.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.В ситуация като тази, се очаква Критиката да заговори и да каже на Играчът да промени линията си на поведение.
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.במצב כזה, היינו מצפים שה"מבקר" ישמיע את קולו ויגיד ל"מבצע"
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.في موقف مثل هذا ، سنتوقع أن يتحدث الناقد ويُخبر الممثل
Böyle bir durumda Eleştirmen'in dile gelmesini ve Oyuncu'nun davranışını değiştirmesini emretmesini bekleriz.クリティックは行動方針を変えるよう アクターに働きかけると 予想しました。
Bu emre uyamam.En voi totella.
Bu emre uyamam.Jag kan inte lyda den ordern.
Bu emre uyamam.Jeg kan ikke adlyde den ordre.
Bu emre uyamam. Lütfen ellerinizi indirin.Я не могу подчиниться этому приказу.
Bu emre uyamam.Não posso obedecer a essa ordem.
Bu emre uyamam.Nie mogę wykonać tego rozkazu.
Bu emre uyamam.Non posso obbedire a quest'ordine.
Bu emre uyamam.No puedo obedecer esa orden.
Bu emre uyamam.Δεν θα υπακούσω στη διαταγή.
Bugün çok açık ki Amerika emre yazılı senedini vatandaşlarının renkleriyle ilgili olarak güncelledi.È ovvio, oggi, che l'America è venuta meno alla sua promessa per quanto riguarda i suoi cittadini di colore.
Bugün çok açık ki Amerika emre yazılı senedini vatandaşlarının renkleriyle ilgili olarak güncelledi.Il est aujourd'hui évident que l'Amérique a manqué à cet engagement quant à ses citoyens de couleur.
Bugün çok açık ki Amerika emre yazılı senedini vatandaşlarının renkleriyle ilgili olarak güncelledi.이제 미국이 유색인종에 관해선 이 약속어음의 의무를 이행하지 않았다는 것이 명백합니다
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur. Emredersiniz.Se não contivermos a cidade, teremos cem caixões para encher de manhã.
Bu kenti elimizde tutamazsak... sabaha 100 ölümüz olur. Emredersiniz.- skal markere målene med infrarøde mærker for at forberede luftangreb.
Bu kötü! Ordu durmamamızı emretti!Armeija kielsi pysähtymästä.
Bunu siz mi emrettiniz, Sayın Başkan?Est-ce vous qui l'avez ordonné ?
Bunu siz mi emrettiniz, Sayın Başkan?Ön rendelte el?
Bunu siz mi emrettiniz, Sayın Başkan?Εσείς ήσασταν που τη διατάξατε, Κύριε Πρόεδρε;
Bunu siz mi emrettiniz, Sayın Başkan?هل انت من امر به , ايها الرئيس؟
Büyükbabam mı emretti?Nagyapa adta az utasítást?
Büyükbabam mı emretti?Ο Παππούς έδωσε την εντολή;
Büyükbabam mı emretti?هل امرك جدي بفعل هذا؟
ÇEVİRİ; * eMrE_bEkMaN *Nederlandse vertaling:
ÇEVİRİ; * eMrE_bEkMaN *Żadna z tych rzeczy nie powinna się przydarzyć. Szefie, może wyczyścić szybę?
ÇEVİRİ; * eMrE_bEkMaN *Превод: Начко
Craven, Londra'da 'em almak için Bayan Medlock emretti.Craven beordrede Fru Medlock at få 'em i London.
Craven, Londra'da 'em almak için Bayan Medlock emretti.Craven määräsi rouva Medlock saada heidät Lontoossa.
Craven, Londra'da 'em almak için Bayan Medlock emretti.Craven ordenou a Sra. Medlock para pegá-los em Londres.
Craven, Londra'da 'em almak için Bayan Medlock emretti.Craven rendezett Mrs. Medlock, hogy "em Londonban.
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Co kazali panu wytworzyć?
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Doctor, ¿qué le ordenaron investigar exactamente?
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Dottore, su cosa le è stato ordinato di fare ricerca?
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Doutor, o que foi que mandou pesquisar?
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Hvad blev du beordret til at forske i, doktor?
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Tohtori, mitä teidät määrättiin tutkimaan?
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Vad beordrades du att forska om, doktorn?
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Γιατρέ, τι σας διέταξαν να ερευνήσετε;
Doktor, araştırmanız emredilen şey neydi?Доктор, а что именно вам было велено изучать?
Doktor, neyi ara,stırmanız emredilmi,sti?Doctor, ¿qué le ordenaron investigar exactamente?
Doktor, neyi ara,stırmanız emredilmi,sti?Doktorze, co takiego rozkazano panu badać?
Doktor, neyi ara,stırmanız emredilmi,sti?Dottore, su che cosa le avevano ordinato di fare ricerche?