İşsizlik yükseldi. Emlak fiyatları, hisse senetleri düştü.실업율은 증가했고, 주택가격이 하락했으며, 주식시장은 침체되었습니다.
İşsizlik yükseldi. Emlak fiyatları, hisse senetleri düştü.האבטלה עולה. ערך הדיור יורד. שוק המניות יורד.
İşsizlik yükseldi. Emlak fiyatları, hisse senetleri düştü.ازدادت البطاله, و انخفضت قيمة المساكن, كما انخفضت اسواق الاسهم
İşsizlik yükseldi. Emlak fiyatları, hisse senetleri düştü.商品市場は大荒れ
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.지난 80년대에 일본에 부동산 위기가 있었습니다. 지난 80년대에 일본에 부동산 위기가 있었습니다.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Il Giappone, nei tardi anni '80, ha avuto una crisi fiscale e immobiliare.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Japánban a '80-as évek végén ingatlanpiaci válság következett be.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Japan had een fiscale onroerendgoedcrisis in de late jaren '80.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Japan hatte eine finanzwirtschatliche Immobilienkrise in den späten 80ern.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Japonia a avut o criză fiscală imobiliară la sfârşitul anilor 80.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Japonia borykała się z kryzysem podatkowym na rynku nieruchomości pod koniec lat 80.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Le Japon a eu une crise fiscale et immobilière dans les années 80.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Έτσι λοιπόν, η Ιαπωνία είχε μια δημοσιονομική κρίση στην αγορά ακινήτων πίσω στα τέλη του '80.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.Япония имаше фискална криза с недвижимите имоти в края на 80-те години.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.אז, ליפן היה משבר נדל"ן ציבורי בשנות ה-80'.
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.اليابان , كان بها أزمة عقارية مالية فى أواخر الثمانينات .
Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı.不動産金融の危機がありました 大企業225社の株価は
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Anh em Hãy để tôi tranh chấp với ngươi bất động sản của ngươi.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Brat Pozwól mi spór z tobą twego majątku.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.CAPUCIN Permettez-moi litige avec toi de tes biens.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Dovolte mi, abych mnich spor s tebou svého majetku.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Dovoľte mi, aby som mních spor s tebou svojho majetku.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.FRADE Deixe-me disputar com as tuas propriedade.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.FRATE Lasciatemi disputa con te della tua azienda.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Friar Laat ik met u redetwisten van uw nalatenschap.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Friar Lad mig striden med dig af din ejendom.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.FRIAR Lassen Sie mich mit dir streiten deines Anwesens.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Friar Mari saya sengketa dengan engkau real-Mu.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Friar Επιτρέψτε μου διαφωνία με σένα της περιουσίας σου.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.HERMANO Déjame disputa contigo de tus bienes.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.KAPUCINUS Hadd vitát veled a te ingatlan.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.수사 날 그대 재산 그대와 함께 논쟁하자.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Patra Dovolite mi, da spor s teboj tvojega posestva.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Permiteţi-mi să calugar disputa cu tine de bunuri tău.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.TIGGARMUNK Låt mig tvist med dig av din egendom.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Veli Haluan riitaa sinun kanssasi sinun Estate.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Брат Позвольте мне спорить с тобой твоего имущества.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.Монах Нека ми спор с тебе ти имоти.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.הנזיר תן לי מחלוקת אתך האחוזה שלך.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.واسمحوا لي الراهب نزاع مع اليك من خاصتك العقارات.
Keşiş bana sana senin emlak ile anlaşmazlığı.ロミオなたなたが感じていないドーストことから話すことは二人称単数:
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Asuntoja myyvät yksityishenkilöt, kiinteistönvälitystoimistot ja rakennuttajat.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Bostäder säljs av privatpersoner, fastighetsförmedlingar och byggherrar.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Kerrostaloasunnot ja rivitaloasunnot ovat asunto-osakkeita.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Las viviendas las venden personas particulares, agencias inmobiliarias y empresas constructoras.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Les appartements sont vendus par des particuliers, des agences immobilières et des promoteurs immobiliers.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.Квартиры продают частные лица, агентства по недвижимости и застройщики.
Konutları bireysel kişiler, emlak bürolorı ve müteahhitler satmaktadır.تباع المساكن من قبل الأشخاص الأهليين والمكاتب العقارية وشركات الإنشاء.
Los Angeles da satın aldığım bir evin arka bahçesinde. emlakçının bahsetmediği bir şeydi bu.Agent zajmujący się sprzedażą domu nie raczył nadmienić tego faktu.
Los Angeles da satın aldığım bir evin arka bahçesinde. emlakçının bahsetmediği bir şeydi bu.집 뒷 마당에 방공호가 있는 걸 알게 되었죠. 부동산 업자는 말해준 적이 없는데 말이죠.
Los Angeles da satın aldığım bir evin arka bahçesinde. emlakçının bahsetmediği bir şeydi bu.l'agente immobiliare non me l'aveva fatta notare.
Los Angeles da satın aldığım bir evin arka bahçesinde. emlakçının bahsetmediği bir şeydi bu.בחצר האחורית של בית שקניתי בלוס אנג'לס שאיש הנדל"ן לא הזכיר אותו.
Los Angeles da satın aldığım bir evin arka bahçesinde. emlakçının bahsetmediği bir şeydi bu.في الحديقة الخلفية لبيت اشتريته في لوس انجلس لم ينيهني اليه موظف المكتب العقاري.
Los Angeles da satın aldığım bir evin arka bahçesinde. emlakçının bahsetmediği bir şeydi bu.不動産屋は何も言わなかったんですけどね (笑)
O çok bahçe görmek çok memnun etti kendi emlak başladı.Bil je zelo zadovoljen, da vrtnarjenje začela na lastno premoženje.
O çok bahçe görmek çok memnun etti kendi emlak başladı.Bol veľmi rád, záhradníčenie začal na jeho vlastný majetok.
O çok bahçe görmek çok memnun etti kendi emlak başladı.Był bardzo zadowolony z ogrodnictwa zaczął na własną rękę nieruchomości.
O çok bahçe görmek çok memnun etti kendi emlak başladı.Byl velmi rád, zahradničení začal na jeho vlastní majetek.
O çok bahçe görmek çok memnun etti kendi emlak başladı.Dia sangat senang melihat berkebun mulai di perumahan sendiri.
O çok bahçe görmek çok memnun etti kendi emlak başladı.El a fost foarte mult placerea de a vedea grădinărit a început pe moşia proprie.