Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.When angered or stressed, his symptoms became worse.
Avrupa'da yeni bir savaşın emareleri görülmeye başlamıştı.Une nouvelle étape vient d'être franchie dans l'Europe de la défense.
Lakin mali durumun iyileşmedi ve hatta kötüleşme emareleri ortaya çıktı.Sin embargo la situación del inmueble no mejoró, y siguió degradándose.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Quando era contrariato o stressato, i sintomi della sua infermità peggioravano e si facevano più evidenti.
Tourette hastalığı da Cladius'ta rastlanan emarelerin sebebi olabilir.Un malessere che forse sta colpendo lo stesso Moridin.
Avrupa'da yeni bir savaşın emareleri görülmeye başlamıştı.Народы Европы с изумлением смотрели на новую систему войны.
Tourette hastalığı da Cladius'ta rastlanan emarelerin sebebi olabilir.A Síndrome de Monglin pode ser confundida com a Síndrome de Tourette.
Tourette hastalığı da Cladius'ta rastlanan emarelerin sebebi olabilir.De aandoening kan een onderdeel van de tetralogie van Fallot zijn.
Bunlardan Dîvân-ı Emaret başlıca askerî işlerle meşgul olurdu.Hans ättlingar kom i huvudsak att ägna sig åt den militära banan.
Ancak onlu yaşlarına geldiğinde durumuyla ilgili emareler azaldı ve ailesi bilime olan ilgisini fark etti.Tizenéves korára állapota láthatóan javult, családja pedig észrevette érdeklődését a tudományok iránt.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Amikor ideges lett, vagy nagy nyomás nehezedett rá, tünetei csak romlottak.
Bunlardan Dîvân-ı Emaret başlıca askerî işlerle meşgul olurdu.Perkkaan kadunnimet liittyvät sotilastermistöön.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Αντίθετα, όταν ήταν νευριασμένος ή αγχωμένος τα συμπτώματα αδυναμίας του πολλαπλασιάζονταν.
Bunlardan Dîvân-ı Emaret başlıca askerî işlerle meşgul olurdu.Ήταν πασίγνωστος για τα παλικαρίσια τα στρατιωτικά κατορθώματά του.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Men i opphetet eller stresset tilstand ble symptomene hans verre.
Avrupa'da yeni bir savaşın emareleri görülmeye başlamıştı.欧州は花の都を舞台に、新たな戦いが始まった。
Bunlardan Dîvân-ı Emaret başlıca askerî işlerle meşgul olurdu.Семейството е на потомствен дворяни Ориентира се към военното поприще.
Kadın, arka arkaya hayata dönüş emareleri gösterir ancak yeniden ölü duruma döner.Тя неколкократно показва признаци на възстановяване и после отново мъртвешки се вдървява.
Avrupa'da yeni bir savaşın emareleri görülmeye başlamıştı.Започват обаче да се забелязват признаци на криза.
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.Deficitul era însă, numai simptomul unor probleme mult mai grave cu care se confrunta Grecia.
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.하지만 적자는 그리스가 직면한 훨씬 깊은 문제들중 하나의 증상에 불과했고
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.Maar het tekort was maar een symptoom van veel grotere problemen voor Griekenland.
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.Ma il deficit era solo il sintomo di problemi molto più gravi che stava affrontando la Grecia.
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.Mas o défice era apenas o sintoma dos problemas muito mais profundos que a Grécia enfrentava.
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.Ten deficyt był tylko objawem dużo głębszych problemów trawiących Grecję.
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.Але цей дефіцит був лише симптомом набагато складніших проблем, які поставали перед Грецією,
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.אבל הגירעון היה רק הסימפטום של בעיות הרבה יותר עמוקות שיוון התמודדה אתן,
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.ولكن هذا العجز لم يكن سوى إحدى الأعراض لمشاكل أعمق بكثير كانت اليونان تواجهها
Ancak bütçe açığı Yunanistan'ın yüz yüze olduğu çok daha derin sorunların sadece emaresiydi.表面化したものに過ぎませんでした 私は これらの問題に取り組む 権限というより使命を与えられて