Elma ağacın dibine düşer.Like father, like son.
Elma ağacının güzel bir çiçeği var.The apple tree has a beautiful blossom.
Bahçeme elma ağacı diktim.I planted an apple tree in my garden.
Bahçeme bir elma ağacı diktim.I planted an apple tree in my yard.
Bahçede birçok elma ağacı var.There are many apple trees in the garden.
Tom bahçesine üç elma ağacı dikti.Tom planted three apple trees in his yard.
Tom elma ağacının altında çimin üzerinde uzanıyor.Tom is lying on the grass under an apple tree.
Tom'un bahçesinde üç elma ağacı var.Tom has three apple trees in his yard.
Tom elma ağacından bazı dallar kesti.Tom cut some branches off the apple tree.
Bir elma ağacı elma sağlar.An apple tree provides an apple.
Bizim elma ağacı çiçek açıyor.Our apple tree is blooming.
Evimizin arkasında küçük kırmızı elmaları olan üç güzel elma ağacı var.Behind our house there are three beautiful apple trees with little red apples.
Tom bahçesine üç elma ağacı ve bir şeftali ağacı dikti.Tom planted three apple trees and a peach tree in his yard.
Bu bir elma ağacıdır.This is an apple tree.
Bahçende kaç elma ağacı var?How many apple trees do you have in your orchard?
Meyve bahçende kaç tane elma ağacı var?How many apple trees are there in your orchard?
Meyve bahçenizde kaç tane elma ağacı var?How many apple trees are there in your orchard?
Bu bir elma ağacı değildir.This isn't an apple tree.
Tom ön bahçesinde üç tane elma ağacı dikti.Tom planted three apple trees in his front yard.
Bahçede bir tane elma ağacı var.There's an apple tree in the garden.
Tom bir elma ağacının gölgesinde oturuyor.Tom is sitting in the shade of the apple tree.
Bir elma ağacında meyve veren mahmuzların gelişimi.Development of fruiting spurs on an apple tree.
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.徒 (tu = Fuß gehen) bestand ursprünglich aus dem Fuß 辶 und der Erde 土 (tu) als Lautträger.
Bütün bu yaşananlar sonrası elma ağacında yalnızca çok az sayıda elma kalmıştır.Dabei tragen die Bäume nur wenige Äpfel.
Yorgundu ve bir elma ağacına yaslandı.Elle était fatiguée, et s'est appuyée sur un pommier.
Tom'un bahçesinde üç elma ağacı var.Tom tiene tres manzanos en su jardín.
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.Ésta se determinaba por medio de una azada clavándola en la tierra.
Tom'un bahçesinde üç elma ağacı var.У Тома три яблони в саду.
Bu bir elma ağacıdır.Это яблоня.
Bahçede birçok elma ağacı var.В саду есть много яблонь.
O da tutar müftüye bir mektup yazar “Bahçemde bir elma ağacı dikmiştim, bir tek elma vermiş.Он признавался близким: «Я чувствую себя владельцем посудной лавки, в которую запустили слона.
İlk logo Isaac Newton'un elma ağacının altında oturmasını imgeleyerek Ron Wayne tarafından tasarlanmıştır.O primeiro logotipo da Apple, desenhado por Ron Wayne, retrata Sir Isaac Newton sentado sob uma macieira.
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.Zij was ook degene door wie (of onder wie) het eerst de wet van rechtvaardigheid in het land werd ingesteld.
Bahçede birçok elma ağacı var.Er zijn veel appelbomen in de tuin.
Bu bir elma ağacıdır.Це яблуня.
İlk logo Isaac Newton'un elma ağacının altında oturmasını imgeleyerek Ron Wayne tarafından tasarlanmıştır.Logo pertama Apple dirancang oleh Ron Wayne dan menampilkan Sir Isaac Newton duduk di bawah pohon apel.
Bu elma ağacı, tanrıça Hera'ya, tanrıça Gaia'nın düğün hediyesidir.Pohon apel itu ditanam dari dahan yang diberikan Gaia pada Hera sebagai hadiah pernikahan Hera dengan Zeus.
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.一般に食用にするのは地上に稈が出現する前後のものである。
Adem, nihayet elma ağacında kalan son elma ile elmalı turtayı yapar.最终古斯塔夫終於在《蘋果少年》画框背后得到了藏在裡面的第二份遺囑。
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.在眾神到達地上之前,地上曾是受到巨神族之統治。
Özellikle elma ağacının dalları üzerinde yaşar.Най-вече гнездото на врабченцето.
Son yıllarda topluca kayısı ve elma ağacı dikimine başlanmıştır.В последните години се създават нови масиви с ябълкови дръвчета.
O da tutar müftüye bir mektup yazar “Bahçemde bir elma ağacı dikmiştim, bir tek elma vermiş.Po dolgi hoji le pride do vrta z jablano, na kateri je bilo le eno jabolko.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.C'était en Nouvelle-Angleterre, lorsque les pommiers vibrent de fleurs.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Đây là ở New England, Khi những cây táo chỉ mới bắt đầu nở bung
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Dit was New England, en de appelbloesems trilden aan de bomen.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Eram in New England, in perioada in care merii vibrau de floare.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.뉴잉글랜드였는데, 사과나무들이 꽃을 피운 채 흔들리고 있었습니다.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Nel New England è il momento in cui gli alberi di mele esplodono di fiori.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Nowa Anglia w momencie, gdy jabłonie bujnie kwitną.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Rumah saya di New England, itu saatnya pohon apel berbunga dengan semarak.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu. Üzerimde beyaz bulutlar.Esto fue en Nueva Inglaterra, cuando los manzanos rebosan de flores, y son como nubes blancas en lo alto.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Ήμουν στη Νέα Αγγλία, οι μηλιές ήταν ολάνθιστες...
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.Това се случи в Нова Англия (региона New England в САЩ), точно когато ябълковите дървета са окичени с цвят.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.יש רק עננים לבנים למעלה.
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.كانت تلك نيو إنجلند، حيث شجر التفاح يهتز مع الأزهار
New England'da oldu bu, elma ağacı çiçeklenmişti ve titriyordu.空には白い雲が浮かび
Ve arılar, elma ağacında çalışıyorlardı.De bijen waren aan de slag in een boom.
Ve arılar, elma ağacında çalışıyorlardı.E le api stavano lavorando su questo albero.
Ve arılar, elma ağacında çalışıyorlardı.Et les abeilles butinaient sur cet arbre.