Karım elmalı turtayı çok sever.My wife likes apple pie a lot.
Sen elmalarla portakalları karşılaştırıyorsun!You're comparing apples and oranges!
Neden kafasına düşen elmayı yemediğini merak ediyorum.I wonder why he didn't eat the apple that fell on his head.
Mutfak lavabosunun yanında yarısı yenmiş bir elma vardı.There was a half-eaten apple near the kitchen sink.
Elmayı mı yoksa armutu mu tercih edersiniz?Do you prefer the apple or the pear?
Kocasına elmalı tart yaptı.She made her husband an apple pie.
İki yüz dolara kaç tane elma alabileceğine şaşıracaksın.You'd be amazed how many apples you can buy for two hundred dollars.
Tom komşunun ağacından elma çalarken görüldü.Tom was seen stealing apples from the neighbor's tree.
Tom bana bir elma attı.Tom threw me an apple.
Tom bahçesine üç elma ağacı dikti.Tom planted three apple trees in his yard.
Tom elma ağacının altında çimin üzerinde uzanıyor.Tom is lying on the grass under an apple tree.
Tom'un bahçesinde üç elma ağacı var.Tom has three apple trees in his yard.
Tom cep bıçağı ile elmayı soymakta sorun yaşadı.Tom had trouble peeling the apple with his pocket knife.
Tom elma ağaçlarının tohumlarından yetiştiğini bilmiyordu.Tom didn't know apple trees grow from seeds.
Tom elma ağacından bazı dallar kesti.Tom cut some branches off the apple tree.
Tom Mary'ye bir elmas yüzük vermemeliydi.Tom shouldn't have given Mary a diamond ring.
Tom Mary'nin parmağına elmas bir yüzük taktı.Tom put a diamond ring on Mary's finger.
Tom Mary'nin çürük elmayı çöpe atmasını rica etti.Tom asked Mary to throw the rotten apple into the garbage.
Bana bir elma ver.Give me an apple.
O, elmayı iki parçaya kesti.He cut the apple in half.
Elmalar nerede?Where are the apples?
Eğer elmaya benziyorsa ve elme gibi tadı varsa, o, muhtemelen bir elmadır.If it looks like an apple and it tastes like an apple, it's probably an apple.
Tom elmaya benzer bir şey yerken bankta oturuyordu.Tom was sitting on a bench eating something that looked like an apple.
Bizim Japonya'da yediğimiz armutlar neredeyse elmaya benziyorlar.The pears we eat in Japan look almost like apples.
Japonya'da yediğimiz armutlar neredeyse elmaya benziyorlardı.The pears we eat in Japan look almost like apples.
Tom elma çekirdeğini çöp kutusuna fırlattı.Tom threw the apple core into the garbage can.
Tom'un sonuçta Mary'ye elmas bir yüzük alması için yeterli parası olmalıydı.Tom should eventually have enough money to buy Mary a diamond ring.
Tom bir elma soyamayacak kadar çok genç.Tom is too young to peel an apple.
Tom asla dondurulmuş elma almadı.Tom has never bought frozen apples.
Tom elmanın göbeğini nasıl çıkaracağını gösterdi.Tom demonstrated how to core an apple.
Tom elmayı ikiye böldü.Tom cut the apple in half.
Tom bir miktar elma aldı ve elma sosu yaptı.Tom bought some apples and made apple sauce.
Tom beş dakikadan daha az bir sürede üç elma yedi.Tom ate the three apples in less than five minutes.
Bu elmalar çürümüş.These apples are rotten.
Bütün elmalar kırmızıdır.All apples are red.
Bir elma ağacı elma sağlar.An apple tree provides an apple.
Bir elma kaç paradır?How much is an apple?
Tom ağaçtan bir elma kopardı.Tom picked an apple from the tree.
O, bir elma istiyor.He wants an apple.
O reçel yapmak için elmalar kullandı.She used apples to do the jam.
Bu tür elmayı severim.I like this kind of apple.
Sarı elmalarımız var.We have yellow apples.
Efsane, bölgede elmaslar olduğunu söylüyor.Says the legend that there are diamonds in the region.
O elma kırmızı değilThat apple isn't red.
Bu muhtemelen gerçek bir elmas.This is probably a real diamond.
Bu gerçek bir elmas, değil mi?This is a real diamond, isn't it?
Bu elmayı yiyebilir miyim?May I eat this apple?
Bizim elma ağacı çiçek açıyor.Our apple tree is blooming.
Yemeden önce elmayı soy.Peel the apple before you eat it.
Elmaların yarısı çürümüştü.Half of the apples were rotten.
Zengin bir adam olsaydım sana elmas bir yüzük alırdım.If I were a rich man, I would buy you a diamond ring.
Evimizin arkasında küçük kırmızı elmaları olan üç güzel elma ağacı var.Behind our house there are three beautiful apple trees with little red apples.
Bu elmas servet tutar.This diamond costs a fortune.
Elmalı turta yapabilmemiz için elmalar topladık.We picked apples so we could make an apple pie.
O, elmadan bir ısırık aldı.She took a bite of the apple.
Bana gönderdiği elmalar lezzetliydi.The apples he sent to me were delicious.
Onun bana gönderdiği elmalar lezzetliydi.The apples he sent me were delicious.
En çok hangisini seversin? Elma mı, portakal mı?Which do you like best—apples or oranges?
O bir elma çiziyor.He's sketching an apple.
Britanya'da üzümlü ve elmalı tart geleneksel olarak Noel zamanında yenir.In Britain, mince pies are traditionally eaten at Christmas time.