Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.Als elfde werk moest Herakles de gouden appels van de Hesperiden roven.
Tavernier, elması Fransa Kralı XIV. Louis’e satmıştır.In 1668 verkocht Tavernier de diamant aan koning Lodewijk XIV van Frankrijk.
Yerelnet ElmalıMand met appelen
Elmasın kesilmesi yine elmasla yapılmaktadır.Wetstenen worden tegenwoordig ook met diamantpoeder gemaakt.
Bu olay neden elmasın nadir bulunduğunu açıklar.Dit roept echter de vraag op waarom de nek dan zo kort was.
Ona zehirli elma verir.Die geeft haar een gif.
Fath Ali Şah Kaçar'ın adı elmasın bir yüzüne yazıldı.Sjah Fath'Ali Kadjar uit de dynastie der Kadjaren liet zijn naam op een van de facetten graveren.
Little Elm, ABD'nin Teksas eyaletinde yer alan ve Denton ilçesinde yer alan bir şehirdir.Little Elm is een plaats (town) in de Amerikaanse staat Texas, en valt bestuurlijk gezien onder Denton County.
Güney Afrika'daki bir madende milyonlarca dolar değerinde 29.6 karatlık bir elmas bulundu.In Zuid-Afrika is een ongewoon grote, blauwe diamant gedolven van 26,6 karaat.
Bu da bir elma.Dit is ook een appel.
O bir elma yiyor.Hij eet een appel.
Ben bir elma yiyorum.Ik eet een appel.
Bu elmalar büyük.Deze appels zijn groot.
Kaç elma?Hoeveel appels?
Sepette birçok çürük elmalar vardı.Er waren veel rotte appels in de mand.
Sepette birçok çürük elmalar vardı.Er waren nogal wat rotte appels in de mand.
Şu elmalar büyük.Die appels zijn groot.
İşte, bir elma.Hier, een appel.
O, üç güzel elma seçti.Ze koos drie mooie appels.
İki bardak elma suyu, lütfen.Twee glazen appelsap alstublieft.
Bu yıl iyi bir elma hasatı oldu.We hadden een goede appeloogst dit jaar.
Bahçede birçok elma ağacı var.Er zijn veel appelbomen in de tuin.
O onlara birkaç elma verdi.Zij gaf hen een paar appels.
O John'un elması.Het is de appel van John.
Bir elmam var.Ik heb een appel.
Tom üç kilo elma satın aldı.Tom heeft drie kilo appels gekocht.
Köy kendi adını taşıyan ( Keşlik Elması ) ekşi bir tadı olan elması ile ünlüdür.Nazwa miasta pochodzi od nazwy rzeki (Żowta), nad którą jest położone.
İsrail ise ABD’ye kesilmiş elmas, mücevherat, yazıcılar ve telekomünikasyon ekipmanları ihraç etmektedir.Izrael eksportuje do Stanów Zjednoczonych diamenty, brylanty, urządzenia precyzyjne i telekomunikacyjne.
Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.Jedna z 12 prac Heraklesa to zdobycie złotych jabłek z ogrodu Hesperyd.
Elmas, mükemmel bir elektrik izolatörüdür.Jest doskonałym izolatorem elektrycznym.
Polonya, dünyanın en büyük altıncı elma üreticisi ve ihracatçısıdır.Polska jest 3. na świecie producentem jabłek.
Elmwood Park, New Jersey'de büyüdü ve Henry P. Becton Regional High School'dan mezun oldu.Dorastała w Elmwood Park i uczęszczała do Henry P. Becton Regional High School w East Rutherford.
On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda, elmalı turta Amerikan refah ve ulusal gururun sembolü haline geldi.Na przestrzeni XIX i XX wieku stało się symbolem amerykańskiego dobrobytu i narodową dumą.
Böylece Eminem, elmas plak sahibi iki albümü olan ilk rapçi oldu.To sprawiło, że Eminem stał się pierwszym i jedynym jak na razie raperem posiadającym dwie diamentowe płyty.
En sevdikleri ise A Nightmare on Elm Street ve The Texas Chainsaw Massacre.Zagrała również w A Nightmare on Elm Street i The Silent Killer.
Gala, Yeni Zelanda'da yetirştirilen bir elma türü.Gatunek endemiczny występujący w Nowej Zelandii.
Eöl Anglachel'i Nan Elmoth'ta kalmasına izin verilmesinin bedeli olarak Doriath Kralı Thingol'e vermişti.Eöl dał Anglachela królowi Thingolowi niechętnie jako zapłatę za pozwolenie zamieszkania w Nan Elmoth.
Elmacık kemikleri çıkıktır.Kości odnajdują się.
Ona zehirli elma verir.Posiada zatrute żądło.
Elmanın irisine, Ben yandım birisine.Przyczyną pożaru było podpalenie przez jednego z pracowników.
Bu fetva üzerine padişah kendisine elmas yüzük hediye etmiştir.Wtedy odszedł od Niej anioł.”.
Hemen herkesin en az bir elma bahçesi bulunmaktadır.W Jabłonkach funkcjonuje całoroczne schronisko młodzieżowe.
Kristal taşlar elmasların yapayı olarak kullanılır.Pozostałe Klejnoty powstają w celu służenia Diamentom.
Filmin özgün müziği Elmer Bernstein'a aittir.Muzykę do filmu skomponował Elmer Bernstein.
Pulların rengi elma yeşili-kahverengidir.Banknot jest pomarańczowo-zielony.
Elimizin Elmimizin Soygırımı, Bakü, 2003.Koszmar rozumu, Twój Styl, 2003.
Albüm, 2011 yılında RIAA tarafından elmas sertifika ile ödüllendirildi.Album otrzymał w 2011 roku certyfikację diamentowej płyty RIAA.
Ardından elma tatlısı yenilir.Niech no tylko zakwitną jabłonie.
Aslen bir elmas madenidir.Polokwane jest ośrodkiem wydobywczym diamentów.
Gökten üç elma düşer.Jej znaczkiem są 3 pomarańczowe pszczoły.
Hesperidler'in altın elmalarını getirmek.Złote jabłka Afrodyty.
Apple Mortar: Elma çöpü fırlatır.Eberhard Makosz: Odmiany jabłoni do sadów towarowych.
Bunlar; Elmeddin, Nihal Mirza, Abülfez oluyor.Są to m.in.: Krzykowska Zofia, Zobaczyć niewidzialne.
Nazmi Elmas İlköğretim Okulu) vardır.Local school (ang.).
1901 yılında Elma Persson ile evlenmiştir.N.G. Dalén ożenił się w 1901 z Elmą Persson.
Elmas Kafa'nın görevini üstlenmiştir.Kukol Kolekcja Philippi obowiązków.
Kollur bölgesinde elmas çıkarılıyordu.W dorzeczu wydobywane są diamenty.
Her elma kırmızıdır.Każde jabłko jest czerwone.
Elma üreticiliği de yapılmaktadır.Som även äpplet gör.
Nikki, Paulo'nun yönlendiricisi ve görünen o ki ilişkisinden daha çok elmasları önemsemektedir.Nikki är manipulativ gentemot Paulo och tycks bry sig mer om diamanterna än deras förhållande.