Ana içeriğe geç
Sözlük

elleri ile cümle

elleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Elleri görebilir miyim?Could I see your hands?
Peki, kalkan ellerin sayısı biraz azaldı.Okay, a few less hands.
Merak ediyorum -- ellerinizi kaldırın -- kimler katılıyor?I'm curious, show of hands, who agrees with it?
Elleriniz yanda olacak şekilde yere uzanın Elleriniz yanda olacak şekilde yere uzanınLie flat on the floor with your hands at your sides and your knees bent less than 45 degrees.
Elleriniz yanda olacak şekilde yere uzanınYour feet should be placed about shoulder-width apart.
Bunu becerebildikleri sürece ellerinde düzgün bir işleri olur zaten.They will have a decent company as long as they manage to do this.
Ellerini şu şekilde kaldırırlar.They raise their hands like this.
Restorasyon insanların ellerinde.The restoration is in the hands of the people,
Soğanları ellerimle doğrayacağım.I'll cut the green onions myself.
Dünya'nın kaderi sizin ellerinizde.The fate of the world is in your hands now.
İzleyiciler arasında soyadı benim gibi Resnick olan kaç kişi var? Ellerinizi kaldırın!How many people in the audience have the last name Resnick, like me?
Ya da göya sihirli elleri varmış, şifa dağıtıyorlarmış.Or spiritual healers who think they've got magic hands.
Benjamin, hemen git ve ellerini yıka.Benjamin, go and wash your hands at once.
Eğer elinizi kaldırmıyorsanız dahası da var demektir, hadi elleri görelim.If you don't raise your hand, you've had other shit, too.
Bilge doktorlar ve gelişmiş tıptı ve cerrahlardı, elleriyle ne yapması gerektiğini bilen.It was wise doctors and advanced medicine and surgeons who knew what to do with their hands.
Tamam çocuklar, ellerinizi kaldırın!Okay, kids, raise your hands!
Şimdi ellerinizin içinde ne tutuyor olabileceğinizi hayal edin. bir elma, belki de cüzdanınız.Now imagine what you could place in your hands: an apple, maybe your wallet. Now open your eyes.
"Fakat ellerimi kullanabiliyorum," dedim ve o da "Tamam." dedi.I said, "But I can use my hands," and he said, "Okay."
Ellerinizle ne yaparsanız yapın, yaptığınız hareketi anlıyor.Whatever you're doing with your hands, it's understanding that gesture.
Ama kamera aslında benim ellerimin hareket ettiği yerleri takip ediyor.But the camera is actually tracking where my fingers are moving.
Ellerindeki kara paraları, aynı kanalları kullanarak akladılar.And together they money-laundered their dirty business through the same channel.
O düğmeden ellerini çekmeyecekler bile, değil mi?They're going to be pressing that button non-stop. Right?
[Gözlerimiz açık uyumalıyız,] [ellerimizle düşlemeliyiz,][We must sleep with open eyes,] [we must dream with our hands,]
Son derece soluk soluğa kaldım ve saniyeler içerisinde ellerim uyuştu.I was hyperventilating so much, and within seconds my hands were numb.
Sonra duştan çıktığımı ve ellerimi bile hissedemediğimi hatırlıyorumAnd I remember then getting out of the shower and realizing I couldn't even feel my hands.
Ve elleri o kadar kötü kangren olmuştu ki İngiltere'ye dönmek zorunda kaldı.And his hands were so badly frostbitten that he had to return to England.
Ellerimi yeniden hissetmek 4 ay sürdü.It took me four months again to feel my hands.
Burada Panbanisha, Nyota'yı tımar etmek için elleri yerine makas kullanıyor.Here Panbanisha uses scissors, instead of her hands, to groom Nyota.
Bu türden hassas işler yapabilmesi için, ellerin ince manevralar alması gerekir.Subtle maneuvering of the hands is required to perform delicate tasks like this.
Elbette mektuplar bir yerlerde birilerinin ellerine geçer.Somebody will receive them somewhere.
Yaşlı adam yumru ellerini kadının ellerine doğru uzattı ve onları tuttu, beni yalnız bıraktı.The old man reached out his knobbly claw for the woman's hand, and found it, and left me alone.
Ellerini uzatacak.It's going to stick out its hands.
Bu sonunda ellerinde ne olacağı ki bu da bir başka renkli fotoğraf.This is what they would end up with, which is another color photograph.
Eğer olsalar, bu öğretmenleri ellerinde tutamazlar; yeterince iyi altyapıya sahip değiller.If they do have, they cannot retain those teachers. They do not have good enough infrastructure.
Fakat ellerim titriyordu, uçakların nasıl uçtuğunu öğrenmek istiyordum.But I was anxiety ridden, I wanted to know how airplanes fly.
Ellerinde eksik olan tek şey bizleri harekete geçirmek için sağlam bir krizin gerektiği.The only thing they're missing is that it takes a good crisis to get us going.
Ben ellerimi mutlaka onlara ihtiyacım yok.I don't need them necessarily in my hands.
Tanrı gözlerine dokunuyor. Ellerini kaldır, işte geliyor!God is touching your eyes, just lift up your hands, get ready, here it comes
Sadece ellerinizi kaldırır mısınız?Can you just raise the hand?
En büyük şansım ellerime bakıp ömrümün 10 yılını kaybettiğimi görmekti.The biggest change for me was looking down at my hands and seeing that I'd lost 10 years of my life.
Şimdi de, bu aletler ve ellerin arasına büyük ve oldukça karmaşık bir robot ekleniyor.Now, what you put between those instruments and those hands, is a large, fairly complicated robot.
Bunlar benim ellerim.We cook. Those are my hands.
O görkemli kuzey ışıkları tutarak onun mavi ellerinizi sıcak miyim?Can he warm his blue hands by holding them up to the grand northern lights?
"Shipmates, Tanrı koydu ama üzerinize bir yandan, her iki ellerini üzerime basın."Shipmates, God has laid but one hand upon you; both his hands press upon me.
Rudi, ellerini ordan çek!Rudi, take your hands off that!
Herşeyi verirdim ... ... nazik ellerini öpmek için ... ... ve belki boynunun yukarısını.I would give anything ... ... to kiss your gentle hands ... ... and perhaps above your neck.
"... nazik ellerini öpmek için, ve belki boynunun yukarısını ... bir gül kadar derinden.""... anything to kiss your gentle hands, and perhaps above your neck ... As deeply as a rose."
Ama ellerini düşünürüm ... ve yumuşacık uyur kalırım.But I think of your hands ... and tenderly I fall asleep.
Çek ellerini!!Hands off!
Arkaya bin, büyükanne! - Ellerini çek!Get in the back, Grandma!
Onun hemen alt tarafındaki figür ise başını ellerinin arasına almış.The figure below him has got head in his hands.
Ellerinde süper-güçlü bir başka teknik vardı, ama bu kadar iyi çalışmıyordu.They had their super-powerful technique, and they couldn't do as well.
Bu arada ellerindeki bu süper güçlü tekniğin ne olduğunu da size söyleyeyim.Incidentally, I'll tell you what that super-powerful technique was.
Yani böyle bir teknoloji fikri sayesinde kitapları insanların ellerine tekrar geçirebiliriz.So the idea of -- this technology actually may end up putting books back in people's hands again.
Konuşamıyormuş, elleri yokmuş; ama çiftçi onu çok seviyormuş.It couldn't talk, didn't have hands, but he would wash its face.
O kadar isteksizce yapıyordu ki, elleri titriyordu.She loathes it so much her hands tremble.
- Çek ellerini!- Move those hands!
"Ellerinizi yıkanın, böylece ishalden korunabilirsiniz.""Wash you hands, you might not get diarrhea."
Dünyayı, gerçek dünyayı yönetir gibi yönetiyorsunuz, yani ellerinizle.You operate the world as you operate the real world, which is to say, with your hands.
Ama insanları sabitlemek için ellerinden geleni yaptılar.But they did what they could to stabilize the people.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
elleri ile cümle - Sayfa 16 - elleri kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App