Tom'un ellerinde barut izi bulundu.Gunshot residue was found on Tom's hands.
Onlar Tom'un ellerinde barut izi buldu.They found gunshot residue on Tom's hands.
Mary'nin elleri her zaman iyi manikürlüdür.Mary's hands are always well-manicured.
Birbirlerinin ellerini tuttular ve yıldızlara baktılar.They held each other's hands and looked at the stars.
Dan bile ellerini göstermedi.Dan didn't even show his hands.
Dan Linda'nın ellerini bağladı.Dan tied Linda's hands.
Dan'in cesedi elleri kelepçeli olarak ormanda bulundu.Dan's body was found handcuffed in the woods.
Ellerini iyi yıkadığından emin ol.Make sure you wash your hands well.
Lütfen ellerini benden uzak tut.Please take your hands off me.
Ellerini başının üzerine koy.Put your hands on your head.
Polis Tom'un ellerinde barut izi buldu.The police found gunshot residue on Tom's hands.
Çocuk hırsızları Tom'un ellerini arkasından bağladılar.The kidnappers tied Tom's hands behind his back.
Lütfen ellerinizi kurular mısınız? Orada bir havlu var.Could you please dry your hands? There's a towel over there.
Tom'un elleriyle yaptığı küçümseyen jesti nasıl yorumlayacağımızı bilmiyorduk.We didn't know how to interpret the dismissive gesture that Tom made with his hands.
Ellerinizi hareketsiz tutun.Keep your hands still.
Eğer el kremi sürmezsen ellerin kuruyacak.If you don't put on hand cream, your hands will get dry.
Ellerimi tut ve gözlerimin içine bak.Take my hand and look me in the eye.
Ellerini ondan uzak tut.Keep your hands off her.
Önce ellerinizi yıkayın sonra yemek yiyin.Wash your hands first, then eat.
Ben okuldayken, solak çocuklar sağ elleriyle yazmaları için zorlanırdı.When I was in school, left-handed kids were forced to write with their right hands.
Ellerine bak.Look at your hands.
Ellerinize bakın.Look at your hands.
Tabak ellerimden kaydı.The plate slipped from my hands.
Ellerini yıkadığın sabun hangisi?What soap do you wash your hands with?
Tom'un kirli elleri var.Tom has dirty hands.
Tom elleriyle alkışladı.Tom clapped his hands together.
Tom elleriyle heyecanla alkışladı.Tom clapped his hands together excitedly.
Onun her zaman elleri ve ayaklarında kan dolaşım ile ilgili problemleri vardı.She has always had problems with the circulation in her hands and feet.
O pis ellerini benden uzak tut!Keep your dirty hands off me!
O pis ellerini benden çek!Keep your dirty hands off me!
Maria yüzünü elleriyle sakladı.Maria hid her face in her hands.
Maria yüzünü elleriyle kapattı.Maria covered her face with her hands.
Yemekten önce ellerimi yıkarım.I wash my hands before a meal.
Tom'un elleri yağlı.Tom's hands are greasy.
Yeri ovalamak için çıplak ellerini kullanma.Don't use your bare hands to scrub the floor.
Ellerim çok yağlı ve pis olduğunda nefret ederim.I hate when my hands get too oily and messy.
Tom'un elleri titriyordu ve yüzü kızarmıştı.Tom's hands were shaking and his face was red.
Doktorlar Tom'u kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yaptı.The doctors did everything they could to save Tom.
Onun ellerinde kan var.There's blood on your hands.
Tom'un elleri titremeye başladı.Tom's hands began to shake.
Tom ellerindeki kanı yıkayarak çıkardı.Tom washed the blood off his hands.
Tom ellerini Mary'nin omuzlarına koydu ve derinden onun gözlerine baktı.Tom put his hands on Mary's shoulders and looked deeply into her eyes.
Muhalefet kötü niyetle birlikte ellerini ovuşturuyor.The opposition is rubbing their hands together in malice.
Bir şey yemeden önce ellerini yıkamalısın.Before eating anything, you should wash your hands.
Ellerinden ne geliyorsa yapacaklardır.They'll do whatever they can.
Ellerinden geleni yapacaklar.They'll do whatever they can.
Mary önlüğüyle ellerini sildi.Mary wiped her hands on her apron.
Bebeğin altını değiştirdikten sonra ellerinizi güzelce yıkamanız çok önemlidir.It is very important that you wash your hands thoroughly after changing a baby's diaper.
Onlar ellerinden gelen her şeyi yapıyor.They're doing everything they can.
Senin ellerinde kan var.You have blood on your hands.
Benim geleceğim sizin ellerinizde.My future is in your hands.
Tom ellerinden kanı yıkadı.Tom washed away the blood from his hands.
Ben Frankenstein'ı kendi ellerimle yarattım.I created Frankenstein by my own hands.
Kuru ellerim var.I have dry hands.
Mary yüzünü ellerinin içine gömdü ve kontrolsüzce ağladı.Mary buried her face in her hands and sobbed uncontrollably.
Benim kaderim senin ellerinde değil.My fate isn't in your hands.
Mary çıplak elleriyle tavşanı öldürdü.Mary killed the rabbit with her bare hands.
Onun elleri soğuktan morarmıştı.His hands were blue with cold.
Hiç kimse kendi ellerini ıslatmadan başkasının gözyaşlarını kurulayamaz.No one can dry another's tears without wetting his own hands.
Onun elleri pis.His hands are dirty.