Ana içeriğe geç
Sözlük

eline ile cümle

eline kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veripيلتحق بالجيش، يعطيه الجيش بندقية.
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah verip彼はイラクに派遣されます
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor.Hij sluit zich aan bij het leger en krijgt een geweer.
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor. Irak'a yolluyorlar.Se înrolează în armată, armata îi dă o armă și îl trimite în Irak.
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor.그는 군에 지원을 하고, 군대는 그에게 소총을 줍니다.
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor.Přidává se k armádě, dostává zbraň.
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor.הוא מתגייס. הצבא נותן לו רובה.
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor.يلتحق بالجيش، فيعطيه الجيش بندقية.
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor.彼はイラクに派遣されます
Oyuncak bebeklerin tanesi 1$ idi, toplamda eline 100 $ geçecekti.Z drugiej strony tego równania jest producent coli.
Oyuncak bebeklerin tanesi 1$ idi, toplamda eline 100 $ geçecekti.Він продав би ляльки, по суті, за 1$ кожна; отримав би назад 100$.
Oyuncak bebeklerin tanesi 1$ idi, toplamda eline 100 $ geçecekti.Он должен был продать эти куклы фактически за 1$ каждую, и получить обратно 100$.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.A stalo sa tej noci, že mu riekol Hospodin: Vstaň, sídi do tábora, lebo som ho vydal do tvojej ruky.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.És monda néki az Úr azon az éjszakán: Kelj fel, menj alá a táborba, mert kezedbe adtam õket.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.In zgodi se tisto noč, da mu reče GOSPOD: Vstani, pojdi doli v tabor! zakaj dal sem ti ga v roko.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.I stalo se, že noci té řekl jemu Hospodin: Vstana, sstup k vojsku, nebo dal jsem je v ruku tvou.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.I stało się onej nocy, że rzekł do niego Pan. Wstań, znijdź do obozu, bom go dał w ręce twoje;
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.이 밤에 여호와께서 기드온에게 이르시되 일어나 내려가서 적진을 치라 내가 그것을 네 손에 붙였느니라
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.L`Éternel dit à Gédéon pendant la nuit: Lève-toi, descends au camp, car je l`ai livré entre tes mains.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.Och HERREN sade den natten till honom: »Stå upp och drag ned i lägret, ty jag har givit det i din hand.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.Og samme natt sa Herren til ham: Stå op og dra ned imot leiren! Jeg har gitt den i din hånd.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.Samme Nat sagde HERREN til ham: "Stå op og drag ned imod Lejren, thi jeg har givet den i din Hånd!
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.Sinä yönä Herra sanoi hänelle: "Nouse ja käy leirin kimppuun, sillä minä annan sen sinun käsiisi.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.В ту ночь сказал ему Господь: встань, сойди в стан, Я предаю его в руки твои;
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.И в същата нощ Господ му каза: Стани слез в стана, защото го предадох в ръката ти.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.ויהי בלילה ההוא ויאמר אליו יהוה קום רד במחנה כי נתתיו בידך׃
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.وكان في تلك الليلة ان الرب قال له قم انزل الى المحلّة لاني قد دفعتها الى يدك.
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.當 那 夜 耶 和 華 吩 咐 基 甸 說 、 起 來 、 下 到 米 甸 營 裡 去 . 因 我 已 將 他 們 交 在 你 手 中
RAB aynı gece Gidyona, ‹‹Kalk, ordugaha saldır›› dedi, ‹‹Çünkü orayı senin eline teslim ediyorum.當那 夜 耶和華 吩咐 基 甸說 、 起來 、 下 到 米甸營裡 去 . 因我 已 將 他 們交 在 你 手中
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.A Hospodin ponechal tie národy a nevyhnal ich rýchle ani ich nedal do ruky Jozuu.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Alltså lät HERREN dessa folk bliva kvar och fördrev dem icke med hast; han gav dem icke i Josuas hand.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Also ließ der HERR diese Heiden, daß er sie nicht bald vertrieb, die er nicht hatte in Josuas Hand übergeben.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Assim o Senhor deixou ficar aquelas nações, e não as desterrou logo, nem as entregou na mão de Josué.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.ért hagyta meg az Úr ezeket a pogányokat, és nem [is] ûzte ki hamar, és nem adta õket Józsué kezébe.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.HERREN lod da disse Folkeslag blive og hastede ikke med at drive dem bort; han gav dem ikke i Josuas Hånd.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Il Signore lasciò quelle nazioni senza affrettarsi a scacciarle e non le mise nelle mani di Giosuè
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.I zanechal Hospodin národů těch, a nevyhnal jich rychle, aniž dal jich v ruku Jozue.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.I zostawił Pan one narody, nie wyganiając ich rychło, ani ich podał w rękę Jozuego.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.그 열국을 머물러두사 속히 쫓아내지 아니하시며 여호수아의 손에 붙이지 아니하셨음이 이를 인함이었더라
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Por eso Jehovah dejó allí a aquellas naciones y no las arrojó de una vez, ni las entregó en mano de Josué
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Så lot da Herren disse folk bli og hastet ikke med å drive dem bort; han gav dem ikke i Josvas hånd.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Zato je vzdržal GOSPOD tiste narode in jih ni pregnal v kratkem, tudi jih ni dal v roko Jozuetu.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.Και αφηκε Κυριος τα εθνη ταυτα, χωρις να εκδιωξη ταχεως αυτα ουδε παρεδωκεν αυτα εις την χειρα του Ιησου.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.И оставил Господь народы сии и не изгнал их вскоре и не предал их в руки Иисуса.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.И тъй, Господ остави тия народи, без да ги изгони скоро, и не ги предаде в ръката на Исуса.
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.וינח יהוה את הגוים האלה לבלתי הורישם מהר ולא נתנם ביד יהושע׃
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.فترك الرب اولئك الامم ولم يطردهم سريعا ولم يدفعهم بيد يشوع
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.這 樣 耶 和 華 留 下 各 族 、 不 將 他 們 速 速 趕 出 、 也 沒 有 交 付 約 書 亞 的 手
RAB o ulusları hemen kovmamış, Yeşu'nun eline teslim etmeyerek ülkelerinde kalmalarına izin vermişti.這樣 耶和華 留下 各 族 、 不 將 他 們速速 趕出 、 也沒 有 交付 約書亞 的 手
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Da sagde HERREN til Satan: "Se, han er i din Hånd; kun skal du skåne hans Liv!"
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Da sa Herren til Satan: Se, han er i din hånd; spar bare hans liv!
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Der HERR sprach zu dem Satan: Siehe da, er ist in deiner Hand; doch schone seines Lebens!
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Disse, pois, o Senhor a Satanás: Eis que ele está no teu poder; somente poupa-lhe a vida.
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››"Doe met hem wat u wilt", antwoordde de HERE, "maar laat hem in leven."
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Domnul a zis Satanei: ,,Iată, ţi -l dau pe mînă: numai cruţă -i viaţa.``
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Ðức Giê-hô-va phán với Sa-tan rằng: Kìa, người ở trong tay ngươi; nhưng chỉ hãy giữ mạng sống người.
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Ðức_Giê - hô-va phán với Sa-tan rằng : Kìa , người_ở trong tay ngươi ; nhưng chỉ hãy giữ mạng sống người .
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Herra sanoi saatanalle: "Katso, hän olkoon sinun käsissäsi; säästä kuitenkin hänen henkensä".
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››HERREN sade till Åklagaren: »Välan, han vare given i din hand; allenast hans liv må du skona.»
RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››Il Signore disse a satana: «Eccolo nelle tue mani! Soltanto risparmia la sua vita»
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
eline ile cümle - Sayfa 38 - eline kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App