Tom için elinden geleni yap.Do what you can for Tom.
Tom zamanında oraya varmak için elinden geleni yaptı.Tom tried his hardest to get there in time.
Elinden geldiğince hayatını yaşamalısın.You must live your life the best you can.
Elinden geldiği kadar sert tekme vur.Kick as hard as you can.
Onlar için elinden geleni yap.Do what you can for them.
Onun için elinden geleni yap.Do what you can for him.
Tom elinden geleni yapacak.Tom will do his best.
Tom ipi elinden geldiği kadar uzun süre tuttu.Tom held on to the rope as long as he could.
Tom işletme borçlarını ödemek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to pay off his business debts.
Tom süreci hızlandırmak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to speed up the process.
Tom izlerini kapatmak için elinden geleni denedi böylece yüzünü kurtarabildi.Tom tried his best to cover his tracks so he could save face.
Elinden gelen her şeyi yaptığından emin misin?Are you sure you did everything you could?
Tom kapıyı elinden geldiğince sessiz olarak kapattı.Tom closed the door as quietly as he could.
Lütfen onu elinden geldiği kadar çabuk yap.Please do it as quickly as you can.
Lütfen oraya elinden geldiği kadar hızlı git.Please get there as fast as you can.
Lütfen oraya elinden geldiği kadar kısa sürede git.Please get there as soon as you can.
Tom elinden geleni yaptı, ama yeterli olmadı.Tom gave his all, but it wasn't enough.
Komşularına yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapmalısın.You should do all you can to help your neighbors.
Tom'un elinden her iş gelir.Tom can do anything.
Her zaman elinden geleni yap.Always do your best.
Elinden geleni öde.Pay what you can.
O sağ elinden yandı.She got burned on her right hand.
Tom, Mary'yi rahat ettirmek için elinden gelenin en iyisini yaptı.Tom did his best to comfort Mary.
Şiiri elinden geldiğinden iyi çevirdim.I translated the poem as well as I could.
Sanırım elinden gelen en kısa sürede gelmelisin.I think you should leave as soon as you can.
Tom'u eleştirip durma. Elinden gelenin en iyisini yapıyor.Don't knock Tom. He's doing his best.
Tom elinden gelenin en iyisini yaptı ama yine de başarısız oldu.Tom did his best, but he failed anyway.
Tom çocukları için elinden geleni yaptı.Tom did what he could for his children.
Hükümet, aile bağlarını koparmak için elinden gelen her şeyi yaptı.The government did all it could to break family ties.
Onlar elinden geleni yapıyor.They're doing what they can.
Başka insanların haklarını elinden alma hakkımı gasp etmeyi kesin.Stop taking away my right to take away other people's right.
Olup bitenlere karşı elinden bir şey gelmez.You can't help what happens.
O elinden gelenin en iyisini yapıyor.He's doing the best he can.
Elinden geleni yapman gerekiyor.You need to put your best foot forward.
Tom ne yapılması gerektiğini açıklamak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to explain what needed to be done.
Tom ne olduğunu açıklamak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to explain what had happened.
Herkes elinden geleni yapar.Everyone does what he can.
Tom elinden geleni yapmaya çalışıyor.Tom is trying to do his best.
Tom'un elinden geleni yaptığını düşünüyorum.I think Tom is doing his best.
Savunma avukatı onun beraatini güvenceye almak için Tom adına elinden geleni yaptı.The defence attorney did his best on behalf of Tom to secure his acquittal.
Elinden geleni yapmalısın.You should always try your best.
Derin bir nefes al elinden ve onu geldiğince uzun süre tut.Take a deep breath and hold it for as long as you can.
Elinden gelse geçmişini değiştirir misin?Would you change your past if you could?
Mutlu olmak için elinden gelen her şeyi yap.Do everything you can to be happy.
Elinden geldiğinde Tom bize yardım etti.Tom helped us out when he could.
Tom elinden geldiği kadarıyla yürüdü.Tom walked as far as he could.
Bazen elinden geleni yapmaya çalışmak yeterince iyi değildir.Sometimes trying your best isn't good enough.
Sincap onun elinden yedi.The squirrel ate out of his hand.
Helsinki'deki martılar insanların elinden dondurma çalar.The seagulls in Helsinki steal ice cream out of people's hands.
Tom elinden gelenin en iyisini yapacağına söz verdi.Tom promised he'd do his best.
Bunun olmasını önlemek için elinden geleni yapacağım.I'll do whatever I can to prevent that from happening.
Tom elinden geldiği kadar hızlı hareket etti.Tom moved as quickly as he could.
Fadıl karısını destekleyebilmek için elinden gelen her şeyi yaptı.Fadil did everything he could to support his wife.
Tom, Mary'yi onunla dansa gitmeye ikna etmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to persuade Mary to go to the dance with him.
Tom, Mary'yi çocuklarını bebek bakıcılığı yapmaya ikna etmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to persuade Mary to babysit his children.
Tom sınıfın geri kalanına yetişmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to catch up with the rest of the class.
Tom elinden geldiği kadar yüksek sesle bağırdı ama hiç kimse onu duymadı.Tom shouted as loud as he could, but nobody heard him.
Tom Mary'ye yetişmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to catch up with Mary.
Tom elinden gelenin en iyisini yaparak Mary'yi teselli etti.Tom comforted Mary the best he could.
Tom yetişmek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to catch up.