Her elemanının kendinden öncekilerin çarpımının bir fazlasına eşit olduğu sayı dizisidir.بحيث أن كل عدد هو ضعف العدد الذي سبقه.
Ben sadece bir grubun bir elemanıyım, ve bence Death bir metal grubudur."Sou apenas um cara de uma banda, e acho que o Death é uma banda de metal".
Bu elemanlar basit veya istenildiği kadar karmaşık olabilir.As propostas podem ser simples ou complexas tanto quanto o necessário.
Liste elemanları köşeli parantez ile belirtilmeli: .A lista de elementos deve ser cercada por colchetes: .
Pek çok memeli ve kanatlı hayvanda solunum yollarında normal flora elemanı olarak kolonizasyon gösterir.Muitas espécies bacterianas colonizam a pele como flora normal.
Ag-o durumu öğrendiğinde çetenin elemanları Ag-o'yu kötü bir şekilde döver.Isto é, até que uma bela agente da CIA o convença.
Özdeş fonksiyon: Herhangi bir eleman kendisine eşlenir.Bens exclusivos: Que atendem a uma pessoa num dado momento.
V {\displaystyle V} kümesinin elemanlarına yöney (vektör) denir.Os vértices em V {\displaystyle V} são chamados de modos de controle.
Grup elemanları gerçek adları yerine takma isim kullanıyorlar.Existem diversos artistas que optam por usar nomes artísticos em vez do seu nome verdadeiro.
Eksozomun çekirdeği başka proteinlerin bağlı olduğu altı elemanlı halka yapısını içerir.O núcleo do complexo possui estrutura anular formada por seis membros, ao qual se acoplam outras proteínas.
Bu durumda, G grubunun tüm elemanları, g 'nin bir kuvveti olarak yazılabilir, ör: b = gk.Seja b um gerador de G; então todo elemento g de G pode ser escrito na forma g = bk para algum inteiro k.
Omik devreler direnç elemanları içerir.Interferonas ligam-se a receptores de interferona.
Her bir tasarım elemanı iyi tanımlı bir arayüze ve hatasız davranış tanımlamasına sahip olmalıdır.Todos deviam ter boa aparência e não ter defeito físico.
Eşküme belitine göre iki küme sadece birinin her bir elemanı diğerinde varsa eşittir.Dizemos que dois conjuntos são iguais se, e somente se, cada elemento de um é também elemento do outro.
XPath bir XML dokümanı içindeki elemanları ve onlara ait özellikleri incelemeye yarar.Great, que analisa cada um dos volumes da CMX e suas alterações.
Bir fast food restoranında servis elemanı olarak çalışmıştır.Trabalha como garçonete numa rede de comida fast-food.
Grubun bütün elemanları gibi o da bir motor tutkunudur.Como todas as espécies deste grupo, necessitam de muita interação.
Manifold (motor elemanları), motorun bir parçası.ENGINE: representa o coração da moto, o motor.
Grup elemanlarının tamamı filmde rol aldı.Cada um contribuiu com um filme.
Diğer bir deyişle, sıralı mantık devreleri hafıza elemanı taşıyan kombinasyonel devrelerdir.Ou, em outras palavras, lógica sequencial é a lógica combinatória com memória.
Çatı örtüsü, yapının üst elemanı, çatının kaplamasına verilen isimdir.O frontão encima a fachada principal e a sua forma é determinada pelo telhado.
Bu durumda elemanı kontrol edemeyiz.Você não pode controlar essas unidades.
Bir kısmı da kamu ve özel sektörde yöneticilik ve ara eleman olarak çalışmaktadır.Torna-se agente do governo em missões especiais e secretas.
Çalışma hayatına 1967 yılında Faye Dunaway'in Bonnie ve Clyde filminde teknik eleman olarak başladı.Um dos seus primeiros papéis foi dobrar Faye Dunaway no filme Bonnie and Clyde de 1968.
Bütün değerleri rastgele bir sirayla eklenmis bir ağaçta rastgele secilen bir elemana uzaklik O(log n)'dir.É um abugida, com todas as suas letras contendo uma vogal inerente အ (a. ou ).
Eleman sayısı (cardinality) n:m şeklinde belirtilir.O primeiro manuscrito (Codex A) está incompleto.
Grubun elemanları, daha önceden "Neposedi" adlı bir çocuk müzik grubunda bir araya gelmiştir.Mais recentemente integrou o projeto "Garoto", um grupo musical.
Köyde ilköğretim okulu binsı mevcuttur fakat kadrolu eleman yoktur.Nestas escolas de pensamento, existe acção, mas nenhum agente.
Sağdan etkisiz eleman benzer biçimde tanımlanır.Uma ações do monoide a direita é definida de forma análoga.
Üç temel, doğrusal (lineer) analog devre elemanı vardır: direnç (R), kapasitör (C) ve bobin (L).Existem três componentes básicos destes circuitos analógicos: o resistor (R), o capacitor (C) e o indutor (L).
Grubun 1969'da kurulmasından bu yana grupta kalan tek elemandır.Hij is de enige die sinds de oprichting in 1969 tot heden lid van de band is geweest.
Vadide yer yer Akdeniz elemanlarına (incir ve karaçalı) rastlanır.Het gebruik van de grond zou met gunningen (van bepaalde termijn) aan de meestbiedende gegeven worden.
1990'da grupta eleman değişiklikleri oldu.In 1990 was er het nodige in de partij veranderd.
Buddy Holly ve grup elemanlarından Ritchie Valens, ve J.P.Nadat Buddy Holly, Ritchie Valens, en J.P.
Ancak diğer elemanların kurduğu grup olan Audioslave dağılınca, Rage Against the Machine tekrar birleşmiştir.Na de opsplitsing kwamen de leden van Rage Against the Machine weer samen.
Bunların en iyi bilinen örnekleri Alu elemanlarıdır.Dit zijn de meest voorkomende voorbeelden van valse vrienden.
Bir fast food restoranında servis elemanı olarak çalışmıştır.Hier werkte ze in enkele fastfoodrestaurants.
Gruplar sonlu , sayılabilir sonsuz veya sayılamaz sonsuz sayıda eleman içerebilirler.Een rij kan uit eindig of aftelbaar oneindig veel elementen bestaan.
Bunun yanında deniz de önemli bir elemandır.Schepen zijn hierbij een belangrijk onderdeel.
2004'te diğer elemanların ayrılmasıyla grup orijinal kadrosuna döndü.In 2004 kwam de groep in de originele bezetting weer samen.
Suprematist elemanları figüratif öğeleri ile birleştirilmiştir.Stembiljetten worden verbrand door separatisten.
Genel olarak bir yapı elemanı olarak kabul edilmez.Het is nauwelijks te herkennen als stationsgebouw.
Ancak kısa sürede grup elemanları arasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı.Al snel ontstond echter onenigheid tussen de tien.
Fakat onun son elemanı küçültülür.Het onderste uiteinde ervan is beschadigd.
Tüm elemanlar başka gruplarla başka yerlerde çalmaya başlamıştı.Alle bandleden speelden later nog in andere bands.
Aynı yıl ODTÜ'ye dönüp, öğretim elemanı olarak çalışmalarına başladı.Twee jaar later, nog altijd zijn job als leraar uitoefenend, begon hij terug als componist.
Benny Andersson, 18 yaşında İsveç'in ünlü gruplarından Hep Stars'ın elemanlarından biriydi.Benny Andersson was in de jaren 1960 lid van de Zweedse rockband The Hep Stars.
Kan şekilli elemanlar ve plazmadan oluşur.Het bloed bestaat uit plasma en cellen.
Titchener, buna karşı bilinç elemanlarının öznel ifadesi ile ilgilenmiştir.Tolkien zelf spreekt in dit verband over zijn secret vice.
Film ekibinde rol alan bazı elemanlar da bu işgale karşı yapılan direnişe bizzat katılmışlardı.Niet voor niets was een aantal sleutelfiguren die aan deze film meewerkten, zelf slachtoffer van deze lijst.
Yani biri için, diğerinde olmayan eleman bulunmamaktadır.Wat voor de één vals klinkt, hoeft dat voor een ander niet te doen.
Bu elemanlar çoğunlukla bir elektrik devresinde bulunur.Vaak hebben deze inwendig een elektronische ruisbron.
Bu durumda elemanı kontrol edemeyiz.Zoals gezegd kan de compiler dit niet controleren.
Grup elemanları gerçek adları yerine takma isim kullanıyorlar.Ze gebruiken ook hun echte namen niet tijdens interviews.
Süs köpeği grubunun elemanları, kendilerine has farklı görünüşlere ve karakterlere sahiptirler.Een hondenras is een groep honden met in uiterlijk en gedrag overeenkomstige eigenschappen.
Bu dört kaldırışın üç tanesi farklı grup elemanlar seçilmelidir.Hiervoor moeten drie van de vier groepen drukken.
Bununla birlikte her elemanın bir öncel elemanı olmak zorunda değil.Niet iedere partij hoeft een beginselprogramma te hebben.
Bir fast food restoranında servis elemanı olarak çalışmıştır.Ma również pracę jako dostawca w restauracji typu fast food.
2003 yılında sitenin gelişimine yardım etmesi için ilk eleman işe alındı.W 2003 zatrudniono pierwszego pracownika do pomocy przy rozwoju witryny internetowej.
Daha sonra Panucci Pizza'da dağıtım elemanı olarak işe girdi.Potem dostał pracę jako rozwoziciel pizzy w Panucci's Pizza.