elektro ile cümle
elektro kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Elektronik cihazlar genellikle mikroişlemci ya da mikrokontrolör kullanırlar.The controller is usually a microprocessor or DSP.
İletken metallerdeki elektronların belirli bir yöne doğru hareketi elektrik akımı olarak bilinir.The motion of electrons in conductive metals in a specific direction is known as electric current.
Bu moleküler yapılardaki temel faktör elektron çiftlerinin var olmasıdır.A fundamental factor in these molecular structures is the existence of electron pairs.
Net bir elektrik yüküne sahip mezonlar ayrıca elektromanyetik etkileşime de katılır.Mesons with net electric charge also participate in the electromagnetic interaction.
Anten: Elektromanyetik enerjiyi uzaya yayar.Aventure Électronique took over the space.
Elektroliti tuzlu su olanlarda hücre başına 0.7 volt mümkündür.Saltwater electrolyte achieves approximately 0.7 volts per cell.
En düşük elektronik enerji dizilimi temel hâl olarak adlandırılır.The configuration that corresponds to the lowest electronic energy is called the ground state.
Çivi bombaları, elektromanyetik algılayıcılar ve metal dedektörler sayesinde bulunabilir.Nail bombs can be detected by electromagnetic sensors and standard metal detectors.
Krewella, elektrodans grubu.Sr. Mandrill, electro-funk band.
En öne çıkan enstrümanlar elektro gitar ve basgitardır.The most well-known solid body instruments are the electric guitar and electric bass.
Bir yıl sonra, statik elektrik üretebilen elektroforu icat etti ve tanıttı.He later was an electric appliance manufacturer and inventor.
Elektron tübü.Elektrotkeknikeren.
Kuantum elektrodinamiğinde kiral anomali iki foton ve bir pion çürümesine neden olur.In QCD this anomaly causes the decay of a pion to two photons.
Burada şunu hatırlamamız gerekir ki bütün ışık dalgaları kökenlerinde elektromanyetik özelliktedir.Recall that all light waves are electromagnetic in origin.
Jaffa Phonix temelde Elektronik, Hip Hop tarzı çalan Filistinli bir gruptur.Jaffa Phonix is a Palestinian band whose music consists of electronica, hip hop and big beat.
Elektrik Elektronik Mühendisliği, 2009 yılında kurulmuştur.Ambition Institute of Technology was established in 2009.
Elektronik ortamda yayınlanan kitaplara ise e-kitap yani elektronik kitap denir.Brochures available in electronic format are called e-brochures.
Elektron-fonon etkileşimleri önemli bir rol oynayabilir.Electrode effects can be of importance.
The Knife, 1999'da Stockholm'de kurulan, İsveçli elektronik müzik ikilisi.The Knife were a Swedish electronic music duo from Gothenburg formed in 1999.
Bileşik oluşurken metal elektron verir, ametalde elektron alır.At the anode, the metal gives up electrons.
Elektrokimyasal hücre potansiyeli aynı zamanda elektromotor kuvvet veya emk olarak da adlandırılır.Electrochemical cell voltage is also referred to as electromotive force or emf.
Elektromanyetik indüklemeyi, manyetik alanın ışığın kutuplanma düzlemini döndürdüğünü buldu.This motor successfully raised the satellite into the planned transfer orbit.
Elektromanyetik dalgalar "vakum" da ilerler.They propagate through a vacuum.
Belki farkına vardınız ya da varmadınız ama anlımda elektrot var.You may or may not have noticed that I'm wearing a tiny electrode on my forehead.
Bu filmde, güya bu mesajlar elektronik olaylarda gizli.(Laughter) In this case, supposedly, these messages are hidden in electronic phenomena.
Bu haklarında konuştuğum iki elektronik etikette pahalı etiketler.Both the electronic tags I'm talking about are expensive.
Doktoram elektronları teker teker hareket ettirmekti.My Ph.D. was to move electrons around, one at a time.
Elektronlar bir çeşit tüy gibi kayboluyorlar, ve geriye sadece enerji kalıyor.Electrons disappear in a kind of fuzz, and there is only energy.
Elektronların telden aşağıya doğru saçılan bal hızında homurdanarak indiği söyleniyor.Electrons bumble down the wire, about the speed of spreading honey, they say.
Tanım olarak zaten boyutsuzdur, bir elektron gibi yani, yeterince tuhaftır.It's by definition dimensionless, like an electron, oddly enough.
Bunun yerine, bir tür 'Merkez Bankası rezervleri' olarak adlandırılan elektronik para kullanıyorlar.So instead, they use a type of electronic money, which is called 'central bank reserves'.
Ama bu temel para--her iki nakit oluşur doğru ya da elektronikBut it's true that this base is made up of money -- either cash or electronic
Piramit geri kalanı oluşur para - banka tarafından oluşturulan elektronik para tip üçüncü.The rest of the pyramid is made up of the third type of money -- the electronic bank-created money.
Bu durumda, temel elektronik Merkez Bankası rezervleri ve nakit paradır.In this case, the base money is the electronic central bank reserves and cash.
Bu insanlar bir gün birden fazla elektronik ödeme yap.Some of these people make more than one electronic payment a day.
Bunlar 'hesapları rezerv' nakit--saklamak yok sadece elektronik Merkez Bankası hakkını saklı tutar.These 'reserve accounts' don't store cash -- just electronic central bank reserves.
Bu 1960'ta Frank Drake'in elektroniği.This is Frank Drake's electronics in 1960.
Bu da günümüzdeki Allen Telescope Array'in elektroniği.This is the Allen Telescope Array electronics today.
Bundan tek hatırladığım tek bir kelimeydi: Elektronik bilimi.All I remember from it was one word: electronics.
Pekala, bu adam elektronik bilimi dedi.All right, so the guy said electronics.
Ve böylece elektronik bilimine ilgi duydum ve bilirsiniz, acemi lisansımı almak için okudum.And so I got interested in electronics, and you know, I studied to get my ham license.
Açýlýmý Elektronik Mahkeme Kayýtlarýna KamusalWhich stands for Public Access to Court Electronic Records.
Biz de gelişmiş bir kamera yaptık, bir nevi elektronik denizanası yapmak istedik.Made an intensified camera, wanted to make this electronic jellyfish.
Bu nedenle, bir açıdan bu sadece elektronik sağlık kaydının temel bir kodlaması.So on the one hand, this is just a basic recoding of the electronic medical record.
İşte burada, bu yıldızın daha da içe çökmesinin önüne... ...geçen şey, elektron bozunum basıncı.And here the pressure that is keeping this from collapsing further is electron degeneracy pressure.
Artık elektron bozunum basıncı da yetmediği için... ...bu, daha da çok içe çökmüştür.This overcame the electron degeneracy pressure to collapse even further.
Dağınık olabilir, hangi elektronun kime ait olduğu anlaşılmayabilir.It might be messy, it might not be clear where these electrons belong.
Onların 2 elektronu var, umarım bu yeterince açıktır.Hopefully that was reasonably clear.
Ta kenarda elektronlar bulunur.Way on the edge are the electrons.
Boş! Çekirdek ile elektronların arasında geniş boş alanlar bulunmaktadır.Between the nucleus and the electrons, there are vast regions of empty space.
Şimdi, teknik olarak bazı elektromanyetik alanlar vardır, ancak şey açısından, yani madde, boştur.Now, technically there are some electromagnetic fields, but in terms of stuff, matter, it is empty.
Ve oksijende iki tane fazladan değerlik elektronumuz var. .And then you have two extra pairs of valence electrons in the oxygen.
Oksijen elektronları alıp bencillik etmeyi seviyor.It likes to hog the electrons.
O zaman burada oksijen ve hidrojenin elektronlarını paylaştığını görmenize rağmenSo even though this shows that they're sharing electrons here and here.
Ve bu yüzden de elektronlar oksijen etrafında hidrojeninkine göre daha fazla vakit harcıyorlar.And so the electrons spend a lot more time around the oxygen than they do around the hydrogen.
Bu şişe, atomları çevrenin gürültüsünden yalıtmak için elektromanyetik alanları kullanır.It uses electromagnetic fields to isolate the atoms from the noise of the environment.
Protonumuz ve elektronlarımız var.We have a proton. And we have electrons.
Elektronun nerede olabileceğine dair bu işleme/fonksiyona* orbital deniyor.And so this function of where an electron is, this is called an orbital.
Böylece bu bizi orijinal/asıl elektron modeli hakkında cezbediyor.And so that's what was tempting about the original model of an electron.
Sahip olduğu elektron sayısından mı?Is it by the number of electrons?