Ana içeriğe geç
Sözlük

elektro ile cümle

elektro kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1835 yılında, Samuel Morse ilk elektromıknatıslı telgrafını yaptı.1844 - Samuel Morse verstuurt zijn eerste telegram via de elektrische telegraaf.
Oxygene 7–13 Jean Michel Jarre'ın 1997 yılında yayımlanmış enstrümantal Elektronik müzik albümüdür.Oxygène 7-13 of Oxygene 7-13 is een album uit 1997 van Jean-Michel Jarre, zijn negende reguliere studioalbum.
Otomobilin üst hızı elektronik olarak saatte 350 km ile sınırlandırılmıştır.De auto is elektronisch begrensd op 250 km/h.
Kardeşi Olof Dreijer ile oluşturduğu elektronik müzik ikilisi The Knife'ın solistidir.Ze vormt met haar broer Olof Dreijer het duo The Knife.
Elektron mikroskobu ile doğrudan sayım.Hoofdluis onder de lichtmicroscoop.
Elektroyla işi bitti.De elektriciteit werd afgesloten.
Tarzı elektronik müziğe benzemektedir.Het genre is Elektronische muziek.
Sıvı elektrolit dengesizliğini düzeltmek için gerekli sıvılar verilir.Met het infuus moeten elektrolytstoornissen worden gecorrigeerd.
Dolayısı ile tüm müonlar en azından bir elektron ve iki nötrinoya bozunurlar.Het muon vervalt vervolgens in een elektron en twee neutrino's.
Başka bir tane yazıyordum ve bu da ağır elektronik tonları içeriyordu.Andersch gebruikte ook een typemachine met extra grote letters.
Özbekistan, 2021'den itibaren elektronik vizeleri de sunmayı planlıyor.Connexxion is van plan om in 2021 elektrische bussen van 21 meter in te zetten.
Bunun yerine nemli bir elektrolit pasta içerirler.In plaats van damstenen glaasjes sterkedrank.
Bu nedenle, ışık kendisi bir elektromanyetik radyasyondur.Licht is dus een vorm van elektromagnetische straling.
Üzerinde hem mekanik hem de elektronik fünye kullanılabilir.Ze kunnen zowel mechanisch als elektronisch zijn.
New York'ta Columbia Üniversitesi'nde elektronik müzik üzerine ders vermiştir.In New York studeerde hij muziek aan de Columbia-universiteit.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.In 1886 stichtte hij zijn eigen bedrijf, de Werkstätte für Feinmechanik und Elektrotechnik te Stuttgart.
Plazmanın ana inorganik bileşenleri elektrolitlerdir.De overblijvende bovenstaande vloeistof is het plasma.
(Konvansiyonel akım yönü elektron akışının tersinedir.)(Een elektron is immers negatief geladen.)
Sanayinin üçte biri elektronik sektöründe yoğunlaşmıştır.Een derde van de industrie was in buitenlandse handen.
Bu güvenlik elektronik ticaret için önemlidir.Mobile commerce wordt ondersteund door Electronic commerce.
"Shots", Amerikalı elektronik müzik ikilisi LMFAO'nun bir şarkısı.Sexy and I know it is een lied van het Amerikaanse muziekduo LMFAO.
Elektronik saldırı aktif veya pasif olarak icra edilebilir.Het gedogen kan actief of passief gebeuren.
Burada enerjinin bir kısmı maddeye dönüşür (iki nötronun çarpışmasıyla elektron ya da pozitron ortaya çıkar).B. Op deze manier kan de kracht tussen twee magneten (of magnetische voorwerpen) worden benaderd.
Elektrolit ve depolarizör karıştırıldı.Het elektrolyt en de depolarisator waren gemengd.
Diğer gitarlarla elektro gitarların kısımları aynıdır.De andere nummers worden namelijk allemaal met elektrische gitaren gespeeld.
Bu da p orbitalin elektronca boş olduğu anlamına gelmektedir.Het overgebleven p-orbitaal bevat geen elektronen.
Dolayısıyla atomun bu valans elektronlar serbestçe hareket edebilmektedirler.Tussen die metaalionen bewegen valentie-elektronen min of meer vrij.
Elektrostal, 1916 yılında kurulmuş olup 1938 yılında şehir statüsü almıştır.Elektrostal is in 1916 ontstaan bij de bouw van een metaalfabriek en kreeg in 1938 de status van stad.
1957'de, iki yeni elektronik enstrüman daha ortaya çıktı.Tot aan 1957 verschenen nog twee drukken.
Elektro gitarla tanışması 17 yaşındayken olmuştur.Den Herder maakte op zesjarige leeftijd kennis met de elektrische gitaar.
Pioneer: Bir elektronik şirketi.PinkAider: gebaseerd op een ambulance.
Elektronik kilitli kapıları açmaya yarar.Met sleutels kunnen deuren opengemaakt worden.
Elektronik müzik, elektronik aletler yardımıyla yapılan müzik türüne verilen bir isimdir.Elektronische muziek is een verzamelterm voor muziek die gemaakt is met elektronische muziekinstrumenten.
Elektronik Müzik, 1991.Amsterdam, Teleboek, 1991.
Bor elementi boş bir p orbitaline sahip olduğu için elektronca fakirdir.Boor is immers een elektrondeficiënt element: het bezit slechts 5 elektronen en een leeg p-orbitaal.
Elektron tübü.Elektrische kurkentrekker.
Sonuçlara göre, elektronun yükü -1, protonun ise +1 dir.Het proton heeft een lading van +1, dus het antiproton van -1.
Elektronik parçalar daha küçük geç deforme olur ve bakım gerektirmez.Breuk van kleine stukjes kaakbot geneest vanzelf weer en behoeft geen verdere behandeling.
Elektronik ve bankacılık sektörlerinde faaliyet göstermektedir.Elektronisch bankieren : de praktijk voor bank en bedrijf.
Elektromanyetik bir ampermetredir.Het is een elektrolytstoornis.
Bu sebepten elektromanyetik için temel birim elektrik yükü değil, elektrik akımıdır.Daardoor is waterstof geen energiebron, maar een energiedrager.
Efendim, ben Elektronik, Matematik ve Satranç klüpleri başkanıyım.Meneer, ik ben het hoofd van de elektronicaclub, de wiskundeclub en de schaakclub.
Bu elektronik bir zar.Dit is een electronische dobbelsteen.
Gale, Joseph Henry'nin elektromanyetik röleler üzerine çalışmalarından haberdardı.Gale znał wówczas prace Josepha Henry'ego nad transmisją elektromagnetyczną.
Christian Fennesz Avusturyalı elektronik müzik müzisyenidir.Christian Fennesz to austriacki twórca muzyki elektronicznej.
28 ağustos 2006 yılından bu yana Litvanya pasaportu elektronik biyometrik verileri içerir.Od 28 sierpnia 2006 wydawane są paszporty zawierające dane biometryczne zapisane w warstwie elektronicznej.
Genel olarak üç çeşit elektroliz vardır.Istnieją trzy rodzaje elektrod.
Maddenin yüzeyinden elektronların kaçışı.Ucieczka elektronów z ciała.
Elektronik müzikMuzyka elektroniczna.
Kuark dönem boyunca, elektrozayıf kuvvet elektromanyetik ve zayıf kuvvetten ayrılır.W czasie ery kwarkowej siła elektrosłaba podzieliła się na siły elektromagnetyczne i słabe.
Elektrokardiyografi, kalbin elektriksel etkinliğini kaydeder.Elektrokardiogram obrazuje jedynie elektryczną aktywność serca.
Elektroyla işi bitti.Ukończył Technikum Elektryczne.
Bu anahtar bir elektromıknatıs tarafından kontrol edilir.System ten kontrolowany jest przez elektroniczny sterownik wtrysku.
En basit şifreleme kipi elektronik kod defteri (ECB) kipidir.Pierwszy z nich to opisany powyżej prosty schemat elektronicznej książki kodowej(ECB).
Genellikle elektro gitar kullanır.Knopfler najczęściej używa gitar elektrycznych.
Kardeş ürünleri Elektro gitar Akustik gitar ^ (İngilizce)Gitara akustyczna Gitara akustyczno-elektryczna Gitara elektryczna
Diğer Rotor makineleri gibi Enigma da Elektro-Mekanik bir sistemdir.Tak jak inne maszyny oparte na rotorach, Enigma jest połączeniem systemów elektrycznego i mechanicznego.
Elektron diziliminin çok fazla olması, çoklu elektron sisteminin tanımlanmasını gerektirir.Aby całkowicie opisać elektron, wystarczy podać jego stan kwantowy.
Başka bir deyişle, Güneş rüzgârları hem negatif elektronlar, hem de pozitif iyonlar içerir.Innymi słowy, wiatr słoneczny składa się zarówno z ujemnie naładowanych elektronów, jak i kationów.
1831'de hareket için elektromanyetiği kullanan ilk makineyi yarattı.W 1831 zbudował jedno z pierwszych urządzeń wykorzystujących elektryczność do generowania ruchu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod