Ana içeriğe geç
Sözlük

elektro ile cümle

elektro kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Diğer yandan metaller kısmen dolu elektronik kuşaklar elektron kuşağı yapısına sahiptirler.ومن ناحية أخرى، فإن الفلزات لديها بنية نطاق إلكتروني تحتوي على شرائح إلكترونية ممتلئة جزئيا.
Günümüzde rötuş elektronik ortamda bilgisayarlar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.وقد صارت آلات الخياطة الإلكترونية في أيامنا هذه تعمل بالحاسوب.
Bankacılık, otel, elektronik ve ikram sektörlerinde danışmanlık yaptı.نجحت التجارة الالكترونية نجاحاً باهراً في قطاع البنوك و الفنادق و خدمة حجز السيارات وذلك على سبيل المثال.
Bu makroskopik bakış açısı elektromanyetik kavramları ve hesaplamaları kolaylaştıran bir yaklaşımdır.حيث أن النظرة العيانية هي تقريب يبسط المنظور الكهرومغناطيسي والحسابات.
İki ay içerisinde, Faraday elektromanyetik ürünlenimim bazı belirtilerini bulmuştur.في غضون شهرين كان فاراداي قد دون مجموعة أخرى من الملاحظات بخصوص الحث الكهرومغناطيسي.
Yaygın olarak gitar ve elektrogitar için kullanılır.وغالبا يستخدم مع الجيتار الكهربائي أو الجيتار الجهير .
E-posta - elektronik posta iletişim sistemi.تجوال بيانات البريد الإلكتروني.
Elektromanyetik kuvvet sınırsız erime sahiptir; çünkü bu kuvvetin bozonu (foton) kütlesizdir.على الطرف النقيض القوة الكهرومغناطيسية لها مجال لانهائي لأن حامل قوتها (الفوتون) هو عديم الكتلة.
Faraday sabiti fizik ve kimyada, bir mol elektronun sahip olduğu elektrik yükü olarak tanımlanır.ثابت فاراداي في الفيزياء والكيمياء هو كمية الشحنة الكهربية لكل مول من الإلكترونات.
Bazen elektronik puro da aynı anlamda kullanılır.يُستخدم الحديد النقي أحيانًا في العملية الإلكتروليتية.
Ama, özel görelilik teoreminde kütlenin sadece elektromanyetik kısmını değil tüm kütleyi içeriyordu.بعض المرضى تختار أن يحفظ فقط الرأس ، وليس الجسم كله .
Bu bulgu, elektronların atomların bileşenleri olduğu fikri için bir kanıt oluşturmaktaydı.فعززت هذا الدليل الرأي القائل بأن الالكترونات توجد كعناصر في الذرات.
Elektronik diş fırçaları popüler, ağız hijyenine yardımcı aletlerdir.شاع أيضاً استخدام فرشاة الأسنان الكهربائيّة باعتبارها أداة تُساعد على الحفاظ على صحة و نظافة الفم.
İki veya daha fazla atom arasında elektronların değiş-tokuşu veya paylaşımı kimyasal bağın temel sebebidir.فالتبادل أو تقاسم الإلكترونات في ما بين الذرات هو السبب الرئيسي للروابط الكيميائية.
Elektronların bu hareketi bir akım yaratır.تُشكّل هذه الحركات طاقة حركية في المادة.
Bir beyaz cüce içerisindeki elektronların öz kütle numarası 1036 electrons/m³ sırasındadır.فتكون كثافة عدد الإلكترونات في القزم الأبيض 1036 إلكترون/m3.
E {\displaystyle {\mathcal {E}}} ise elektromotor kuvvetdir.E {\displaystyle \mathbf {E} } المجال الكهربائي.
Elektrokardiyografi, kalbin elektriksel etkinliğini kaydeder.تخطيط القلب الكهربائي – من أجل تحري فعالية القلب الكهربائية.
İlk elektrik ölçen aleti, elektroskopu, versorium adını verdiği dönel bir ibre şeklinde icat etmiştir.واخترع أول جهاز قياس كهربائي وهو الكاشف الكهربي، على شكل إبرة متمحورة.
Altı π elektronu vardır, dolayısıyla furan aromatiktir.يحوي المركب على عشرة إلكترونات باي، وله خواص عطرية.
Gemi elektromıknatıslarla degauss edilerek manyetik görünmezliğe ulaştırılmaya çalışılmıştır.لذلك ، فإن أي مركب يحتوي على إلكترونات غير مقترحة سوف ينجذب إلى مجال مغناطيسي.
Issuu, ücretsiz bir elektronik yayıncılık platformu.كتاب، دار ناشري للنشر الإلكتروني.
Avometreler, elektrik ve elektronik sektöründe kullanılırlar, analog ve dijital olarak imal edilirler.أوامر تصبح عندئذ الكهربائية والإلكترونية تجهيز الذاكرة.
Albüm kapağındaki yazı "İlk elektronik canlı-dijital albüm" anlamı taşımaktadır.إن تحديد نقطة واحدة خلال هذا المشوار على أنها «أول حاسوب اليكتروني رقمي» أمر صعب جدا.
Brugada sendromunu için tanı koydurucu tetkik kalp elektrokardiyogramıdır (EKG).مخطط كهربائية القلب أو رسم القلب (ECG).
Elektrik ve elektrostatik üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır.وفولتا فيزيائي معروف بأعماله في الالكهرباء والبطارية كهربائية.
ICAO standardı elektronik pasaportlarda "çip içinde" () sembolü taşımaz.ونتيجة لذلك، جوازات السفر الالكترونية في جمهورية الدومينيكان لا تحمل "رقاقة داخل" رمز الجواز الإلكتروني .
Portishead, Massive Attack, ve elektro şeyleri her zaman sevmiştim.Eu sempre amei Portishead, Massive Attack, essas coisas eletrônicas.
EDVAC (Electronic Discrete Variable Automatic Computer) ilk elektronik bilgisayarlardan biridir.EDVAC (Electronic Discrete Variable Automatic Computer) foi um dos primeiros computadores eletrônicos.
Elektron transport zinciri üzerindeki son proteindir.É a última proteína da cadeia transportadora de elétrons.
Örneğin, SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı bir elektronu yaklaşık olarak 51 GeV'e kadar hızlandırabilir.Por exemplo, o Centro Acelerador Linear de Stanford pode acelerar um elétron a aproximadamente 51 GeV.
Bir baskı tespit edildiğinde, bu elektrotlar uygulanan basıncı belirler.Quando uma pressão é detetada, estes elétrodos determinam a pressão aplicada.
Serbest elektron ve ışık arasındaki bu ilişki Thomson saçılımı veya doğrusal Thomson saçılması denir.Tal interação entre a luz e elétrons livres é chamada de efeito Thomson ou efeito Thomson linear.
Elektrolit, 2H+ ve SO42− şeklinde var olabilir.O eletrólito existe na forma de 2H+ and SO42−.
Altı π elektronu vardır, dolayısıyla furan aromatiktir.Há 6 elétrons π, então o furano é um composto aromático.
Empire of the Sun, 2007 yılında kurulan Avustralyalı elektronik müzik grubu.Empire of the Sun é uma dupla australiana de música electrónica formada em 2007.
1947'de, senkrotron radyasyonu 70 MeV elektron senkrotron ile General Electric'te keşfedildi.Em 1947, a radiação síncrotron foi descoberta com um elétron síncroton de 70 MeV pela General Electric.
Hatta bir "soğuk" plazmada elektron sıcaklığı tipik olarak birkaç santigrat derecedir.Mesmo em um plasma "frio", a temperatura do elétron é tipicamente de várias centenas de graus Celsius.
Örneğin, bir elektron ışığında, sadece negatif yük vardır.Um feixe de elétrons, por exemplo, só tem cargas negativas.
Polarize olmuş elektron demetleri birçok deney için kullanılabilir.Feixes de elétrons polarizados podem ser úteis para vários experimentos.
Elektron kelimesi elektrik ve iyon kelimelerinin birleşimidir.A palavra inglesa electron é uma combinação das palavras electric e ion.
"So Happy I Could Die" europop unsurları içeren bir elektropop parçasıdır."So Happy I Could Die" é uma faixa synthpop que contém elementos europop.
Bu altı leptonun üç tane yüklü parçacığı vardır: elektron, muon ve tau.Destes seis léptons, há três partículas carregadas: o elétron, o múon, e o táuon.
Doktor, elektro gitarıyla "Amazing Grace" adlı ilahinin başlangıç kısmını çalmıştır.O Doutor toca o inicio de "Amazing Grace" em sua guitarra elétrica.
Koop, İsveç'li bir elektronik caz grubudur.Koop é um duo de jazz electrónico da Suécia.
Klima, iklim kontrolü ve elektronik panjur standart olarak donatılmıştır.Ar condicionado, controle de temperatura e estores electrónicos são instalados como padrão.
Eğer atomdaki elektron sayısı çekirdeğin elektriksel yükünden farklıysa, böyle atomlara iyon denir.Se o número de elétrons for diferente da carga elétrica do núcleo, tal átomo é denominado íon.
Otomatik refraktometreler mikroişlemci kontrollü elektronik cihazlardır.Os refratómetros automáticos são aparelhos controlados por micro processador.
Bu, bir metal içerisindeki elektronları tarif etmede çok iyi bir yaklaşımdır.Este torna-se uma muito boa aproximação para descrever elétrons em um metal.
Diğer Rotor makineleri gibi Enigma da Elektro-Mekanik bir sistemdir.Tal como outras máquinas com rotores, a Máquina Enigma é uma combinação de sistemas mecânicos e elétricos.
Nixie tüpü, akkor boşalımı kullanarak sayılar ya da diğer bilgileri görüntüleyen bir elektronik aygıttır.Tubo de Nixie é um dispositivo eletrônico para exibição de numerais ou outra informação.
Volta tarafından yapılan pil, ilk elektrokimyasal hücre olarak kredilendirildi.A bateria desenvolvida por Volta é considerada a primeira célula eletroquímica.
Metal içindeki elektron normal olarak serbest parçacık olarak hareket eder.Um elétron em um metal normalmente comporta-se basicamente como uma partícula livre.
Elektronlar, ayrıca iyon, molekül ya da atom gibi özel bir kimyasal türlerinden çıkarılabilirler.Elétrons podem também ser completamente removidos de uma espécie química, como um átomo, molécula, ou íon.
Random Access Memories, Fransız elektronik müzik ikilisi Daft Punk'ın dördüncü stüdyo albümüdür."Random Access Memories" é o quarto álbum de estúdio da dupla de música eletrônica francesa Daft Punk.
İki atom arasındaki elektronegatiflik farkı ne kadar büyükse bağ da o kadar iyoniktir.Quanto maior a diferença na eletronegatividade entre dois átomos mais iônica se torna a ligação.
Vakumdaki elektron ışık hızına (c) yaklaşabilir ama hiçbir zaman yetişemez.A velocidade do elétron pode se aproximar, mas nunca alcançar, a velocidade da luz no vácuo, c.
1961 yılında, Salam simetrileri ve Elektrozayıf birleşmeyi John Clive Ward ile çalışmaya başladı.Em 1961, Salam começou a trabalhar com John Clive Ward em simetrias e unificação da força eletrofraca.
Gibson Les Paul, 1950'lerin başlarında üretilmeye başlanmış bir solid gövde elektro gitar modelidir.Gibson Les Paul é uma guitarra de corpo sólido que começou a ser vendida em 1952.
Bir beyaz cüce içerisindeki elektronların öz kütle numarası 1036 electrons/m³ sırasındadır.Os números da densidade de elétrons em uma anã branca são da ordem de 1036 elétrons/m3.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod