elektro ile cümle

elektro kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kurum, elektronik kütüphane ve teknoloji laboratuvarı olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır.Es por tanto un concepto integrador que incluye tanto a la biblioteca convencional como a la electrónica.
Orada iki elektron spektrasındaki spin - orbit etkileşimini çalışmıştır.Además, puede recorrer la órbita en ambos sentidos.
Şöyle açıklanabilir : En fazla iki elektron bir orbitale yerleştirilebilir.Esto estabiliza la carga positiva de más de 3 orbitales.
Elektronlar iyonlar tarafından yakalıyor ve elektriksel nötr hale geliyorlardı.La ignición de los propergoles era eléctrica, mediante arco eléctrico.
Elektronik Müzik için Dört Parça.Varias obras en Música electrónica.
Rickenbacker, dünyaca ünlü elektro-gitar markası.Rickenbacker es una de las marcas más antiguas de guitarra eléctrica.
Bu anahtar bir elektromıknatıs tarafından kontrol edilir.Este elemento es controlado electrónicamente.
Elektronlar uyarıldıkları zaman daha yüksek enerjili seviyelere veya orbitallere taşınır.Cuando está excitado, un electrón se mueve a un nivel de energía más alto u orbital.
Elektrokimyasal pillerde kimyasal enerji, elektriksel enerjiye dönüşür.En una celda electroquímica toda la energía química se transforma en energía eléctrica.
Teleprinter basılı mesajlar almakta ve göndermekte kullanılan elektromekanik bir cihazdır.Un aparato de comunicación es un dispositivo utilizado para enviar y recibir información.
Otomobilin üst hızı elektronik olarak saatte 350 km ile sınırlandırılmıştır.La velocidad máxima está limitada electrónicamente a 250 km/h.
Örnek: Elektronik servislerde kalite kaydının yapılması.Un ejemplo son las guías telefónicas en formato electrónico.
Kurulan bu sisteme Ernst Werner von Siemen "Elektromote" adını vermiştir.Esta unidad del Sistema Internacional es nombrada así en honor a Werner von Siemens.
Grup geleneksel ve elektronik aletler kullanır.Il gruppo utilizza strumenti elettronici e tradizionali.
Röle veya valf kullanan elektronik bilgisayarlar, 1940'ların başında ortaya çıkmaya başladı.Gli elaboratori elettronici, utilizzanti relè o valvole, cominciarono ad apparire nei primi anni 1940.
Protonlar veya elektronlar gibi temel parçacıkların renkleri yoktur.Le particelle elementari come protoni o elettroni non hanno colore.
İlk elektromanyetik lens 1926'da Hans Busch tarafından geliştirdi.La prima lente elettromagnetica fu sviluppata nel 1926 da Hans Busch.
Gençlere elektronik bilgi becerileri kazandırmak için Gazze Kampı’nda E-eğitim Merkezi.E-training Center in Gaza Camp per l'insegnamento di competenze informatiche di base ai giovani.
Örneğin, SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı bir elektronu yaklaşık olarak 51 GeV'e kadar hızlandırabilir.Per esempio, l'acceleratore lineare di Stanford (SLAC) può accelerare un elettrone a circa 51 GeV.
Bununla bilgiler toplanır ve otomatik olarak aynı adlı bir elektronik tabloya bağlanır.Le informazioni sono raccolte e connesse automaticamente a un foglio elettronico con lo stesso nome.
Heykelcikteki kanatlar sanatın ilham perisini, atom ise bilimin elektronunu temsil etmektedir.Le ali rappresentano la musa dell'arte, mentre l'atomo l'elettrone della scienza.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.Il 15 novembre 1886 aprì la sua “Officina di Precisione Meccanica e di Ingegneria Elettrica" a Stoccarda.
Metalik iletkenlerde, Fp “elektron rüzgarı” veya “iyon rüzgarı” diye adlandırılanlardan dolayı oluşur.In un conduttore metallico, Fp è determinata da un cosiddetto "vento elettronico" o "vento ionico".
"Goodbye For Now" Amerikan elektronik rock kayıt grubu P.O.D.'nin bir şarkısı.Goodbye for Now è una canzone dei P.O.D..
Platin, standard hidrojen elektrodunun tanımında da kullanılmaktadır.Il platino è usato anche per la definizione dell'elettrodo standard a idrogeno.
Bir beyaz cüce içerisindeki elektronların öz kütle numarası 1036 electrons/m³ sırasındadır.La densità elettronica in una nana bianca raggiunge l'ordine di 1036 elettroni/m3.
Bu dereceler Uluslararası Elektroteknik Komisyonu (IEC) tarafından yayınlanmıştır.Il codice è pubblicato dalla Commissione Internazionale Elettrotecnica (IEC).
Bu makale, yaklaşık 1940 yılında başlayan en son dönem (elektronik) üzerine odaklanmaktadır.Questa voce si focalizza sul periodo più recente, cominciato all'incirca nel 1940.
Bu hareket elektronun hem spinini hem de manyetik momentumunu üretir.Questo moto produce sia lo spin che il momento magnetico dell'elettrone.
Human After All, Daft Punk'ın 2005'te çıkarmış olduğu elektronik müzik albümüdür.Human After All è un brano musicale del gruppo di musica elettronica Daft Punk pubblicato nel 2005.
Müonların kütleleri 105.7 MeV/c2 civarındadır (elektronun kütlesinin yaklaşık 207 katı).Il muone ha massa a riposo di 105,7 MeV/c2, circa 207 volte la massa dell'elettrone.
Otomatik refraktometreler mikroişlemci kontrollü elektronik cihazlardır.I rifrattometri automatici sono dispositivi elettronici controllati da microprocessori.
2002-2005 yıllarında, Elektrobit'in CEO'su olarak çalıştı.Tra il 2002 e il 2005 lavorò come CEO di Elektrobit Oyj.
Pratiklerini artırdıktan sonra ilk elektro gitarı bir Gibson SG kopyası oldu.La sua prima chitarra è stata una copia di una Gibson SG, passando poi a una signature Les Paul.
Snakehips Oliver Lee ve James Carter'dan oluşan İngiliz elektronik müzik ikilisidir.Snakehips è un duo britannico di musica elettronica, composto da Oliver Lee e James Carter.
Potasyum elektroliz yöntemiyle elde edilen ilk metaldir.Il potassio è stato il primo metallo ad essere isolato mediante elettrolisi.
Kimyasal olarak iyot halojenlerin en az reaktif olanı, astatin'den sonra en elektropozitif olanıdır.Chimicamente lo iodio è il meno reattivo e il meno elettronegativo degli alogeni dopo l'astato.
Lacivert renk, elektromanyetik tayf'ın insan gözüyle görülebilen renklerinden biridir.Il colore marrone è una variante di uno dei colori dello spettro che l'uomo riesce a vedere (arancione).
Özellikle o maddenin elektron dizilimi manyetik davranışını belirler.In particolare in esso si propaga il modo elettromagnetico TEM.
1952 yılında Leningrad'taki V. I. Ulyanov (Lenin) Elektroteknik Ensititüsü'den mezun oldu.Nel 1952 si è laureato nell'Istituto Elettrotecnico V. I. Ul'janov (Lenin) di San Pietroburgo.
Bu yüzden elektronların serbest hareketi kısatlanır ve elmas elektriği iletmez.Il movimento degli elettroni è limitato e il diamante non conduce corrente elettrica.
Bu pazar, Filistin ile dünya arasındaki bir elektronik portal ve canlı bir ticari pazardır.È un portale elettronico e un attivo centro di scambio commerciale tra la Palestina e il mondo.
Elektron hızlandırıcıları ile ilgili düşünmeye başladı.Andate tranquilli con l'acceleratore.
Kalsiyum, sodyumdan daha elektro-pozitif olduğu için, katotta kalsiyum toplanmaz.Ad esempio Haumea è più ellittico che non sferico.
Elektronik kilitli kapıları açmaya yarar.Può aprire le porte arancioni.
ARPES elektronun materyaldeki yönü, hızı ve dağılımı belirlemek için kullanılır.ARPES può essere usato per determinare la direzione, la velocità e la diffusione di elettroni nel materiale.
İki tür elektron mikroskobu vardır; geçirimli ve taramalı.Vi sono due tipi di microscopi elettronici: a trasmissione e a scansione.
Polarize olmuş elektron demetleri birçok deney için kullanılabilir.La polarizzazione di fasci di elettroni può essere molto utile per numerosi esperimenti.
Virüs ile arka plan arasındaki kontrastı arttırmak için, elektron - yoğun " boyama" kullanılır.Per aumentare il contrasto tra i virus e lo sfondo, vengono utilizzati dei "coloranti" densi di elettroni.
Bilgisayarda okuduğumuz her elektronik metne e-kitap demek doğru değildir.Non tutte le informazioni memorizzate sul computer sono memorizzate in file.
Bir süre sadece müzik dinler ve bu süre zarfında elektro gitar sesine hayran kalır.Ama la musica rock e nel tempo libero suona la chitarra elettrica.
Birebir elektronik mesajın çeşitli şekilleri 1960'larda kullanılmıştır.Negli anni ’60 venivano utilizzate già diverse soluzioni one-to-one per lo scambio di messaggi.
Telekino elektromanyetik dalgalarla iletilen komutları yerine getiren bir robottu.Il Telekino è un robot che esegue comandi trasmessi da onde elettromagnetiche.
"Domino" tarz olarak elektropop ve dans-pop şarkısıdır.Do You Wanna Come Over? è una canzone del genere elettropop e dance-pop.
Elektronik sektöründe odak giderek artan minyatürcülük üzerine yöneldi.Nel settore elettronico l'attenzione si sposta sulla miniaturizzazione progressiva.
Elektronik müzikLa musica electronica Futurista
Amazon Kindle, bir elektronik kitap görüntüleyici.L'Amazon Kindle, o Kindle, è un lettore di libri elettronici commercializzato da Amazon.
Fotometri Işık akısı Elektromanyetik spektrumGrandezze fotometriche Radiometria Luce Ottica Elettromagnetismo
Bunun sebebi elektronlar değil, fononlardır.Non ci sono più palline da mangiare ma chiavi.
Colossus, dünyanın ilk kısmen programlanabilen dijital elektronik bilgisayarıydı.Il Colossus è stato il primo computer elettronico programmabile nella storia dell'informatica.

İlgili Sayfalar