elektro ile cümle

elektro kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Elektronik sanat çoğu zaman interaktiftir.Ses œuvres sont le plus souvent interactives.
Elektropop tarzındadır.D'ailleurs il est de type électrique.
Daha sonra ise caz, elektronik ve rock müziğe yöneldi.Leur musique est alors orientée rock psychédélique et électronique.
Elektrolüminesans gece lambaları bu şekilde çalışmaktadır.Les veilleuses électroluminescentes fonctionnent de cette manière.
Diğer dar tarafında ise elektron tabancası bulunur.Au-dessus de la porte on trouve l'écu des armes.
Bunun nedeni son katmanlarındaki elektron sayısı farkıdır.Elles sont caractérisées par le nombre d'électrodes situées à leur extrémité.
Elektronik para ya da cep telefonu gibi ödeme alternatifleri gündeme gelerek uygulanmaya başlandı.Des solutions de paiement comme Moneo ou utilisant le téléphone portable commencent à apparaître.
Morello, elektro gitarda kendi sound unu oluşturdu.Morello a développé un son personnel et unique à la guitare électrique.
Magnetic Man, Londra çıkışlı Britanyalı bir elektronik müzik projesi.Client est un groupe de musique électronique britannique, originaire de Londres, en Angleterre.
Böylece elektrofor bir elektriksel bütünlük olarak tarafsız kalmış oluyor.Une solution ionique est électriquement neutre.
Crookes tüpü, iki elektrotun boşlukla ayrıldığı camdan yapılan bir koruyucudur.Un tube de Crookes est une tube en verre scellé contenant deux électrodes séparées par un vide.
Koop, İsveç'li bir elektronik caz grubudur.Koop Koop est un duo de jazz électronique suédois.
Justice, Fransız elektronik müzik grubu.Justice, un duo français de musique électronique.
Örneğin elektromanyetik alanlar.D'abord, les électrofiltres.
Elektronik posta adresin nedir?¿Cuál es tu dirección de correo electrónico?
Geçmişi bilmem ama, şimdi faksımız ve elektronik postalarımız var.No sé en el pasado, pero ahora tenemos fax y correos electrónicos.
Bu pazar, Filistin ile dünya arasındaki bir elektronik portal ve canlı bir ticari pazardır.Es un portal electrónico y un mercado comercial directo entre Palestina y el mundo.
NaClO4 laboratuvarda çeşitli kullanım alanlarına sahiptir( çoğunlukla reaktif olmayan elektrolit olarak).El NaClO4 presenta diversas aplicaciones en los laboratorios, normalmente como electrolito no reactivo.
O zamandan beri bu standart elektronik cihaz şirketleri tarafından tüm dünyada kabul edilmiştir.Desde entonces, esta norma fue adoptada por las compañías electrónicas de todo el mundo.
2001 yılından bu tarihe kadar elektronik kütüphaneden indirilen makale sayısı dört milyonu aştı.El número de documentos descargados desde una biblioteca electrónica desde el 2001 asciende a casi 4 millones.
Elektrokaplama krom ve kadmiyum zehirlenmesinin ana kaynağıdır.La electrodeposición es la primera fuente de cromo y cadmio.
Çok elektronlu atomların spektrumlarını açıklayamaz.No explicaba los espectros atómicos.
Elektronik müzikMúsica electrónica.
Hidrojen, aşağıdaki reaksiyon uyarınca anotta oksitlenerek: su üretir ve iki elektron verir.En el ánodo, el hidrógeno es oxidado según la reacción: produciendo agua y soltando 2 electrones.
Elektronik gitarlar şarkının daha sert bölümlerinde girer.Las guitarras eléctricas pronto entran para la parte más pesada de toda la canción.
1831 - Michael Faraday, elektromanyetik indüksiyonu keşfetti.1831: Michael Faraday descubre la inducción electromagnética.
Daha sonra elektromanyetizma ile ilgilendi.Se interesó por el electromagnetismo.
Elde edilen DNA parçaları sonra elektroforez ile ayrıştırılır ve tespit edilir.Los fragmentos de ADN que son resultado entonces detectados y separados mediante electroforesis.
Burada elektromanyetik dalgalar üzerine ünlü deneysel çalışmalar yaptı.Allí realizó sus famosos estudios experimentales sobre las ondas electromagnéticas.
Ladytron, müziğini "elektronik pop" olarak tasvir etmiştir.Ladytron describe su sonido como pop electrónico.
1959 yılında kendi geliştirdiği elektron ışını fırını için patent aldı.En 1959, recibió una patente para el horno de haz de electrones que desarrolló.
Moleküler ölçek elektroniği yararlı elektronik özelliklerine sahip moleküller geliştirmeye çalışır.La electrónica de escala molecular busca desarrollar moléculas con propiedades electrónicas útiles.
Elektro-optik saptırıcılar elektro-optik kristal prizmalar kullanmaktadır.Deflectores electro-ópticos: utilizan prismas de cristales electro-ópticos.
Elektronik ölçümler 1948'de başladı ve 1970'lerin başlarına kadar gelişmeye devam etti.Las mediciones electrónicas comenzaron en 1948 y mejoraron aún más a principios de los años setenta.
Elektronik müzik sanatçısı Jean Michel Jarre'ın babasıdır.Fue padre del músico de música electrónica Jean-Michel Jarre.
Opto-elektronik yineleyiciler kullanılarak bu problem yok edilir.Mediante el uso de repetidores opto-electrónicos, estos problemas se han eliminados.
Elektronik seçim sistemleri 1960 lardan beri kullanılmaktadır.Se han estado empleando mediciones mediante sistemas electrónicos desde la década de los 60.
Elektronik ortamda yayınlanan kitaplara ise e-kitap yani elektronik kitap denir.En el caso de ser un libro escrito digitalizado, se denomina libro electrónico.
Elektron yüklendiği için, açısal momentuma oranlı olan orbitalin manyetik momentumunu üretir.Como el electrón está cargado, produce un momento magnético orbital proporcional al momento angular.
Elektron eski seviyesine döndüğü zaman, ışık yayılır.Cuando el electrón vuelve a su nivel del suelo, la luz se emite.
Absorbsiyon spectroskopisi, elektromanyetik spektrum bünyesinde gerçekleşir.La espectroscopia de absorción se realiza a través del espectro electromagnético.
Elektronik cihazların yapısında yer alırlar.En la limpieza de aparatos electrónicos.
Aerobik organizmalarda oksijen elektron alıcısı olarak kullanılır.En los organismos aerobios, el oxígeno se utiliza como receptor de electrones.
Kromatografi ve elektroforez bu alanda bulunur.La cromatografía y la electroforesis son representativas de este campo.
Eğer atomdaki elektron sayısı çekirdeğin elektriksel yükünden farklıysa, böyle atomlara iyon denir.Si el número de electrones es diferente a la carga eléctrica del núcleo, entonces el átomo se llama ion.
Süperiletken mıknatıslar, bilinen en güçlü elektromıknatıslardandır.Los imanes superconductores son algunos de los electroimanes más poderosos conocidos.
Kuantum elektrodinamiği hakkındaki başarısından sonra Feynman kuantum kütleçekimine yönelmeye başladı.Tras el éxito de la electrodinámica cuántica, Feynman volvió a la gravedad cuántica.
Böylece ileri çözümler genellikle elektromanyetik dalgaların içerisinden terkedilir.Normalmente las soluciones avanzadas se descartan en la interpretación de las ondas electromagnéticas.
1989 yılında Sofya'da Yüksek Makina Elektroteknik Enstitüsü'nden mezun oldu.En 1989 se graduó en Sofía en la escuela superior de mecánicos electricistas.
"Elektroniği de var".«Tienes un ‘e-mail’».
Bağ elektronlarını sigma ve pi elektronları olarak ayıran ilk kişi olmuştur.Hückel, fue el primero en separar los electrones enlazantes en electrones sigma y electrones pi.
Gümüş kaplanacak parçalar, anodu gümüş olan elektrolitik banyoda katoda bağlanırlar.Ambas estrellas se presentan en baño electrolítico de plata.
Elektro ve bas gitarlarda kullanılır.Se dividen en bajos eléctricos y guitarras eléctricas.
Gem fest, her yıl Gürcistan’ın Anaklia kasabasında düzenlenen uluslararası elektro müzik festivalidir.GEM Fest es un festival de música electrónica internacional, que se lleva a cabo cada año en Anaklia, Georgia.
Ben klavyedeydim, Mike bas gitardaydı ve Dr. Dre elektronik davulun başındaydı".Así que estaba en los teclados, y Mike Elizondo estaba en el bajo, y Dre estaba en la caja de ritmos."
1990'lardan bu yana çoğunlukla elektronik müzik ve hip hop müzik için kullanılır.La programación se usa en la mayor parte de música electrónica y del hip hop, desde la década de los 90.
Magnonlar bir materyalin içerisinde elektron spinlerinin uyumlu eksistasyonlarıdır.Los magnones son excitaciones coherentes de los espines de los electrones en un material.
Elektroliti tuzlu su olanlarda hücre başına 0.7 volt mümkündür.El electrolito de agua salada alcanza aproximadamente 0,7 voltios por celda.
Elektronik ticaret imkânı.Contratación por vía electrónica.
Bu yüzden elektronların serbest hareketi kısatlanır ve elmas elektriği iletmez.El movimiento de los electrones está restringido, y el diamante no conduce corriente eléctrica.

İlgili Sayfalar