1923 yılında elektronların izlediği yollar üzerine 2 makale çıkardı.1923 wurde auf den beiden elektrischen Strecken ein Taktverkehr eingerichtet.
O bölgede o zamanlar büyük bir elektronik mağazası yoktu.In dieser Zeit gab es keine größere Fabrik im Ort.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.Im Jahr 1886 eröffnete Robert Bosch die "Werkstätte für Feinmechanik und Elektrotechnik" in Stuttgart.
Kökeni elektro, electroclash, pop, synthpop ve tech house tarzlarıdır.Zu den Einflüssen von Electro-House gehören Electro, Electroclash, Popmusik, Synthpop, und Tech-House.
Şarkının geneline banjo ezgileri hakim olmasının yanı sıra elektro gitar da kullanılmıştır.Elektrik vor den Musikerpseudonymen im Bandnamen bezieht sich auf die Verwendung einer elektrischen Gitarre.
Elektroyla işi bitti.Münden elektrifiziert.
Üç farklı mikroskopi kategorisi vardır: optik mikroskopi, elektron mikroskopi ve tarama prob mikroskopi.Es lassen sich drei Varianten unterscheiden: Das Mikropflügen, das Mikrospanen und das Mikrobrechen.
İki büyük elektronik ekran bulunmaktadır.Es gibt zwei große Kinokomplexe.
Bu da p orbitalin elektronca boş olduğu anlamına gelmektedir.Die Elektronendichte des leeren p-Orbitals am Kohlenstoff wird so erhöht.
Platin, standard hidrojen elektrodunun tanımında da kullanılmaktadır.Eintrag zu standard hydrogen electrode.
Böylece, elektron-hol çifti oluşur.Es entsteht ein bindendes Elektronenpaar.
Ayrıca 300'den fazla mağazasında tüketici elektroniği ürünlerini satan eSpot ZoomShops büfeleri vardır.In Deutschland kommen überdies fast 100 Lacoste-Verkaufsflächen in anderen Kaufhäusern hinzu.
Hertz, 1888 yılında elektromanyetik radyasyonun üretilebileceğini ve takip edilebileceğini kanıtlamıştır.Hertz gelang es 1886 als Erstem, freie elektromagnetische Wellen experimentell zu erzeugen und nachzuweisen.
Otomatik refraktometreler mikroişlemci kontrollü elektronik cihazlardır.Das Active Denial System ist eine Anti-Personen-Mikrowellenwaffe.
Bu bulgular Faraday 'ı yeni bir elektrokimya kuramı oluşturmaya yöneltti.Alle diese Begegnungen verwandeln Fernando in einen neuen Menschen.
Elektron mikroskobu ile doğrudan sayım.Aufnahme der Drüsen mit einem Elektronenrastermikroskop.
Elektronik posta adresin nedir?Quelle est ton adresse e-mail?
Herkes kısa mesaj atıyor ya da bilgisayardan elektronik posta gönderiyor.Tout le monde écrit des SMS ou envoie des courriels par ordinateur.
EDVAC (Electronic Discrete Variable Automatic Computer) ilk elektronik bilgisayarlardan biridir.EDVAC (Electronic Discrete Variable Automatic Computer) est l'un des tout premiers ordinateurs électroniques.
Örneğin, SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı bir elektronu yaklaşık olarak 51 GeV'e kadar hızlandırabilir.À titre d'exemple, l'accélérateur linéaire de SLAC peut accélérer un électron jusqu'à environ 51 GeV.
Elektronik klavye çalıyor.Il joue du clavier électronique.
Elektromanyetizma elektrik yük ile başlar.L'électromagnétisme commence avec la charge électrique.
Bu arada yeni modern elektronik müzik teknolojileri merak sardı ve video kurslarını takip etti.Il s'intéresse aux nouvelles technologies de musique électronique et prend des cours de vidéo.
Bu bulgular Faraday 'ı yeni bir elektrokimya kuramı oluşturmaya yöneltti.Ces découvertes menèrent Faraday à établir une nouvelle théorie de l'électrochimie.
"Lisa's Wedding" bölümü (altıncı sezon, 1995) için Bart'ın sesi elektronik olarak alçaltılmıştır.Dans l'épisode Le Mariage de Lisa (saison 6, 1995), la voix de Bart a été aggravée par voie électronique.
Sıklıkla, sesleri ve aranjmanları manipüle etmek için elektronik efektleri kullanılır.Souvent, la production peut induire des effets électroniques pour manipuler les sons et arrangements.
Bu prensip elektronun birçok özelliğini açıklar.Ce principe explique beaucoup de propriétés des électrons.
2007 yılının başından bu yana elektronik aylık bilet sistemi kullanılmaktadır.Fin 2007, un nouveau système de ticket électronique est introduit.
FINLUX, Fin tüketici elektroniği markası.Finlux (en), marque de biens de consommation électroniques finlandaise.
8 Ocak 2004'te Carly Fiorina, Tüketici Elektroniği Fuarı'nda Apple iPod + HP anlaşmasını açıkladı.Le 8 janvier 2004, Carly Fiorina annonce l'accord Apple iPod+HP au Consumer Electronics Show.
İki büyük elektronik ekran bulunmaktadır.Il est fourni avec deux grands écrans électroniques.
Elektromanyetik kuvvet, bilinen dört temel kuvvetten biridir.L'interaction électromagnétique est l'une des quatre interactions fondamentales connues.
Elektro-optik saptırıcılar elektro-optik kristal prizmalar kullanmaktadır.Les déflecteurs électro-optiques utilisent des cristaux électro-optiques en formes de prismes.
İki atom arasındaki elektronegatiflik farkı ne kadar büyükse bağ da o kadar iyoniktir.Plus la différence d'électronégativité entre deux atomes est importante, plus la liaison est ionique.
Elektromanyetik dalgalar bir ortama ihtiyaç duymazlar.Les ondes électromagnétiques ne nécessitent pas de support.
Elektronların gerekli enerjisi 20-200 eV’dir genellikle.L'énergie nécessaire pour les électrons est typiquement de l'ordre de 20 à 200 eV.
Platin, standard hidrojen elektrodunun tanımında da kullanılmaktadır.Le platine est également toujours utilisé dans la définition de l'électrode standard à hydrogène.
1952 yılında Leningrad'taki V. I. Ulyanov (Lenin) Elektroteknik Ensititüsü'den mezun oldu.En 1952, il est diplômé de l'Institut électrotechnique V. I. Oulianov (Lénine) de Léningrad.
Skinny Puppy, Kanadalı bir elektronik müzik grubudur.Skinny Puppy est un groupe canadien de musique industrielle.
Spine ek olarak elektron spin aksı boyunca içsel bir manyetik momente sahiptir.Outre le spin, l'électron possède un moment magnétique le long de son spin.
Bir yıl sonra ise ilk elektro gitarını aldı ve gitarın amfisini kendisi yaptı.Dans l'année qui suit, il achète sa première guitare électrique et fabrique son propre amplificateur.
Elektron yüklendiği için, açısal momentuma oranlı olan orbitalin manyetik momentumunu üretir.Comme l'électron est chargé, il produit un moment magnétique orbital proportionnel à son moment angulaire.
Kovalent bağ, genellikle benzer elektronegatifliğe sahip atomlar arasında gerçekleşir.La liaison covalente se produit le plus fréquemment entre des atomes d'électronégativités semblables.
Bu hareket elektronun hem spinini hem de manyetik momentumunu üretir.Ce mouvement produit à la fois le spin et le moment magnétique de l'électron,.
Clean Bandit, İngiliz elektronik müzik grubudur ve Cambridge'de 2008 yılında kuruldu.Clean Bandit est un groupe de musique électronique anglais, fondé à Cambridge en 2009.
1990 - Ars Elektronika Ödülü, (Linz, Avusturya).Deuxième prix au Prix Ars Electronica 1992 (Linz, Autriche).
Doktor, elektro gitarıyla "Amazing Grace" adlı ilahinin başlangıç kısmını çalmıştır.Le Docteur joue l'hymne Amazing Grace sur sa guitare électrique,.
Magnonlar bir materyalin içerisinde elektron spinlerinin uyumlu eksistasyonlarıdır.Les magnons sont des excitations cohérentes des spins d'électrons dans un matériau.
Böylece emitör teorisi elektrodinamik ve mekaniği basit bit Newton teorisi ile kombine eder.Donc, ces théories combinent l'électrodynamique et la mécanique à une théorie newtonienne.
Bu altı leptonun üç tane yüklü parçacığı vardır: elektron, muon ve tau.Parmi ces six leptons, il y a trois particules chargées : l'électron, le muon et le tauon.
Bu değişken akım elektromanyetik radyasyonun kaynağıdır.Ce courant variable constitue la source de rayonnement électromagnétique.
Mouse on Mars, Jan St. Werner ve Andi Toma'dan oluşan Alman elektronik müzik ikilisi.Mouse on Mars est un groupe de musique électronique allemand constitué d'Andi Toma et de Jan St.Werner.
Bu kuvvet elektronun kendi üzerindeki alanının tersine reaksiyonuna neden olur.Cette force est provoquée par une réaction du propre champ de l'électron.
Bu elektronun dönüşünü hesapladı ve Dirac’ı pozitronun varlığını tahmin etmeye itti.Elle prédisait le spin électronique et conduisit Paul Dirac à postuler l'existence du positron.
Elektroşok, elektrik şoku ile ölüme verilen isimdir.La mort semble avoir été due à un électrochoc.
Bu ikinci kopan elektrona Auger elektron denir.Cet électron éjecté se nomme électron Auger.
"Silence", Kanadalı elektronik müzik grubu Delerium'un şarkısı.Silence, chanson du groupe Delerium.
Bu moleküler yapılardaki temel faktör elektron çiftlerinin var olmasıdır.Un facteur fondamental dans ces structures moléculaires est l'existence de paires d'électrons.
Bu sayede tüm işlemler anlık olarak elektronik ortamdan yürütülebilecekti.Tous les échanges se font dorénavant de façon électronique.
Kökeni elektro, electroclash, pop, synthpop ve tech house tarzlarıdır.Le genre est principalement influencé par l'electro, electroclash, la pop, la synthpop,, et la tech house,,.