ele vermek ile cümle

ele vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
14
ORT. KELİME
Tom kendini ele vermek istemedi.Tom didn't want to blow his cover.
Yahuda o andan itibaren İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.From that time he sought opportunity to betray him.
Yalan şahitlik yapılmaz, mümin olmasalar bile hem cinsine yalan söylenmez ve birbirini ele vermek olmaz.Non sono credenti, non sono Apostoli, non sono traditori, ma al tempo stesso lo sono.
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!At hjælpe hinanden som venner - - er noget, som I afskum aldrig kan finde ud af.
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!Att gå ihop som vänner- -är nåt som ni små skitar inte kan göra.
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!Estar lado a lado como se fossem amigos é algo que vocês, escumalha, nunca fariam!
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!Far squadra come amici è qualcosa che voi pezzenti non avreste mai potuto fare!
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!¡No puede ser que ahora os juntéis como amigos, desgraciados!
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!Takie śmiecie jak wy nie mogą działać ramię w ramię, po przyjacielsku.
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!Te ette ikinä pystyisi toimimaan yhdessä ystävinä.
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!Η συνύπαρξη σαν φιλαράκια είναι κάτι που δεν έκανε η φάρα σου!
Birlikte el ele vermek siz pislik torbalarının yapabileceği bir şey değil!Быть в одной команде, как друзья - на это вы просто не способны!
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.A Judáš Iškariotský, jeden z tých dvanástich, odišiel k najvyšším kňazom, aby im ho zradil.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Akkor Júdás, az Iskariotes, egy a tizenkettõ közül, elméne a fõpapokhoz, hogy õt azoknak elárulja.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Allora Giuda Iscariota, uno dei Dodici, si recò dai sommi sacerdoti, per consegnare loro Gesù
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Então Judas Iscariotes, um dos doze, foi ter com os principais sacerdotes para lhes entregar Jesus.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Entonces Judas Iscariote, uno de los doce, fue a los principales sacerdotes para entregárselo
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.In Juda Iškariot, eden od dvanajsterih, odide k višjim duhovnikom, da jim ga izda.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Iuda Iscarioteanul, unul din cei doisprezece, s'a dus la preoţii cei mai de seamă, ca să le vîndă pe Isus.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Ja Juudas Iskariot, yksi niistä kahdestatoista, meni ylipappien luo kavaltaakseen hänet heille.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Judas Iscariot, l`un des douze, alla vers les principaux sacrificateurs, afin de leur livrer Jésus.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.열 둘 중에 하나인 가룟 유다가 예수를 넘겨 주려고 대제사장들에게 가매
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Och Judas Iskariot, han som var en av de tolv, gick bort till översteprästerna och ville förråda honom åt dem.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Og Judas Iskariot, en af de tolv, gik hen til Ypperstepræsterne for at forråde ham til dem.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Og Judas Iskariot, en av de tolv, gikk til yppersteprestene for å forråde ham til dem.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Tedy Jidáš Iškariotský, jeden ze dvanácti, odšel k předním kněžím, aby ho jim zradil.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Tedy Judasz Iszkaryjot, jeden ze dwunastu, odszedł do przedniejszych kapłanów, aby im go wydał.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Und Judas Ischariot, einer von den Zwölfen, ging hin zu den Hohenpriestern, daß er ihn verriete.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Τοτε ο Ιουδας ο Ισκαριωτης, εις των δωδεκα, υπηγε προς τους αρχιερεις, δια να παραδωση αυτον εις αυτους.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.А Юда Іскариоцький, один з дванайцятьох, пійшов до архиєреїв, щоб їм зрадити Його.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.И пошел Иуда Искариот, один из двенадцати, к первосвященникам, чтобы предать Его им.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.Тогава Юда Искариотски, оня, който бе един от дванадесетте, отиде при главните свещеници за да им Го предаде.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.ויהודה איש קריות אחד משנים העשר הלך אל ראשי הכהנים למסר אותו אליהם׃
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.ثم ان يهوذا الاسخريوطي واحدا من الاثني عشر مضى الى رؤساء الكهنة ليسلمه اليهم.
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.十 二 門 徒 之 中 有 一 個 加 略 人 猶 大 、 去 見 祭 司 長 、 要 把 耶 穌 交 給 他 們
Bu arada Onikilerden biri olan Yahuda İskariot, İsayı ele vermek amacıyla başkâhinlerin yanına gitti.十二 門徒 之中 有 一 個 加略人猶大 、 去 見 祭司 長 、 要 把 耶穌交給 他們
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.A on také jim přiřekl. I hledal příhodného času, aby ho jim zradil bez zástupu.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Après s`être engagé, il cherchait une occasion favorable pour leur livrer Jésus à l`insu de la foule.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.A sľúbil a hľadal príhodný čas, aby im ho zradil bez zástupu.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.E ele concordou, e buscava ocasião para lho entregar sem alvoroço.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Egli fu d'accordo e cercava l'occasione propizia per consegnarlo loro di nascosto dalla folla
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Él estuvo de acuerdo y buscaba la oportunidad para entregarle sin que la gente lo advirtiera
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.In da jim besedo in išče pripravnega čas, da jim ga izda v nepričujočnosti množice.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.I obiecał, i szukał sposobnego czasu, aby go im wydał bez rozruchu.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Ja hän lupautui ja etsi sopivaa tilaisuutta kavaltaakseen hänet heille ilman melua.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.유다가 허락하고 예수를 무리가 없을 때에 넘겨 줄 기회를 찾더라
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Nó đã ưng thuận với họ, bèn kiếm dịp tiện đặng nộp Ðức Chúa Jêsus trong khi dân chúng không biết.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Nó đã ưng_thuận với họ , bèn kiếm dịp tiện đặng nộp Ðức_Chúa_Jêsus trong khi dân_chúng không biết .
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.og han gav sitt tilsagn og søkte leilighet til å forråde ham til dem uten opstyr.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Og han tilsagde det; og han søgte Lejlighed til at forråde ham til dem uden Opløb.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Õ pedig megigéré, és keres vala jó alkalmat, hogy õt nékik kezökbe adja zenebona nélkül.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Und er versprach es und suchte Gelegenheit, daß er ihn überantwortete ohne Lärmen.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.Yudas pun setuju dan mulai mencari kesempatan untuk menyerahkan Yesus kepada mereka, tanpa diketahui orang
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.και εδωκεν υποσχεσιν και εζητει ευκαιριαν να παραδωση αυτον εις αυτους χωρις θορυβου.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.и он обещал, и искал удобного времени,чтобы предать Его им не при народе.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.И те се зарадваха, и се обещаха да му дадат пари.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.І обіцяв ся, і шукав нагоди, щоб видати Його їм потай народу.
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.ויבטח אתם ויבקש תואנה למסרו אליהם שלא לעיני ההמון׃
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.فواعدهم. وكان يطلب فرصة ليسلمه اليهم خلوا من جمع
Bunu kabul eden Yahuda, kalabalığın olmadığı bir zamanda İsayı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.他 應 允 了 、 就 找 機 會 要 趁 眾 人 不 在 跟 前 的 時 候 、 把 耶 穌 交 給 他 們

İlgili Sayfalar