Ana içeriğe geç
Sözlük

elbet ile cümle

elbet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kim bulunmuş, nerede, ne zaman, nasıl soruları her zamanki gibi havada kalmaya mahkûmdu elbette.동일 어순의 규칙 때문에 의문사(who, when, where, what, how 등)가 나타나는 의문문에서도 의문사가 문장 앞으로 이동하지 않고 원래의 위치에 나타난다.
Elbette kastettiğimiz iki işlevin birbirine eşit olmaları değildir.즉, 서로 다른 방향에 대한 두 명제는 서로를 함의하지 않는다.
Özyinelemeli indirme elbette FTP'de de çalışır.약칭인 FMS는 FM센다이에서도 사용하고 있다.
Elbette bu gelişmenin bir bedeli vardı.אך למרות זאת, להתפתחות זו היה מחיר.
"Elbette korkuyorum".האמנם פחד?".
Kraliçe: "Elbette.המלכה: "כל זאת אני מבטיחה לעשות.
Elbette değil.”בהחלט לא!"
Fakat olacakları elbette hesaba katamaz.עם זאת, לא צוין במדויק מה יקרה אם הדרישות לא תיענינה.
Elbette ona babasından söz edemeyecektir.באף כתובת הוא אינו מזכיר את אביו.
Ve elbette büyük sempatileri.כך גם בסימפוניות.
Elbette bu yakınlıktaki bir gezegen, cehennem gibi sıcak olmalıdır.כוכב לכת זה כנראה חם מדי לקיום חיים, כמו כוכב הלכת חמה.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.בנאמנות מכוח הדין, לעומת זאת, לא תמיד נדרשת הסכמת הנאמן.
Elbet Bach da öyle yaptı.כך עשה גם הרב מינץ.
Kaynayan suya bir kurbağa atarsanız, elbette ki çılgınca kaptan çıkmaya çalışacaktır.הנחת היסוד היא שכאשר צפרדע תוכנס למים רותחים, היא תנסה לקפוץ החוצה ולהימלט.
Elbette kastettiğimiz iki işlevin birbirine eşit olmaları değildir.כמובן ששני מצבים אלו אינם מה שאנו מבקשים להשיג.
Elbette ilk ve tek aşkıdır.Той остава първата ѝ и единствена любов.
Elbette hayır!Разбира се не.
Gemi Kaptanı: Elbette.Последния капитан на кораба.
Elbette bu deneyim her bireye özgü farklı sonuçlar verebilir.Ето защо най-естествено е в живота те да постигнат различни резултати.
Elbette Marjanoviç, Miloševic'e danışmadan bir şey önermiyor ve sonuç çıkarmıyor.Уплашен, Марчинков не му дава никакви сведения.
Bu yanlış anlaşılmaya hırçın mizacı elbette katkı yapmış olmalı.Явно версията за зла умисъл е издържала.
Elbet Bach da öyle yaptı.Абас само това и чака.
Elbette böyle bir sınıflandırma kesin ve sonlandırıcı değildir.Причисляването на определен вид към даден род не е абсолютно и окончателно.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Подсказванията не могат да бъдат неограничени.
Elbette bunda Ebru Gündeş'in henüz 16 yaşında olması da etkili olmuştur.Интересен факт е, че Йонас успява да победи баща си за първи път чак когато е на 16 години.
Elbette bu gelişmenin bir bedeli vardı.Подобна ефективност има цена.
Elbette ona babasından söz edemeyecektir.Той никога не казва на баща си за това.
Elbette senin kadar yaşlı değilim.Със сигурност не съм възрастен колкото теб.
Elbette hayır!Naravno da ne bi!
Kraliçe: "Elbette.Ona odgovara, "Naravno.
Aslında elbette Luke'un prenses hakkında hiçbir bilgisi yoktur.Gotovo ništa nije poznato o Linovom životu.
Elbette müzik ile de.Bavi se i glazbom.
Elbette hiçbirimiz onu göremiyoruz, fakat O’nun bize gönderdiği yazılı açıklamalar var.No za to nije dobio nikakvu zapovijed već samo usmena uputstva koja su bila poznata samo njemu.
Elbet Bach da öyle yaptı.Banjavčić je to i učinio.
Elbette olimpiyatlardaki gibi altın - gümüş - bronz sıralaması kastedilmiştir.Ljestvica prema osvojenim zlatnim, srebrnim i brončanim odličjima na Olimpijskim igrama.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Pravo se poštuje bezuvjetno, pa nije moguće poslušnost uvjetovati suglasnošću.
Elbette bu komplolara verilen karşılıklar senato ile imparatorun arasındaki ilişkileri zayıflatmıştı.U ovom dvojstvu lijepo je simbolizirana povezanost vladara i senata.
Elbette güce sahip olmak sürekli bir mücadele içinde olmayı da gerektirir.Egzistencija čovjeka se stalno suprostavlja bitku po sebi.
Arizona'nın en önemli coğrafik özelliği elbette Büyük Kanyon'dur.Najznámejšou dominantou štátu Arizona je Grand Canyon.
Elbette ilk ve tek aşkıdır.Je považovaná za prvú aj poslednú pravú lásku kráľa.
Elbette böyle bir sınıflandırma kesin ve sonlandırıcı değildir.Tieto údaje o predaji sú preto ani úplné, ani definitívne.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Tento generačný rad nie je presne ohraničený.
Elbette filatelistler arasında aynı zamanda koleksiyoncu olanlar çoğunluktadır.Medzi filatelistami sú vysoko cenené.
Elbette kastettiğimiz iki işlevin birbirine eşit olmaları değildir.Dve roviny sú navzájom rovnobežné ak nemajú spoločný žiaden bod.
Elbette değil.”Absolutno nič!".
Elbette müzik ile de.Ukvarja se tudi z glasbo.
En büyük rakibi de Levent'tir elbet.Najbolj napadalni so po levitvi.
(Elbette burada anahtarların seçimi kötüdür.(Tokiu atveju veikia bendrosios žaidimo Uno taisyklės.
Elbette değil.”Aš ne!“.
Gemi Kaptanı: Elbette.Pvz., laivo įgula.
Bunun mümkünü olabilmesi için elbette uygun şartlar sağlanmalıdır.Viskas gali atsirasti tada, kai susiklosto tinkamos sąlygos.
Elbette böyle bir sınıflandırma kesin ve sonlandırıcı değildir.Ši nutartis yra galutinė ir neskundžiama.
Elbette ülkeden ülkeye bu hak daha değişik uygulanabilir.Valstijų autonominis statusas priklausomai nuo valstybės gali būti skirtingas.
BOD buna karşı çıktı elbette.Tagorė tą kategoriškai paneigė.
Her gün domuz gibi yersen elbette çok kilo alırsın.Jei kiekvieną dieną kaip kiaulė ėsi, tikrai daug kilogramų priaugsi.
Tom elbette tenis oynayabilir.Tomas tikrai gali žaisti tenisą.
Sana yardım edeceğim, elbette.Aš tau padėsiu, tikrai.
O, elbette İngilizce konuşabilir.Jis tikrai gali kalbėti angliškai.
Bu elbette son tren değil, öyle değil mi?Tai tikrai ne paskutinis traukinys, ar ne?
"Elbette korkuyorum".Ma kardan."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod