Ana içeriğe geç
Sözlük

ekran ile cümle

ekran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ekranda ne oynarsa oynasın, muhteşem görünüyor.No matter what he plays on the screen, Tom looks great.
Bir ekran odayı ikiye böldü.A screen divided the room into two.
Bu oyunun amacı ekrandaki bütün bombaları patlatmaktır.The aim of this game is to explode all the bombs on the screen.
Kate genellikle TV ekranında çıkan yeni bir şarkıcı için çıldırıyor.Kate is crazy about a new singer who often appears on TV.
Favori ekran koruyucun nedir?What's your favorite screen saver?
Sadece vurgulanan metnin ekran görüntüsünü alın.Take a screenshot of just the highlighted text.
Şu kitaplar ekranda görüntülendi.Those books were on display in the window.
Tom ekrana işaret etti.Tom pointed to the screen.
Tom bilgisayar ekranında ne olduğuna baktı.Tom looked at what was on the computer screen.
Bana bir ekran görüntüsü gönderebilir misin?Can you send me a screenshot?
Bu telefon çoklu dokunmatik ekrana sahip.This phone has a multitouch screen.
Tom boş ekrana bakmaya devam etti.Tom continued staring at the blank screen.
Tom boş bilgisayar ekranına baktı.Tom stared at the blank computer screen.
Ekrana çok yakın oturmayı sevmiyorum.I don't like to sit too close to the screen.
Tom sadece ekran koruyucuya bakarak bilgisayarının önünde oturdu.Tom sat in front of his computer just staring at the screen saver.
Bu yeni ekran çok daha parlak.This new screen is much brighter.
Tom bilgisayar ekranına bakıyor.Tom is looking at his computer screen.
Tom sadece bilgisayar ekranına bakıyor.Tom is just staring at the computer screen.
Ben sadece bir 40 inç düz ekran televizyon aldım.I just bought a 40 inch flat screen television.
Bütün gün oturmak ve bir bilgisayar ekranına bakmak sizin için kötü.Sitting down all day and looking at a computer screen is bad for you.
Ekranın sağ üst köşesindeki "giriş tuşuna" tıklayın.Click on "log in" at the top-right corner of the screen.
Tom'un gözleri ekrana tutkallıydı.Tom's eyes were glued to the screen.
Ekranın alt kısmındaki araç çubuğunu görebiliyor musun?Can you see the toolbar at the bottom of the screen?
Ekranın üst kısmındaki menü çubuğunu görebiliyor musun?Can you see the menu bar at the top of the screen?
Tom yanlışlıkla telefonunun ekranını çatlattı.Tom accidentally cracked his phone's screen.
Telefonumun ekranında bozuk bir piksel var.My phone's screen has a broken pixel.
Ekran, 4:3 en-boy oranına sahip.The screen has an aspect ratio of 4:3.
Harita uygulamasını açmak için iPad ekranındaki dünya simgesine dokun.Tap on the earth icon on the iPad screen to launch the map app.
Harita uygulamasını açmak için iPad ekranındaki dünya simgesine dokunun.Tap on the earth icon on the iPad screen to launch the map app.
Büyük ekranda çok daha iyi.It's much better on a big screen.
Düğmeler ekrana bastığınızda ortaya çıkar ve 3 saniye sonra tekrar kaybolur.Buttons occur when you press the screen and disappear again after 3 seconds.
Ekran çözünürlüğü nedir?What's the screen resolution?
Sami bir bilgisayar ekranının arkasındaydı.Sami was behind a computer screen.
Ekran kırık.The screen is cracked.
Ekran kırılmış.The screen's cracked.
Ben ekranı kırdım.I cracked the screen.
Tom kırık telefon ekranına baktı.Tom stared at the cracked phone screen.
Ekran çatlamıştı.The screen was cracked.
Sami ekran görüntülerine bir göz attı.Sami had a look at the screenshots.
Sami bir Google haritasının ekran görüntüsünü aldı.Sami screenshot a Google map.
Ekran kartları delicesine pahalı.The graphics cards are insanely expensive.
Tom ekran koruyucuya baktı.Tom stared at the screensaver.
Bilgisayarı için bir ekran satın alması gerekiyordu.He needed to buy a screen for his computer.
Golden sonra kalabalık pozisyonun tekrarını izlemek için dev ekrana odaklandı.After the goal was scored, the crowd turned to the giant TV to watch the action replay.
Windows yüklü laptopun mavi ekran verdi sanırım.I see that your Windows laptop was hit by the blue screen of death.
Ekranda boy göstermeye başlayınca gençler arasında popülerleşti.He became popular among teenagers as soon as he made his debut on the screen.
Ekrana davet edildi.He was asked to appear on television.
Ekrana dokunulduğunda önce bu yöntemler çağrılır.These methods get invoked first when a touch is initiated.
Çocuklar ekran başında çok fazla zaman geçirmemeli.Children must not spend too much time in front of screens.
Ekranda bir uyarı mesajı çıktı.A warning message appeared on the screen.
Kadınların onu ekranda görene kadar bekleyin ...Just wait til the women see him on screen ...
Her ipucu için Watson'un üç en muhtemel cevabı, televizyon ekranında sergilendi.For each clue, Watson's three most probable responses were displayed on the television screen.
Beyaz ekran kontrastı seçeneği ve diğer erişilebilirlik seçenekleri üzerinde siyah renk vardı.It had a black on white screen contrast option and other accessibility options.
Sadece 500 serisi dokunmatik ekrana sahiptir.Only the 500 series have a touch-screen.
Çalışan en son cihazlar dokunmatik ekran ve bir GSM sürücüsü içerir.The latest devices working include the touchscreen and a GSM driver.
Olaylar ekranda kartları olarak görünür.Events appear as cards on screen.
V, VGA ekranını temsil etti.The v represented its VGA screen.
Üçüncü parti ile paylaşılacak olan tüm veriler de bu ekranda listelenir.Any data which is to be shared with the third party will also be listed on this screen.
Buna rağmen ekstra bir USB portu ve daha yüksek çözünürlüklü bir ekran ekledi.Despite that, it added an extra USB port and a higher resolution screen.
Başlangıç ekranı artık daha önce mevcut olan birkaç özelliği desteklememektedir.The Start screen no longer supports several previously available features.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod