Ana içeriğe geç
Sözlük

ekonomi ile cümle

ekonomi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Amerikan ekonomisi her zamankinden daha güçlüydü.The American economy was stronger than ever.
Amerikan ekonomisi bir durgunluk yaşadı.The American economy suffered a recession.
Ekonomik durum daha da kötüleşti.The economic situation grew worse.
İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.There was steady economic improvement.
Truman'ın ilk büyük sorunu ekonomiydi.Truman's first big problem was the economy.
Çökmüş ekonomi iyileşme belirtileri gösterdi.The depressed economy showed signs of improving.
Ekonomi zayıf olmasına rağmen, bazı şirketler hâlâ kazanç sağlıyor.Although the economy is weak, some companies are still making a profit.
Biz sadece bir ekonomide değil, bir toplumda yaşıyoruz.We live in a society; not just in an economy.
Son zamanlarda, ekonominin hızla geliştiğine dair sinyaller bulunmaktadır.Recently, there have been signs that the economy is picking up steam.
Ekonomik konuta acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for affordable housing.
Favori ekonomistin kimdir?Who's your favorite economist?
Hapisten çıktığımda, aldığım ilk şey bir ekonomi arabasıydı.When I got out of jail, the first thing I bought was an economy car.
Amerika'nın ekonomisi dünyanın en büyüğü.America's economy is the largest in the world.
Tom bu kötü ekonomik zamanlarda çok iş yapmıyor.Tom isn't doing much business during these bad economic times.
Neden ekonomi okumalıyız?Why should we study economics?
Oğlum ekonomi okuyor.My son is studying economics.
Ekonomide hiçbir sistematik çalışma dayanışmayı öngörmezNo systematical study in economics assumes solidarity.
Japonya'nın ekonomisi hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of Japan's economy?
Ekonomi iyidir.The economy is good.
Şimdiki ekonomik kriz için cumhuriyetçi parti suçlanacak mı?Is the GOP to blame for the current economic crisis?
ABD'nin ekonomisi dünyanın en büyüğüdür.The United States's economy is the largest in the world.
Maria ekonomi hakkında çok az şey bilir.Maria knows very little about economy.
İtalya kendi tarihindeki en kötü ekonomik krizin içinde.Italy is having the worst economical crisis in its history.
İtalya, tarihindeki en kötü ekonomik krizi yaşıyor.Italy is having the worst economical crisis in its history.
Ekonomi, siyasete derinden bağlı.The economy is deeply connected to politics.
Amerika dünyanın en büyük ekonomisine ve en güçlü ordusuna sahiptir.America has the world’s largest economy, and its army is the most powerful.
Joseph yetenekli bir ekonomisttir.Joseph is a skilled economist.
Ekonomi son çeyrekte küçüldü.The economy contracted in the last quarter.
MİT, 2030 yılına kadar küresel ekonomik çöküş öngördü.MIT has predicted global economic collapse by 2030.
Ekonomi yavaş yavaş ilerledi.The economy progressed slowly.
Brezilya dünyanın en büyük altıncı ekonomisi oldu.Brazil became the sixth largest economy in the world.
Dünya ekonomisi büyük tehlike altında.The world economy is in grave danger.
Amerika Birleşik Devletlerinin Burmaya karşı ekonomik yaptırımları resmen sona erdi.The United States has officially ended economic sanctions against Burma.
Grev ulusal ekonomiyi aksatmıştır.The strike hindered the national economy.
Ben ekonomi bilimi hakkında dikkat etmem.I don't care about economics.
Bir ekonomik kriz yıl sonunda vuracak.An economic crisis will hit at the end of the year.
Büyük şirketlerin bir ekonomi analistine ihtiyacı vardır.Big companies need an economy analyst.
Fırtınanın ekonomi üzerinde ciddi bir etkisi vardı.The storm had a serious effect on the economy.
Çin ekonomisinin istikrarı büyük ölçüde abartılmıştır.The stability of Chinese economy is substantially overestimated.
Ekonomi kötü.The economy is bad.
Japon ekonomisi üzerine bir makale yazmam gerekir.I need to write an article on Japan's economy.
Ben bir ekonomi araba istedim.I wanted an economy car.
Bir ekonomi arabası istedin, değil mi?You wanted an economy car, didn't you?
O, ekonomi sınıfı bir araba istedi.He wanted an economy car.
Mary ekonomi sınıfı bir araba istedi.Mary wanted an economy car.
Biz ekonomik bir araba istedik.We wanted an economy car.
Onlar ekonomik bir araba istediler.They wanted an economy car.
Onlar ekonomi sınıfı bir araba istediler.They wanted an economy car.
Geçen yıl bir ekonomik belirsizlik dönemiydi.Last year was a period of economic uncertainty.
Eğer kendi kendine yetmeyi vergiye tâbi yapmış olsalar, tüm ekonomik sorunlar çözülürdü.All economic problems would be solved, if they made complacency taxable.
Ekonomik durum çok iç karartıcı.The economic situation is very bleak.
Tom ekonomi hakkında birçok insanın bildiğinden daha çok biliyor.Tom knows more about economics than most people do.
Hem erkekler hem de kızlar ev ekonomisi almalılar.Both boys and girls should take home economics.
Ben lanet olası bir ekonomistim.I'm a fucking economist.
Beyefendi Kanadalı bir ekonomist.The gentleman is a Canadian economist.
Londra ekonomik ve kültürel sebeplerden ötürü çok önemliydi.London was very important for economical and cultural reasons.
Hizmet sektörü, ekonomide en önemli olanıdır.The service sector is the most important one in the economy.
Feministler tüm cinsiyetlerin siyasal, sosyal ve ekonomik eşitliğine inanırlar.Feminists believe in the political, social, and economic equality of all genders.
Japonya'nın ekonomisi hakkında düşünceleriniz nedir?What are your thoughts about Japan's economy?
O bir dizelden daha az ekonomiktir.It's less economical than a diesel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod