Ana içeriğe geç
Sözlük

eko ile cümle

eko kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar ekonomi sınıfı bir araba istediler.They wanted an economy car.
Yerel ekosistemler tehdit altında.The local ecosystems are under threat.
Yerel eko sistemler tehdit ediliyor.The local ecosystems are threatened.
Ekoturizm gittikçe daha popüler.Ecotourism is more and more popular.
Geçen yıl bir ekonomik belirsizlik dönemiydi.Last year was a period of economic uncertainty.
Eğer kendi kendine yetmeyi vergiye tâbi yapmış olsalar, tüm ekonomik sorunlar çözülürdü.All economic problems would be solved, if they made complacency taxable.
Ekonomik durum çok iç karartıcı.The economic situation is very bleak.
Tom ekonomi hakkında birçok insanın bildiğinden daha çok biliyor.Tom knows more about economics than most people do.
Hem erkekler hem de kızlar ev ekonomisi almalılar.Both boys and girls should take home economics.
Ben lanet olası bir ekonomistim.I'm a fucking economist.
Tom biçimsiz bir ekose ceket ve puantiyeli bir kravat giyiyordu.Tom was wearing an ugly plaid jacket and a polka-dot tie.
Beyefendi Kanadalı bir ekonomist.The gentleman is a Canadian economist.
Londra ekonomik ve kültürel sebeplerden ötürü çok önemliydi.London was very important for economical and cultural reasons.
Franklin ekolojik bir soba yarattı.Franklin created an ecological stove.
Hizmet sektörü, ekonomide en önemli olanıdır.The service sector is the most important one in the economy.
Feministler tüm cinsiyetlerin siyasal, sosyal ve ekonomik eşitliğine inanırlar.Feminists believe in the political, social, and economic equality of all genders.
Japonya'nın ekonomisi hakkında düşünceleriniz nedir?What are your thoughts about Japan's economy?
O bir dizelden daha az ekonomiktir.It's less economical than a diesel.
Tom ekonomi alanında ihtisas yaptı.Tom majored in economics.
O, akıllı bir ekonomist.He's a brilliant economist.
O parlak bir ekonomist.She's a brilliant economist.
Ekonominin gelişmesi, diğer sosyal sorunları getirmiştir.The development of economy has brought other social problems.
Kriz ekonomik ideolojide bir devrim başlatabilir.The crisis could start a revolution in economic ideology.
Ekonomik büyüme çevre kirliliği pahasına sürdürülmemelidir.Economic growth must not be pursued at the expense of environmental pollution.
Ekonomi, mali krizden hala tamamen kurtulmadı.The economy still hasn't completely recovered from the financial crisis.
Terörü ekonomi ile sona erdirmek en akıllıca politikaydı.Bringing terrorism to an end via the economy was a most wise policy.
Ekonomi tekrar sarsıntıya girdi.The economy is in turmoil once again.
Peki, belirsizliğin ekonomik faturası ne olacak?Well, what about the economic price to be paid due to uncertainty?
Tütün Kuzey Carolina ekonomisinin önemli bir parçasıdır.Tobacco is an important part of North Carolina's economy.
Fabrikanın kapanması, şehrin ekonomisine önemli ölçüde darbe etkisi yapacak.The closure of the factory will have significant knock-on effects for the town's economy.
Tom ekonomik danışmanlarla toplantı yapıyor.Tom is meeting with economic advisors.
Yunuslar ekolokasyon kullanır.Dolphins use echolocation.
Benim ülkem ve seninki arasında artık ekonomik işbirliği olmayacaktır.There will be no more economic cooperation between my country and yours.
Çin şu anda dünyanın ikinci en büyük ekonomisidir.China is now the world's second largest economy.
Ekonominin toparlanıyor olduğuna dair işaretler vardır.There are signs that the economy is picking up.
Bu ekonomi, aptal!It's the economy, stupid!
Dan'ın paraya ihtiyacı vardı ve babasından ekonomik destek istedi.Dan needed money and sought financial relief from his father.
Ülkemizin yeni küresel ekonomide rekabet etmeyi öğrenmesi gerekiyor.Our country needs to learn how to compete in the new global economy.
Dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerden biri ile Çin büyük bir ekonomik güç.China is a major economic power, with one of the fastest growing economies in the world.
Japonya, 1980'lerde en hızlı büyüyen ekonomilerden biriydi.Japan was one of the world's fastest growing economies in the 1980s.
İspanyol ekonomisi parçalanıyor.The Spanish economy is falling apart.
Ülkenin ekonomik durumu kötüleşti.The economic situation of the country worsened.
Kirliliğin bölgenin ekosistemine yıkıcı sonuçları oluyor.Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Kirlilik, bölge ekosistemine yıkıcı sonuçlar doğuruyor.Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Ekonomi bakanı haftalık açıklama yapar.The economic minister gives a weekly report.
Ekonomi bakanı aylık açıklama yapar.The economic minister gives a monthly report.
Ekonomi bakanı yıllık açıklama yapar.The economic minister gives a yearly report.
Dünya ekonomisinin büyümesi yavaşlıyor.The growth of the world economy is slowing down.
Küresel ekonomi durgunluk içine düştü.The global economy has fallen into a recession.
Bazı ekonomistler öyle düşünüyor.Some economists think so.
Bu, ekonomimizi etkileyecek.It's going to affect our economy.
Web, yaşlı insanların anlamadığı yeni ekonominin bir parçasıdır.The Web is part of the new economy that older people don't understand.
Ekonominin ne faydası var?What use does economics have?
Ekonomik kriz için sert önlemler uygulamamız gerekir.We should apply severe measures for the economic crisis.
Ekonomi büyümeye devam ediyor.The economy continues to grow.
Ekonomik küçülmeye başlama zamanı.It's time to begin downsizing.
Ekonomi yakında toparlanmazsa kemerlerimizi sıkmak zorunda kalacağız.We'll have to tighten our belts if the economy doesn't pick up soon.
Tom ekonominin muhtemelen iyileşeceğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought the economy was likely to get better.
Japonya ekonomik güç olarak Çin'i geçiyor.Japan is surpassing China in economic power.
Ekonomik açıdan anlamsız.It doesn't make economic sense.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod