ekme ile cümle
ekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sen bana ekmek almamı söylemeyi unuttun.You neglected to tell me to buy bread.
Hepinize yetecek kadar ekmek var.There is enough bread for all of you.
Bilirsin, ekmek aslanın ağzında.Money doesn't grow on trees, you know.
Ben geçen baharda bir aşçılık dersi aldım ve ekmek pişirmeyi öğrendim.I took a cooking class last spring and learned to bake bread.
Eve gelmeden önce ekmek alırsan harika olur.It'd be great if you could pick up some bread before you come home.
Onun ekmeğinin iki tarafı da tereyağı ile yağlanmıştı.His bread is buttered on both sides.
Ekmeği kesmek için kullandığımız bıçak keskindi.The knife we used to cut the bread with was sharp.
Daha fazla ekmeğimiz yok.We don't have any more bread.
Ekmeğimiz kalmadı.We don't have any more bread.
Biraz daha ekmek istiyorum, lütfen.I'd like some more bread, please.
Mayuko kahvaltı için ekmek yer.Mayuko eats bread for breakfast.
Beyaz ekmek, lütfen.White bread, please.
Bir parça ekmek onun açlığını tatmin edecek kadar yeterli değildi.A piece of bread was not enough to satisfy his hunger.
Yarım somun ekmek hiç yoktan iyidir.Half a loaf is better than none.
İki somun ekmek aldım.I bought two loaves of bread.
Ekmek ve süt iyi yiyeceklerdir.Bread and milk are good foods.
Lütfen benim için bir dilim ekmek kes.Please slice a loaf of bread for me.
Ekmek un, su ve maya'dan yapılır.Bread is made from flour, water and yeast.
Ekmek undan yapılır.Bread is made from flour.
Bir sürü ekmeğimiz var ve tereyağına gelince gereğinden fazlasına sahibiz.We have lots of bread, and as for butter, we have more than enough.
Ekmek bir fırında pişirilir.Bread is baked in an oven.
Ekmeğinle hangisini almak istersin, tereyağ ya da peynir?Which would you like to have with your bread, butter or cheese?
Biraz ekmek ve süte ihtiyacım var.I need some bread and milk.
Ekmek ve tereyağı benim her zamanki kahvaltımdır.Bread and butter is my usual breakfast.
Ekmek ve tereyağından başka bir şey yemedim.I ate nothing but bread and butter.
Ekmek ve tereyağı onların normal kahvaltısıdır.Bread and butter is their usual breakfast.
Fareler ekmeğin bir kısmını yedi.The mice ate some of the bread.
Lütfen bana bir parça ekmek ver.Please give me a piece of bread.
Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.In most sports the team that practice hardest usually brings home the bacon.
Peki, ben ekmek pişiriyorum.Well, I bake bread.
Johnny 46 yıl boyunca elma tohumlarını ekmeye devam etti.Johnny kept planting apple seeds for 46 years.
Hangisini tercih edersin, pirinç pilavı mı yoksa ekmek mi?Which do you prefer, rice or bread?
Bu bir çeşit ekmek.This is a kind of bread.
Bu iş benim ekmek kapım.This job is my bread and butter.
Bu ekmek çok lezzetli.This bread is very delicious.
Bu ekmek fırından yeni çıktı.This bread is fresh from the oven.
Bu gömlekler peynir ekmek gibi satılıyor.These shirts are selling like hotcakes.
Açsan, ekmeği yiyebilirsin.If you are hungry, you can eat the bread.
Onlar o dükkanda ekmek satıyorlar mı?Do they sell bread at that store?
Bu sabah bir somun ekmek aldı.She bought a loaf of bread this morning.
Biz genellikle bir dilim ekmek ve bir fincan kahve alırız.We usually have a slice of bread and a cup of coffee.
Annem her sabah ekmek pişirir.My mother bakes bread every morning.
Ekmeği pirinçten daha çok severim.I like bread more than rice.
Ben sadece bir lokma ekmek aldım.I only took a bite of bread.
Pirinci ekmeğe tercih ederim.I prefer rice to bread.
Bu sabah ekmek ve tereyağı yedim.I ate bread and butter this morning.
Öğle yemeği için biraz ekmek ve bir kaynamış yumurta yedim.I ate some bread and a boiled egg for lunch.
Kahvaltı için bir somun ekmek aldım.I bought a loaf of bread for breakfast.
Tereyağlı ekmek yiyoruz.We eat butter on bread.
Un ekmeğe dönüştürülür.Flour is made into bread.
İncil'de, " İnsan yalnız ekmek ile yaşamayacak " diyor.It says in the Bible, "Man shall not live on bread alone."
Ekmeğinle oynama.Don't quarrel with your bread and butter.
Japonya'daki birçok genç insan kahvaltıda ekmek yer.Many young people in Japan eat bread for breakfast.
Ancak sabah kahvaltısı için yeterli ekmeğimiz var.We have barely enough bread for breakfast.
O, birkaç dakika içinde tüm ekmek ve peynir yemiş.Within a couple of minutes, she had eaten up all the bread and cheese.
O kadar fakirdi ki ekmek alamıyordu.He was so poor that he could not buy the bread.
O ekmek ve tereyağı seviyor.He likes bread and butter.
Ekmek ve süt alacak kadar parası ancak vardı.He had barely enough money to buy bread and milk.
O, ekmeğin üzerine tereyağ sürdü.He spread butter on the bread.
Ekmeğini taştan çıkarıyor.He works hard to earn his living.