Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.
Bu ücretsiz tarayıcı eklentisini yüklemek ister misiniz?Do you want to install this free browser add-on?
O, ekmek satın almadı.She didn't buy bread.
Uyku eksikliği şarkıcının performansını etkiledi.A lack of sleep affected the singer's performance.
Fırtınanın ekonomi üzerinde ciddi bir etkisi vardı.The storm had a serious effect on the economy.
Avrupa için uzun dönemli bir vizyon eksikliği var.There is a lack of long-term vision for Europe.
Ekmek ve tereyağı istiyorum lütfen.I'd like bread and butter, please.
O eksik.It's missing.
Bu tarla ekilmemiş.This field is uncultivated.
Neden buna biraz tuz eklemeyi denemiyorsun?Why don't you try putting a little salt on that?
Yeni bir şey ekledik.We added something new.
Çin ekonomisinin istikrarı büyük ölçüde abartılmıştır.The stability of Chinese economy is substantially overestimated.
Kontaktlarınıza beni eklediğiniz için teşekkürler.Thank you for adding me to your contacts.
Kişi listene beni eklemek ister misin?Would you like to add me to your contact list?
Bu ekmek glutensiz.This bread is gluten-free.
Bu, glutensiz bir ekmek.This bread is gluten-free.
Burada taze ekmek ve su var.There's fresh bread and water here.
Kendine güven eksikliğin var.You lacked confidence in yourself.
Tom eksantrik.Tom is eccentric.
Bir şey eksik mi?Is anything missing?
Ekip bekledi.The team waited.
Ne ekip ama!What a team!
Ben mektubu mühürlemeden önce birkaç kelime ekleyin.Add a few words before I seal the letter.
Seller ekinleri mahvetti.The floods ruined the crops.
Greyfurtun çok ekşi tadı var.The grapefruit tastes very sour.
Bu portakallar çok ekşi.These oranges are very sour.
Rapora daha fazla ayrıntı eklemek zorundasın.You have to add more details to the report.
Onun bir tahtası eksik.He's nuttier than a fruitcake.
Tatoeba'da cümle eklemek sıkıcı olabilir.Adding sentences to Tatoeba can be a chore.
Kahvaltıda kahve ve kızarmış ekmek tercih ederim.I prefer coffee and toast for breakfast.
Hesabıma ekle.Add it to my bill.
Bu şekiller listesini ekleyin.Add up this list of figures.
Çorbaya su ekle.Add water to the soup.
Buna ek olarak bir şeye ihtiyacın var mı?Do you need anything in addition?
Diğer endişelerime ek olarak, bu olmak zorunda.In addition to my other worries, this has to happen.
Bu ek iş yaklaşık iki saat daha sürecek.This additional work will take about two hours more.
Onun elektrikli ekipman fabrikası var.He has an electrical equipment factory.
Kahvaltı için ekstra bir ücret var.There's an extra charge for breakfast.
Şu kitaplar ekranda görüntülendi.Those books were on display in the window.
Sanırım bütün ekipmanımız hâlâ güncel.I assume all our equipment is still up to date.
Her hafta fırında iki ya da üç somun ekmek pişiririm.I bake two or three loaves of bread every week.
İşten eve giderken bir ekmek aldım.I bought some bread on the way home from work.
O biraz çavdar ekmeği satın aldı.She bought some rye bread.
Büyükannem düştü ve kalça eklemini kırdı.My grandmother fell and broke her hip.
Bir çay kaşığı kırmızı biber ekle.Add one teaspoon of paprika.
Ekilebilir arazi mahsul yetiştirilebilen arazi demektir.Arable land is land that can be used to grow crops.
Ben bir kırık ekleme sahibim.I have a broken ankle.
İyi bir ekibim var.I have a good crew.
Şu anda biraz ekstra zamanım var.I've got a little extra time right now.
Doğru ekipmanım yok.I don't have the right equipment.
O sınıfı geçmek için biraz ekstra kredi çalışması yaptım.I did some extra credit work in order to pass that class.
Eve başka bir yatak odası eklemeyi düşünüyoruz.We're thinking of adding on another bedroom to the house.
Eksik yönlerimin ne olduğunu biliyorum.I know what my weaknesses are.
Neyin eksik olduğunu biliyorum.I know what's missing.
Senin için ekstra bir sandviç yaptım.I made an extra sandwich for you.
Çoğunlukla postanenin yanındaki fırından ekmek alırım.I often buy bread from the bakery next to the post office.
Beni eklediğiniz için teşekkürler.Thanks for adding me.
Daha eksiksiz olmalıydım.I should've been more thorough.
Tom ve Mary her zaman bir ekip olarak birlikte çalışır.Tom and Mary always work together as a team.
Ekmek taze.The bread is fresh.