Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.Nu știu dacă unul din redactori era o femeie, dar asta ar putea face cea mai mare diferență.
Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.Tôi không biết liệu một trong hai người ấy là nữ, nhưng điều đó đem lại một tác động to lớn.
Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.Δεν ξέρω κατά πόσον ένας από τους συντάκτες ήταν γυναίκα, αλλά αυτό μπορεί να κάνει όλη τη διαφορά.
Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.Я не знаю, была ли одна из редакторов женщина, но это может сыграть огромную роль.
Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.Я не знаю, чи одним із редакторів була жінка, але це теж має велике значення.
Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.לא ידוע לי אם אחד העורכים היה אשה, אבל זה יכול לגרום להבדלים הגדולים ביותר
Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.الأن ، لا أعرف إن كان أحد المحررين أمرأة ولكن هذا يمكن ان يحدث أكبرالاختلافات.
Editörlerden birinin kadın olup olmadığını bilmiyorum ama büyük fark yaratılıyor.女性の有無で大きな違いが生じます ダラスモーニングニュースは 1994年ピューリッツァーを受賞
Editörlere göre, onun aslen"To boldly go where no man has gone before".(역주-to go사이에 boldly라는 부사가 삽입) 그러나 규범에 의해라면, 그는 이렇게 말했어야 했습니다.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Am trimis sute de vederi editorilor şi directorilor, dar nu am primit răspuns.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Ich verschickte hunderte von Postkarten an Lektoren und künstlerische Leiter, aber sie blieben unbeantwortet.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Ik stuurde honderden briefkaarten naar redacteuren en art directors, maar die werden niet beantwoord.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Inviavo centinaia di cartoline a editori e art director, ma rimanevano senza risposta.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Jag brukade skicka hundratals vykort till redaktörer och art directors, men de fick inga svar.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.수석 디자이너들에게 보냈습니다, 하지만 아무도 답을 주지 않았습니다.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Mandava centenas de postais para editores e diretores de artes, mas nunca recebia resposta.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Százával küldtem szét képeslapokat szerkesztőknek és művészeti vezetőknek, de egyikre sem kaptam választ.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Έστελνα εκατοντάδες κάρτες σε συντάκτες και καλλιτεχνικούς διευθυντές, αλλά δεν είχα καμία απόκριση.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.Розсилав сотні листівок редакторам та арт-директорам, але вони не відповідали.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.לעורכים ולמנהלים אמנותיים אבל לא קיבלתי שום תשובה.
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.للمحررين و مدراء الفن لكنها تذهب بلا إجابة
Editörlere ve sanat yönetmenlerine yüzlerce kartpostal gönderdim, ama cevaplanmadı.でも返事は返ってきませんでした 祖父からは毎週電話がかかってきて
Editörlerinden biri yakın arkadaşımdır.Dacă află cineva de asta o s-avem necazuri mari.
Editörlerinden biri yakın arkadaşımdır. Gregor Hessenstein.Je suis un bon ami de l'un des directeurs, Gregor Hessenstein.
Editörlerinden biri yakın arkadaşımdır. Gregor Hessenstein. Tanıyor musun?Ik ben bevriend met één van de directeurs, Gregor Hessenstein.
Editörlerinden biri yakın arkadaşımdır. Gregor Hessenstein. Tanıyor musun?,אחד מהמנהלים הוא חבר טוב שלי ?גרגור הסנשטיין. מכיר אותו
Editörlerinden biri yakın arkadaşımdır.إذا عرف أي شخص آخر سنكون في مشكلة كبيرة
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Chtěl natočit dokument o tom, co chtěli jeho nadřízení.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Dia ingin membuat dokumentasi tentang apa yang diinginkan editornya.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Dokumentumfilmet akart készíteni arról, amit a szerkesztői szerettek volna.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Er wollte eine Reportage machen über ein Thema, das seine Redakteure wollten.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Han ville göra en dokumentär på det som hans redaktörer ville.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Hij wilde een documentaire maken over iets wat zijn uitgever wilde.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Il voulait faire un documentaire sur ce que voulaient ses éditeurs.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.원하는 주제에 대해 다큐멘타리를 만들러 예멘에 왔었지요.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Nameraval je posneti dokumentarec o tem, kar so mu naročili uredniki.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Queria fazer um documentário sobre aquilo que os seus editores queriam.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Quería hacer un documental sobre lo que le pedían sus editores.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Și vroia să facă un documentar despre ceea ce doreau editorii săi.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Voleva fare un documentario su quello che voleva la sua redazione.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Ήθελε να κάνει ένα ρεπορτάζ με το θέμα που ήθελαν οι εκδότες του.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Він хотів зняти документальний фільм про те, що замовив йому редактор.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Искаше да направи документален филм, за каквото искаха неговите редактори.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.Он хотел снять документальный фильм по заказу своего редактора.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.הוא רצה לעשות כתבת תעודה על מה שהעורכים שלו רצו.
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.وكان يريد ان يصور فلم وثائقي بحسب توجيهات محرريه ..
Editörlerinin isteği doğrultusunda bir belgesel yapmak istedi.言いました そして 出来上がったものはなんと
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.A szerkesztők és forgatókönyvírók ezt mindig is tudták.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Biên tập viên và nhà biên kịch đã nhận ra điều này từ lâu.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Editoren und Drehbuchautoren wissen das schon lange.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Editorii şi scenariştii au ştiut mereu acest lucru.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.I montatori e gli sceneggiatori lo hanno sempre saputo.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.에디터들과 시나리오작가들은 오랫동안 이걸 알고 있었습니다.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Les éditeurs et les scénaristes savent ça depuis toujours.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Los editores y guionistas siempre lo han sabido.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Os editores e os argumentistas sempre souberam disto.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Penyunting dan penulis film sudah mengetahui hal ini sejak dulu.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Redacteurs en scenarioschrijvers wisten dit al lang.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Redaktörer och pjäsförfattare har alltid vetat det.
Editörlerler ve senaristler başından beri bilirler.Redaktører og manuskriptforfattere har altid vidst dette.