Kazanmayı tercih ederim ama kaybetme umurumda değil.I'd prefer to win, but I don't mind losing.
Ders için teşekkür ederim.Thank you for the lesson.
Daha sonra konuşmayı tercih ederim.I'd prefer to talk later.
Çocuklarla çalışmaktan nefret ederim.I hate working with kids.
Bu bira fıçılarını taşımama yardım eder misin?Would you help me move these beer kegs.
Onu nasıl tamir edersin?How would you fix it?
Bunu nasıl tamir ederdin?How would you repair it?
Tom kahvesine şeker koyar fakat benimkini şekersiz tercih ederim.Tom puts sugar in his coffee, but I prefer mine without it.
Onun hakkında endişe ederek zamanını israf etme.Don't waste your time worrying about it.
Nasıl olur da beni ihbar edersin?How could you turn me in?
İkiyüzlülerden nefret ederim.I hate hypocrites.
Burada benimle tanışmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim.Thank you for agreeing to meet me here.
Lütfen yardım eder misin?Would you please help?
Tom her zaman her şey hakkında endişe eder.Tom always worries about everything.
Tom her şeyi fark eder.Tom notices everything.
Kocam her şeyi fark eder.My husband notices everything.
Her şeyi açıkladığın için teşekkür ederim.Thank you for explaining everything.
Akşam için teşekkür ederim.Thank you for the evening.
Lezzetli akşam yemeği için sana teşekkür ederim.Thank you for the delicious dinner.
Burada mı yoksa başka bir ülkede mi yaşamayı tercih edersin?Would you rather live here or live in another country?
Güveniniz için teşekkür ederim.Thank you for your confidence.
Bana kim arkadaşlık ederdi?Who would keep me company?
Otobüsle gitmeyi tercih eder misin?Would you prefer going by bus?
Avustralya'dan bir sürü şey ithal ederiz.We import a lot of things from Australia.
Her ikimizde Avustralya'yı ziyaret ederken karşılaştık.We met while we were both visiting Australia.
Cevap vermemeyi tercih ederim.I'd prefer not to answer.
Gizli kalmayı tercih ederim.I'd prefer to remain anonymous.
Belki Tom bile kabul ederdi.Maybe even Tom would agree.
Tom bana her gün teşekkür eder.Tom thanks me every day.
Hangi rengi tercih edersiniz?Which color do you prefer?
Hangisini tercih edersin, Kola mı yoksa Pepsi mi?Which do you prefer, Coke or Pepsi?
Trafik sıkışıklıklarından nefret ederim.I hate traffic jams.
O kadar büyük bir şeyi kumun üzerinde nasıl inşa edersin?How do you build something as big as that on the sand?
Çığ selden daha hızlı hareket eder.Avalanches move faster than floods.
Eğer burada kalsan bizim için çok şey ifade eder.It would mean so much to us if you stayed here.
Her yıl binlerce turist bu tapınağa akın eder.Thousands of tourists flock to this temple every year.
Pilot, uçağı kontrol ederken zorluk yaşadı.The pilot was having trouble controlling the aircraft.
Tom sağlık nedenleriyle sık sık Almanya'ya seyahat eder.Tom often travels to Germany for health reasons.
Onlar insanları nazar boncuklarını almaları için ikna eder.They fool people into buying those amulets.
O tank hareket ederken atış yapabilir.This tank can shoot on the move.
Onlar bazen bize yardım eder.They sometimes help us.
Bana onlarla birlikte yardım eder misin?Will you help me with them?
Bana onunla birlikte yardım eder misin?Will you help me with him?
Bunun onlar olduğuna yamin ederim.I swear it was them.
Bunun o olduğuna yemin ederim.I swear it was him.
Bunu o olduğuna yemin ederim.I swear it was her.
Onlara şahsen söylemeyi tercih ederim.I'd rather tell them in person.
Ona şahsen söylemeyi tercih ederim.I'd rather tell him in person.
Seni görmediğime yemin ederim.I swear I didn't see you.
Onları görmediğime yemin ederim.I swear I didn't see them.
Onu görmediğime yemin ederim.I swear I didn't see him.
Ziyadesiyle onları tavsiye ederim.I highly recommend them.
Ziyadesiyle onu tavsiye ederim.I highly recommend him.
Onlar gibi öğrencileri kabul ederiz.We accept students like them.
Onun gibi öğrencileri kabul ederler.They accept students like him.
Bizim gitmemize izin vermeni tavsiye ederim.I'd advise you to let us go.
Onların gitmesine izin vermenizi tavsiye ederim.I'd advise you to let them go.
Benim gitmeme izin vermenizi tavsiye ederim.I'd advise you to let me go.
Onun gitmesine izin vermenizi tavsiye ederim.I'd advise you to let him go.
O bizi nerede terk eder?Where does that leave us?