Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Jsem oněměl jsem.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Olen sanaton itse.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Som onemel som.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Sunt cuvinte însumi.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Vagyok szótlan magam.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Είμαι άφωνος τον εαυτό μου.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Я дар мови себе.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.אני המום בעצמי.
Bir liseli nasıl evlenebilir ki? 15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.أنا سأصمت نفسي
Bu gençler ebeveynlerinin yazılı izniyle bir dini cemaate üye olabilir veya bu dini cemaatten ayrılabilirler.Nuori voi liittyä uskontokuntaan tai erota uskontokunnasta vanhempien kirjallisella luvalla.
Bu gençler ebeveynlerinin yazılı izniyle bir dini cemaate üye olabilir veya bu dini cemaatten ayrılabilirler.Подросток может стать членом религиозного прихода или выйти из него с письменного согласия родителей.
Bu gençler ebeveynlerinin yazılı izniyle bir dini cemaate üye olabilir veya bu dini cemaatten ayrılabilirler.للشاب الانضمام للطوائف الدينية أو الانفصال عن الطوائف الدينية برخصة مكتوبة من الوالدين.
Bugünkü çocukların ömrü, ebeveynlerinin ömründen kısa olacak.Продължителността на живота при децата ще бъде по-кратка от тази на родителите им.
Çocuğun vatandaşlığı ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlıdır.Barnets medborgarskap beror på föräldrarnas medborgarskap.
Çocuğun vatandaşlığı ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlıdır.La nacionalidad del recién nacido depende de la de los padres.
Çocuğun vatandaşlığı ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlıdır.La nationalité de l’enfant dépend de la nationalité de ses parents.
Çocuğun vatandaşlığı ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlıdır.Lapsen kansalaisuus riippuu vanhempien kansalaisuudesta.
Çocuğun vatandaşlığı ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlıdır.Гражданство ребёнка зависит от гражданства его родителей.
Çocuğun vatandaşlığı ebeveynlerinin vatandaşlığına bağlıdır.جنسية الطفل تعتمد على جنسية الوالدين.
Çocuklar, ebeveynlerinin konuşmalarından, soru cümlesi yaratmaya ilişkin kuralın ne olduğunu öğrenir.이제, 아이들은 부모로부터 어떻게 의문문이 만들어지는지 단서를 얻을 겁니다. 가령,
Çocukların ilk sıradaki dilekleri ne miydi? Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.De nummer één wens van kinderen: dat hun ouders minder moe en minder gestrest zouden zijn.
Çocukların ilk sıradaki dilekleri ne miydi? Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Der häufigste Wunsch der Kinder war, dass ihre Eltern nicht so müde und gestresst sein sollten.
Çok somut bir sağlık krizi. Bugünkü çocukların ömrü, ebeveynlerinin ömründen kısa olacak.-Den uppskattade längden på dagens barns liv, kommer vara kortare än för deras föräldrar.
Çok somut bir sağlık krizi. Bugünkü çocukların ömrü, ebeveynlerinin ömründen kısa olacak.La esperanza de vida de los niños hoy será mas corta que la de sus padres
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Aby rodzice byli mniej zmęczeni i mniej zestresowani.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Adalah agar orang tua mereka tidak terlalu lelah dan stres.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.A szüleik legyenek kevésbé fáradtak és kevésbé stresszesek!
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Che i loro genitori fossero meno stanchi e meno stressati.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.그들의 부모가 덜 피곤해하고 스트레스를 덜 받는 것입니다.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Là cha mẹ chúng bớt mệt mỏi và căng thẳng.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Que leur parents soient moins fatigués et moins stressés.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Que sus papás estén menos cansados y menos estresados.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Να είναι οι γονείς τους λιγότερο κουρασμένοι και λιγότερο αγχωμένοι.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Техните родители да бъдат по-малко уморени и стресирани.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Чтобы родители меньше уставали и напрягались.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.Щоб батьки менше втомлювалися і хвилювалися.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.שהוריהם יהיו פחות עייפים ולחוצים.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.أن يصير أباؤهم، أقل تعباً و توتراً.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.さぁ この差をどう埋めましょうか
Ebeveynlerinin ishalle mücadelesini gördüler. Kendileri ishal oldular. Bir sürü ölüm gördüler.De har sett sina föräldrar som kämpat med diarré, de har själva kämpat med diarré, de har sett många dödsfall.
Ebeveynlerinin ishalle mücadelesini gördüler. Kendileri ishal oldular.그들 자신이 설사와 투쟁하고 있는 여성들이 있습니다.
Ebeveynlerinin ishalle mücadelesini gördüler. Kendileri ishal oldular.Sie haben gesehen, wie ihre Eltern unter Durchfall litten, sie selbst haben darunter gelitten.
Ebeveynlerinin ishalle mücadelesini gördüler. Kendileri ishal oldular.נאבקים בשלשולים, הם נאבקו בשלשולים.
Ebeveynlerinin ishalle mücadelesini gördüler. Kendileri ishal oldular.يعانون من الإسهال. لقد عانوا من الإسهال.
Ebeveynlerinin ishalle mücadelesini gördüler. Kendileri ishal oldular.彼女たちは多くの死を見てきました
Ebeveynlerinin ishalle mücadelesini gördüler.Quindi, qui ci sono queste donne che hanno visto i loro genitori
Okula baslamak ve okumayi ogrenmek istiyordu, ama ebeveynlerinin onu okula gonderecek kadar parasi yoktu.Chtěl začít chodit do školy a naučit se číst, ale na to rodiče neměli dost peněz.
Okula baslamak ve okumayi ogrenmek istiyordu, ama ebeveynlerinin onu okula gonderecek kadar parasi yoktu.Em muốn đến trường và học đọc, nhưng bố mẹ không đủ tiền.
Okula baslamak ve okumayi ogrenmek istiyordu, ama ebeveynlerinin onu okula gonderecek kadar parasi yoktu.Iskolába akart menni és megtanulni olvasni, de a szüleinek nem volt elég pénze, hogy iskolába küldjék.
Okula baslamak ve okumayi ogrenmek istiyordu, ama ebeveynlerinin onu okula gonderecek kadar parasi yoktu.학교에서 가서 공부하고 싶은데, 부모님께서 너무 가난해서 학교에 보낼 수가 없었습니다.
Okula baslamak ve okumayi ogrenmek istiyordu, ama ebeveynlerinin onu okula gonderecek kadar parasi yoktu.הוא רצה להצטרף לבית-ספר וללמוד לקרוא, אבל להוריו לא היה מספיק כסף כדי לשלוח אותו לבית-ספר.
Okula baslamak ve okumayi ogrenmek istiyordu, ama ebeveynlerinin onu okula gonderecek kadar parasi yoktu.أراد أن يلتحق بالمدرسة و يتعلم القراءة، ولكن والديه لم يمتلكا المال الكافي لإرساله للمدرسة.
Okula baslamak ve okumayi ogrenmek istiyordu, ama ebeveynlerinin onu okula gonderecek kadar parasi yoktu.両親には彼を学校に行かせるお金がないとのことでした オレンジ色の砂糖のようなキャンディーに
Onların ölümü ile erdirmez ebeveynlerinin çekişme gömmek.¿Acaso con su muerte enterrar a los conflictos de sus padres.
Onların ölümü ile erdirmez ebeveynlerinin çekişme gömmek.Adakah dengan kematian mereka mengubur perselisihan orang tua mereka.
Onların ölümü ile erdirmez ebeveynlerinin çekişme gömmek.Či sa svojou smrťou pochovať spor rodičov.
Onların ölümü ile erdirmez ebeveynlerinin çekişme gömmek.Czyż ich śmierci pochować walki rodziców.
Onların ölümü ile erdirmez ebeveynlerinin çekişme gömmek.Doet met hun dood begraven hun ouders 'strijd.
Onların ölümü ile erdirmez ebeveynlerinin çekişme gömmek.Doth avec leur mort enterrer les conflits de leurs parents.
Onların ölümü ile erdirmez ebeveynlerinin çekişme gömmek.Doth med deras död begrava sina föräldrars stridigheter.