Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Sie wollte, dass ihre Kinder ein „normales“ Leben führen.
Onu ebeveynlerine gösterdin mi?As-tu montré cela à tes parents ?
Ebeveynlerimle temas kurdum.J'ai contacté mes parents.
Oğlan belki ebeveynlerini mutlu etmek için yalan söyledi.Le garçon a peut-être dit un mensonge pour faire plaisir à ses parents.
Onunla ebeveynlerinin zoruyla evlendi.Elle l'épousa seulement parce que ses parents la contraignirent.
Tom ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmak istemezdi.Tom ne voulait pas décevoir ses parents.
Ebeveynlerimiz ona bayılıyor.Nos parents l'adorent.
Mary'nin ebeveynleri Tom'dan nefret eder.Les parents de Mary détestent Tom.
Bu tüm ebeveynlerin izlemesi gereken bir filmdir.C'est un film que tous les parents devraient voir.
Ebeveynlerim çok eski kafalı.Mes parents sont très vieux-jeu.
Ebeveynlerim giyinme tarzımı sevmiyor.Mes parents n'aiment pas la façon dont je m'habille.
Ebeveynleri Jacqueline ile Clancy Bouvier tarafından büyütüldü.Elle a été élevée par ses parents, Jacqueline et Clancy Bouvier.
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.Enfant, Edsel et son frère, Simon Dope, se séparent à la suite du divorce de leurs parents.
Turner'ın ebeveynleri yılbaşı için 2001'de ilk gitarını almışlardır.Pour Noël, ses parents lui offrent sa première guitare en 2001.
Kendisi doğmadan önce ebeveynleri, çalışmak ve eğitimlerini tamamlamak için Londra'ya gelmişlerdi.Avant sa naissance, ses parents ont emménagé à Londres pour travailler et finir leurs études.
1939 yılında Elizabeth'in ebeveynleri Kanada ve ABD'ye resmi ziyaret yapıyorlar.En 1939, les parents d'Élisabeth se rendent au Canada et aux États-Unis.
Jack (Elliott Gould) ve Judy Geller (Christina Pickles): Ross ve Monica'nın ebeveynleri.Jack et Judy Geller (Elliott Gould et Christina Pickles) sont les parents de Ross et Monica.
Ebeveynleri çiftçidir.Ses parents sont agriculteurs.
Ertesi sabah, Thomas'ın ebeveynleri eve gelir.Le lendemain, les parents décident de rentrer.
Margaret çocukluk yıllarının çoğunu ablası ve ebeveynleriyle geçirdi.L’enfance de Marie fut heureuse, elle passait la plupart de son temps auprès de ses parents et de ses sœurs.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Ses parents meurent dans l'Holocauste.
Dizideki yetişkin karakterlerin başında ise Eric'in ebeveynleri Kitty ve Red Forman gelmektedir.Eric vit chez ses parents, Kitty Forman et Red Forman.
(Cyrus'ın gerçek doğum tarihi) Ebeveynleri Robby ve Susan Stewart, ağabeyi ise Jackson'dır.Sa famille se composait de ses parents Robby, Susan Stewart et un frère aîné nommé Jackson.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Le mariage de leurs parents n'est pas heureux et s'achève par un divorce.
Ebeveynlerinin isteğiyle 4 yaşında okula başladı.À quatre ans il entre à l'école maternelle.
Ebeveynleri o doğduktan kısa süre sonra ayrıldılar ve 1928 yılında boşandılar.Les parents se séparent peu après leur mariage, en 1929.
Ebeveynlerinin yüzü görünmez.Elle n'a jamais vu le visage de ses parents.
Dört kardeşi vardır, fakat ebeveynlerinin ölümünden sonra ayrılmak zorunda kalmışlardır.Il a trois sœurs avec qui il vit depuis que ses parents ont déménagé.
5 yaşındayken, ebeveynleri boşandı.Alors qu'elle a cinq ans, ses parents divorcent.
Ebeveynlerinin ya da Godoy'un İspanya'ya dönmesine izin vermedi.Les Godoy ont interdiction de rentrer en Espagne.
Annesinin ebeveynleri, Meissen Margrave'i II. Albert ve Sicilyalı Margaret'dır.Ses grands-parents maternels étaient Albert II, Margrave de Meissen et Marguerite de Sicile.
Leylek, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinin bir simgesidir.Le congé de paternité est un droit accordé aux pères d’un nouveau-né.
Ebeveynleri onu bir müzisyen olması için zorlamadılar.Il annonce à ses parents qu'il veut devenir musicien.
İoannis'in ebeveynleri 1131 yılında evlendiler ve daha sonra takribi 1132 yılında doğdu.Les parents de Jean se marient en 1131 et il naît peu après.
Fernando, ebeveynlerinin vefatına rağmen Godoy'un İspanya'ya dönmesine izin vermedi.Ferdinand continue d’interdire à Godoy de retourner en Espagne.
Genellikle evlilikler ebeveynlerin kendi aralarında yapılan müzakereler sonucunda gerçekleştiriliyordu.Au contraire, il était courant de se contenter de mariages arrangés entre les familles.
1918'de, yalnızca dört yaşındayken, ebeveynleri ayrıldı.En 1918, à l'âge de 11 ans, ses parents divorcèrent.
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Ses parents restent inconnus, vivants ou non.
Babasının ebeveynleri II. Andronikos ve ikinci karısı Montferratlı İrini'dir.Ses grands-parents paternels étaient Andronic II Paléologue et sa seconde épouse Irène de Montferrat.
Ebeveynleri Khatri kastından Hindulardı.Ses parents l'ont appelé Kōsei en référence à Henri Cochet.
Sütten kesildikten sonra yavrular uzun süre daha, temassız olarak ebeveynleri ile kalırlar.Si la nourriture est abondante, les autruchons seront abandonnés beaucoup plus tôt par leurs parents.
Ebeveynleri Perrynin ilk doğum gününde kısa bir süre önce boşanmıştır.Les parents de Kellie on divorcé le lendemain de son deuxième anniversaire.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Mais ses parents ne peuvent pas lui payer ses études.
Ebeveynleri Georganne ile John Campbell'dir ve küçük bir erkek kardeşi vardır.Elle est la fille aînée de Georganne et de John Campbell ; elle a un frère cadet, Johnny,.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Petros : Votre père, il vous accompagne tout au long de votre enfance.
Onu ebeveynlerine gösterdin mi?¿Se lo mostraste a tus padres?
O sık sık Japonya'daki ebeveynlerine yazar.A menudo escribe a sus padres en Japón.
Ebeveynlerimin evine gelmek ister misin?¿Quieres venir a casa de mis padres?
Ebeveynlerimin her ikisi de öldü.Mis padres están muertos.
Onu ebeveynlerine söylememelisin.No deberías decirles eso a tus padres.
Ebeveynlerinin milliyeti nedir?¿De qué nacionalidad son tus padres?
Ebeveynlerinden hangisine benziyorsun?¿A cuál de tus padres te pareces?
Tom öldükten sonra, Mary ebeveynlerinin evine geri döndü.Después de que muriera Tom, Mary volvió a casa de sus padres.
Ebeveynlerim bana bir kartpostal gönderdiler.Mis padres me mandaron una postal.
Ebeveynlerin nerede?¿Dónde están tus padres?
Yedi yaşında ebeveynlerini kaybetti.Él perdió a sus padres a los siete años.
Onun ebeveynleri beni sever.Sus padres me quieren.
Tom, ebeveynleriyle tatilde.Tom está de vacaciones con sus padres.
O, ebeveynleriyle tatile gitmeyi reddetti.Se negó a ir de vacaciones con sus padres.
Tom'un ebeveynleri evde değillerdi.Los padres de Tom no estaban en casa.