Ana içeriğe geç
Sözlük

ebeveynler ile cümle

ebeveynler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ebeveynlerinden hiçbirine benzemez.He doesn't resemble either of his parents.
Ebeveynlerine göre yaşamak için çok çalıştı.He tried very hard to live up to his parents expectations.
O, ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmamak için çok çalışıyor.He is studying hard in order not to disappoint his parents.
Onlar her zaman ebeveynlerine itaat etmiyorlar.They don't always obey their parents.
Ebeveynlerine her zaman itaat etmezler.They don't always obey their parents.
Dün ebeveynlerini ziyaret ettiler.They visited their parents yesterday.
Onlar benim ebeveynlerim değiller.They aren't my parents.
Onlar ebeveynlerine itaat etmediler.They didn't obey their parents.
Ebeveynlerinden çok fazla şey beklememesi gerektiğini bilecek yaştadır.She is old enough to know better than to expect too much of her parents.
Sadece o değil aynı zamanda ebeveynleri de partiye davet edildi.Not only she but also her parents were invited to the party.
Onun hikayesi ebeveynlerimin anısını geri getirir.Her story brings back memories of my parents.
Onun ebeveynlerine bakmasını istedi.She wanted him to take care of her parents.
Her zaman ebeveynleriyle tartışıyordu.She was always quarreling with her parents.
O, hâlâ ebeveynlerine bağımlıdır.She's still dependent on her parents.
Başarısını ebeveynlerine bildirdi.She informed her parents of her success.
O, haftada bir kez ebeveynlerine yazar.She writes to her parents once a week.
O uçak kazasında ebeveynlerini kaybeden bir yetimdi.She was an orphan who lost her parents in a plane crash.
O, ebeveynlerinden uzaklaştı.She is estranged from her parents.
O, ebeveynlerinin isteklerine karşı çıktı ve yabancı ile evlendi.She went against her parent's wishes, and married the foreigner.
Ben annemle, erkek kardeşimle ve büyük ebeveynlerimle yaşıyorum.I live with my mother, brother and my grandparents.
Sorun ebeveynlerimin kabul edip etmeyecekleridir.The problem is whether my parents will agree or not.
Yurtdışında okuma kararım ebeveynlerimi şaşırttı.My decision to study abroad surprised my parents.
Ebeveynlerim bana Noel için bir kimya seti verdiğinde neredeyse on yaşındaydım.I was nearly ten when my parents gave me a chemistry set for Christmas.
Ebeveynlerimin her ikisi de otoriter değil.Both of my parents are not strict with me.
Ebeveynlerim size en iyi dileklerini gönderdi.My parents send you their best regards.
Ebeveynlerim bana bir kartpostal gönderdiler.My parents sent me a postcard.
Onlar yaşlandıklarında ebeveynlerime bakacağım.I'll look after my parents when they get old.
Ebeveynleri öldükten sonra, onları büyük ebeveynleri büyüttü.After their parents died, their grandparents brought them up.
Ebeveynleri ölü olan bir çocuğa bir yetim denilir.A child whose parents are dead is called an orphan.
Sadece ebeveynlerim değil fakat aynı zamanda kız kardeşim de benim fikrime karşı.Not only my parents but also my sister is against my opinion.
Ebeveynlerimle posta yoluyla bağlantı kuruyorum.I keep in touch with my parents by mail.
Ebeveynlerimin her ikisi de hayatta değiller.Both of my parents aren't alive.
Artık ebeveynlerime yük olmak istemiyorum.I don't want to be any more burden to my parents.
Ebeveynlerinize karşı nazik olun.Be polite to your parents.
Ebeveynlerine karşı çok nazik olamazsın.You cannot be too good to your parents.
Ebeveynlerini önemsemelisin.You should mind your parents.
Ebeveynlerim oraya gitmeme izin verdi.My parents let me go there.
Ebeveynlerim beni oraya gönderdi.My parents made me go there.
Bizim ebeveynlerimiz bizim tam karşımızdaki caddede yaşar.Our parents live right across the street from us.
Ebeveynlerim amcamı uğurlamak için havaalanına gitti.My parents have gone to the airport to see my uncle off.
Jane'nin ebeveynleri onun okulda bir öğretmen olarak tayin edilmesinden memnundu.Jane's parents were pleased about her appointment as a teacher at the school.
Ebeveynler çocuğu iyi yetiştirdi.The parents have brought up the child well.
Ebeveynlerim az önce istasyona vardılar.My parents have just arrived at the station.
Ebeveynlerim oraya yalnız gitmeme itiraz ettiler.My parents objected to my going there alone.
Ebeveynlerim Tom'la tekrar görüşmemi yasakladı.My parents forbade me to see Tom again.
Ebeveynlerim erkeklerle dışarı çıkmama izin vermezdi.My parents would not let me go out with boys.
Ebeveynlerim yurt dışında eğitim yapmama itiraz etti.My parents objected to my studying abroad.
Ebeveynler bebeklerini bir oyuncakla eğlendirmeye çalışır.The parents try to amuse their baby with a toy.
Onlar benim gerçek ebeveynlerim değil.They are not my real parents.
Ebeveynlerim her kış kayak yapmaktan hoşlanır.My parents enjoy skiing every winter.
Ebeveynler kızlarının ne istediğini anlayamadı.The parents couldn't make out what their daughter wanted.
Sana ebeveynlerimi tanıştırayım.Let me introduce my parents to you.
Ebeveynleri uçak kazasında öldü.He had his parents die in the plane accident.
Çocuklar ebeveynlerine itaat etmeliler.Children should obey their parents.
Ebeveynlerimin konserde benim hakkımda övünme tarzı can sıkıcıydı.It was embarrassing the way my parents bragged about me at the concert.
Geçen gün onunla karşılaştığımda, o benim ebeveynlerimi sordu.When I met her the other day, she asked about my parents.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
O, ebeveynlerini buldu.He found his parents.
Ebeveynlerin çocuklarından daha önemli olduğunu düşünmek istiyorum.I want to think that parents are more important than their children.
Sınıf arkadaşlarınızı sevin! Ebeveynlerinizi sevin! Ülkenizi sevin!Have love for your classmates! Have love for your parents! Have love for your country!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod