Ebeveynlerinden hangisine benziyorsun?Which of your parents do you take after?
Ebeveynlerine karşılık vermemelisin.You shouldn't talk back to your parents like that.
Ebeveynlerinin görüşü onun kazancını aptal bir kıza harcadığı idi!His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
Ebeveynlerinin görüşü onun kazandıklarını aptal bir kıza harcamasıydı.His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
Ebeveynlerimize itaat etmeliyiz.We should obey our parents.
Çocuklarını döven ebeveynler gerçekten beni çok kızdırıyor.Parents who beat their children really make my blood boil.
Ebeveynler mantıklı değiller, çünkü aşk mantıklı değil.Parents aren't rational because love isn't rational.
Roy'un ebeveynlerini karşılamak için havaalanına acele gitmesi gerekmezdi.Roy needn't have hurried to the airport to meet his parents.
Lucy ebeveynlerini mutlu etti.Lucy made her parents happy.
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Lincoln'un ebeveynleri tüm hayatları boyunca fakir kaldılar.Lincoln's parents remained poor all their lives.
Her şeyden önce onu ebeveynlerinle konuşmalısın.First of all, you should talk it over with your parents.
Tom hâlâ ebeveynlerine güveniyor mu?Does Tom still rely on his parents?
Tom geçimini hala ebeveynlerinden mi sağlıyor?Does Tom still rely on his parents?
Her halukârda ebeveynlerine itaat etsen iyi olur.In any case you had better obey your parents.
Testte iyi yapmadım bu yüzden ebeveynlerim beni azarladı.I didn't do well on the test so my parents chewed me out.
Ebeveynler genellikle kendi çocuklarının geleceği hakkında endişelidirler.Parents are usually concerned about their children's future.
Onu ebeveynlerine gösterdin mi?Did you show it to your parents?
Ebeveynler oğullarından çok şey bekledi.The parents expected too much of their son.
Çocuk tamamen ebeveynlerine bağımlıydı.The boy is totally dependent on his parents.
Çocuk ebeveynlerini mutlu etti.The boy made his parents happy.
Çocuğa ebeveynleri tarafından eşlik edildi.The boy was accompanied by his parents.
Kız, ebeveynlerine Tokyo'daki üniversite hayatından bahsetti.The girl talked to her parents about her college life in Tokyo.
Kazada ebeveynlerini kaybetmiş kıza başsağlığı bile dileyemedim.I couldn't but sympathize with the girl who had lost her parents in the accident.
O çocuk ebeveynleri ile birlikte gitmek için ısrar etti.That child insisted on going there with his parents.
Bu çocukların her zaman ebeveynleri ile başı derde girer.Those children always get into trouble with their parents.
Bunu ebeveynlerine söylemek zorunda değilsin.You don't have to tell that to your parents.
Ebeveynleriniz şimdi içerde mi?Are your parents in now?
Ebeveynlerin evliliğini onayladı mı?Did your parents approve of your marriage?
Ebeveynlerinize hürmetlerimi iletin.Give my regards to your parents.
Ebeveynleriniz size bir şey vermedi mi?Didn't your parents give you anything?
Ken ebeveynleri tartıştığında her zaman annesini destekler.Ken always stands up for his mom when his parents quarrel.
Dün ebeveynlerine rastladım.I met your parents yesterday.
Ebeveynlerine çok fazla bel bağlama.Don't depend on your parents too much.
Bu genç erkekler ebeveynlerinden bağımsızlar.Those young men are independent of their parents.
Keşke ebeveynlerimi dinleseydim.If only I had listened to my parents!
Ebeveynlerine saygı duyuyor musun?Do you look up to your parents?
Ebeveynlerin bize göz kulak oldular.Your parents kept an eye on us.
İnşallah ebeveynlerin evlenmemize izin verecekler.I hope that your parents will allow us to marry.
Ergenlik yıllarımın başlangıcında her zaman ebeveynlerimle aram iyi değildi.During my early teens, I was not always on the best of terms with my parents.
Ebeveynlerine itaat etmelisin.You should obey your parents.
Erkek kardeşim geçim harcamaları için hâlâ ebeveynlerimize bağlıdır.My brother still depends on our parents for his living expenses.
Bulunduğunuz durumu ebeveynlerinize borçlu olduğunuzu asla unutmayın.Never forget that you owe what you are to your parents.
Bu sabah uyandığımda, ebeveynlerimin her ikisi de işe gitmişti.When I woke up this morning, both of my parents had gone to work.
O, başı belaya girdiğinde yardım için ebeveynlerine döndü.When he got into trouble, he turned to his parents for help.
Çocuklardan ziyade ebeveynler suçlanacak.The parents, rather than the children, are to blame.
Çocuklar yiyecek ve giyecek için ebeveynlerine bağlı.Children depend on their parents for food and clothing.
Çocuklar sık sık ebeveynlerini rahatsız ederler.Children often bother their parents.
Üniversiteyi bitirebilmeyi ebeveynlerime borçluyum.I owe it to my parents that I was able to finish college.
Ebeveynlerim her zaman ona bağlıdır.My parents are always dependent on him.
Ebeveynlerim kırsalda yaşıyorlar.My parents live in the country.
Ebeveynlerim haberi duyduğuna şaşırdı.My parents were surprised to hear the news.
Ebeveynlerim henüz yaşlı değiller.My parents aren't old yet.
Ebeveynlerim Aichi Prefecture'da doğdu.My parents were born in Aichi Prefecture.
Ebeveynlerim denizde yalnız yüzmeme izin vermedi.My parents never allowed me to swim alone in the sea.
Ebeveynlerim kız kardeşimin bir yabancıyla evlenmesine karşı.My parents are opposed to my sister marrying a foreigner.
Ebeveynlerim beni seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling.
Ebeveynlerimin her ikisi de şu an evdeler.Both my parents are at home now.
Ebeveynlerimin her ikisi de ülkede yetiştirildiler.Both of my parents were brought up in the country.
Ebeveynlerim onun arkadaşını tanıyorlar.My parents are familiar with her friend.