ebe ile cümle

ebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ebeveynleri Alman.His parents came from Germany.
Ebeveynlerini kızdırır mısın?Do you anger your parents?
O, büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.He was raised by his grandparents.
Neden sadece ebeveynlerinden para istemiyorsun?Why don't you just ask your parents for money?
Ebeveynlerin nerede?Where are the parents?
Ebeveynlerim nerede?Where are my parents?
Şunlar senin ebeveynlerin değil mi?Aren't those your parents?
Tom'un ebeveynleri onun okul gecelerinde Mary ile dışarı çıkmasına izin vermeyecek.Tom's parents won't let him go out with Mary on school nights.
Onun ebeveynleri beni sever.Her parents love me.
Onun ebeveynleri beni sevdi.His parents loved me.
Gerçekten ebediyen yaşamak mı istiyorsun?Do you really want to live forever?
Gerçekten ebediyen yaşamak istiyor musun?Do you really want to live forever?
Ebeveynlerimi nasıl tanıdın?How did you know my parents?
Ebeveyninin senin gitmene izin vereceğinden emin misin?Are you sure your parents will allow you to go?
Ebeveynlerimi kimin öldürdüğünü biliyorum.I know who killed my parents.
Ben bir çocukken ebeveynlerim her zaman dövüşürdü.My parents fought all the time when I was a kid.
Ben beş yaşındayken ebeveynlerimin her ikisi de öldü.Both of my parents died when I was five.
Ebeveynlerimin her ikisi de Fransızca konuşabilir.Both of my parents can speak French.
Keşke sadece ebeveynlerimi dinleseydim.If I'd only listened to my parents!
O, ebeveynlerinin her ikisini de kaybetti.She lost both her parents.
O erken yaşta ebeveynlerinin her ikisini de kaybetti.He lost both his parents at an early age.
İnşallah, yarın ebeveynlerinle birlikte olacağız.Tomorrow, God willing, we'll be with your parents.
Ebeveynlerimizin kim olduklarını seçemeyiz.We can't choose who our parents are.
Tren çıkarken onlar ebeveynlerinin arkasından el salladı.As the train pulled out, they waved goodbye to their parents.
Ebeveynlerim uyuyor.My parents are asleep.
Ebeveynlerimin benimle gurur duymasını istiyorum.I want my parents to be proud of me.
Tom'un ebeveynleri onun daha çok çalışmasını istedi.Tom's parents wanted him to study harder.
Ebeveynlerim için bir hayal kırıklığı olmak istemiyorum.I don't want to be a disappointment to my parents.
Tom sarhoş olduğunu ebeveynlerinin bilmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to know he got drunk.
Tom'un biyolojik ebeveynleri hakkında daha fazla bilmek istiyor.I want to know more about Tom's biological parents.
Ebeveynlerim bana çıkmak istediğim kişiyle çıkmama izin vermezdi.My parents wouldn't let me date who I wanted to date.
Çocuklar ebeveynler arasında ne olduğunu hisseder.The children sense what is happening between the parents.
Çocuklar ebeveynler arasında neler olduğunu hisseder.The children sense what's going on between the parents.
Ebeveynlerimin onu sana vermemi isteyeceklerinden emin değilim.I'm not sure my parents would want me to give you that.
Ebeveynlerim Tom gibi kibar bir adamla evlenmemi istedi ama ben John'a aşıktım.My parents wanted me to marry a nice guy like Tom, but I was in love with John.
Onları son gördüğümde büyük ebeveynlerimin sağlık durumları iyiydi.My grandparents were in good health the last time I saw them.
Gece yarısından önce evde olmam gerekiyordu. Ebeveynlerim beni öldürecekler.I was supposed to be home before midnight. My parents will kill me.
Tom'un ebeveynleri Mary'nin onun için çok yaşlı olduğunu düşünüyorlardı.Tom's parents thought that Mary was too old for him.
Ebevenylerine itaat etmelisin.You must obey your parents.
Ebeveynlerime içmeyeceğime söz verdim.I promised my parents I wouldn't drink.
Ebeveynlerim benimle gurur duyardı.My parents were proud of me.
Neden ebeveynlerinden sana bir araba almasını istemiyorsun?Why don't you ask your parents to buy you a car?
Benim ebeveynlerim beni herhangi bir şey için neredeyse hiç cezalandırmadı.My parents hardly ever punished me for anything.
Biz Tom'un ebeveynleriyiz.We're Tom's parents.
Ebeveynlerin İngilizce konuşur mu?Do your parents speak English?
Ebeveynlerime söylemek istemiyorum.I don't want to tell my parents.
O ebeveynlerini dinlemez.He doesn't listen to his parents.
O, ebeveynlerini dinlemez.She doesn't listen to her parents.
Tom'un ebeveynleri beni sevmiyor.Tom's parents don't like me.
Tom'un ebeveynleri orada olmayacak.Tom's parents won't be there.
Ben zaten ebeveynlerime söyledim.I already told my parents.
Tam ebeveynlerim giderken eve vardım.I arrived home just as my parents were leaving.
Tom'un ebeveynlerini aradım.I called Tom's parents.
Ebeveynlerinin tek başına buraya gelmene izin verdiklerine inanamıyorum.I can't believe your parents let you come here by yourself.
Ben ebevenylerime yardım etmenin benim vazifem olduğunu hesaba katarım.I consider it my duty to help my parents.
O bir ebe.She's a midwife.
Onun ebeveynleri onun üniversiteye gitmesi gerektiğini söyledi.His parents said that he should go to the university.
Bugün ebeveynlerimin evlilik yıl dönümü.Today is my parents' wedding anniversary.
Her zaman ebeveynlerimle birlikte yaşadım.I've always lived with my parents.
Ebeveynlerinin her ikisini de tanıyordum.I knew both your parents.

İlgili Sayfalar