ebe ile cümle
ebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ebeveynlerim kız kardeşimin bir yabancıyla evlenmesine karşı.My parents are opposed to my sister marrying a foreigner.
Ebeveynlerim beni seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling.
Ebeveynlerimin her ikisi de şu an evdeler.Both my parents are at home now.
Ebeveynlerimin her ikisi de ülkede yetiştirildiler.Both of my parents were brought up in the country.
Ebeveynlerim onun arkadaşını tanıyorlar.My parents are familiar with her friend.
Tom bana ebeveynlerimin ayrılmadan önce ne kadar süredir evli olduklarını sordu.Tom asked me how long my parents had been married before they separated.
Ebeveynlerimin de bir çiftliği var.My parents also have a farm.
Büyük ebeveynlerimin enerjilerine sık sık şaşırıyorum.I am constantly amazed at the energy of my grandparents.
Ebediyen yaşamak istiyorum.I want to live forever.
Memleketteki ebeveynlerime bir mektup yazdım.I wrote a letter to my parents at home.
Gelecekte ebeveynlerime bakacağım.I will look after my parents in the future.
Ebeveynlerinden bağımsız olmasını tavsiye ettim.I advised him to be independent of his parents.
Ev işinde ebeveynlerime yardım ettim.I helped my parents with the housework.
Ebeveynlerimle birlikte yaşıyorum.I live with my parents.
Ebeveynlerimle temas kurdum.I contacted my parents.
Gelecek cumartesi seni ebeveynlerimle tanıştırmak istiyorum.I want to introduce you to my parents next Saturday.
Gerçek şu ki ebeveynler suçlanacaktı.The truth is that the parents were to blame.
Onu amcası yetiştirdi, çünkü onun ebeveynleri o gençken ölmüştü.Because his parents had died when he was young, his uncle brought him up.
Genç ebeveynler sık sık çocuklarını şımartırlar.Young parents often indulge their children.
Herhangi bir yaşta Allah'a tapmak ve ebeveynlere saygı duymak daha önemlidir.It is important, in any age, to adore God and to respect one's parents.
Ebeveynleri zengin olan çocuklar parayı nasıl kullanacaklarını bilmezler.Children whose parents are rich do not know how to use money.
Ebeveynler birçok hastalığı yavrularına geçirebilir.Parents can pass many diseases on to their offspring.
Ebeveynler çocuklarını severler.Parents love their children.
Hiç ebeveynlerinle tartıştın mı?Have you ever argued with your parents?
Ebeveynlerine karşı saygılı olmalısın.You should be respectful to your parents.
Ebeveynler her zaman çocuklarının geleceği hakkında endişeli.Parents are always worried about the future of their children.
Ebeveynler, okulda başarılı olduklarında çocuklarıyla gurur duyuyorlar.Parents are proud of their children when they do well in school.
Ebeveynler en kısa sürede çocuklarının bağımsız olacaklarını umuyorlar.Parents hope their children will become independent as soon as possible.
Ebeveynler çocuklarının eğitiminden sorumludurlar.Parents are responsible for their children's education.
Ebeveynler, çocuklarının refahı için bakım yapmalıdır.Parents must look after the well-being of the their children.
Ebeveynlerine bağımlı olmamalısın.You should not depend on your parents.
Ergenler genellikle ebeveynleriyle tartışır.Adolescents often quarrel with their parents.
Bizim büyük ebeveynlerimiz hafta sonlarında bizi görmeye gelirlerdi.Our grandparents would come to see us on the weekends.
Japonya'da ebeveynler yaşlandıklarında geleneklere göre çocukları tarafından bakılırlar.When parents get old in Japan, they are customarily looked after by their children.
Yaşlı ebeveynlerini düşünmelisin.You must think of your old parents.
O, ebeveynlerine karşı çıkmış olamaz.He cannot have gone against his parents.
Tek ebeveynli aileler için hiç sempatisi yok.He has no sympathy for single parent families.
Onun ebeveynleri nişanı onaylıyor.His parents approve of the engagement.
Onun ebeveynleri oğullarını üniversiteye gönderemeyecek kadar çok fakirdi.His parents were too poor to send their son to college.
Onun ebeveynleri yardımlarını isteyen herkese yardım etti.His parents helped whoever asked for their help.
Onun ebeveynlerinin her ikisi Tokyo'ya geliyorlar.Both of his parents are coming to Tokyo.
Ebeveynleri ona bir üniversiteye girmesini söyledi.His parents told him to get into a university.
Ebeveynleri ona hoş bir şey aldılar.His parents bought him something nice.
Ebeveynleri ondan çok şey bekliyorlar.His parents expect too much of him.
Ebeveynleri onun sınavdaki başarısından memnunlardı.His parents were glad at his success in the examination.
Ebeveynleri onun kolej eğitimi için birikim yapıyorlar.His parents are saving for his college education.
Onun ebeveynleri onun üniversite eğitimi için para biriktiriyor.His parents are saving for his college education.
Onun ebeveynleri onu yürüyüşe götürdü.His parents took him for a walk.
Ebeveynlerinden başka hiç kimse onu çok iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him very well.
O, ebeveynlerine bir yüktü.He was a burden to his parents.
Yedi yaşında ebeveynlerini kaybetti.He lost his parents at the age of seven.
Sorunu ebeveynleriyle tartıştı.He debated on the problem with his parents.
O sık sık Japonya'daki ebeveynlerine yazar.He often writes to his parents in Japan.
Ne kadar meşgul olursa olsun, ayda en az bir kez ebeveynlerine yazar.He writes home to his parents at least once a month, no matter how busy he is.
O, nadiren ebeveynlerine yazar.He seldom writes to his parents.
O artık ebeveynlerine bağlı değil.He was no longer dependent on his parents.
Memleketteki ebeveynlerini sık sık arar mı?Does he often call his parents at home?
O asla ebeveynlerine karşı gelmez.He never goes against his parents.
O, asla ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacaktır.He will never live up to his parent's expectations.
O, yaşlı ebeveynlerinin sağlığı hakkında çok endişeli.He is very concerned about his elderly parent's health.