e-sözlük ile cümle
e-sözlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Üçüncü cildi eksik olan bu sözlük bana üç yüz dolara mal oldu.This dictionary, of which the third volume is missing, cost me a hundred dollars.
Bu sözlükteki örnekleri anlamak kolay.The examples in this dictionary are easy to understand.
Bu sözlükteki her kelime önemlidir.Every word in this dictionary is important.
Bu sözlük pek çok bilgi içermektedir.This dictionary contains a lot of information.
Ben bu sözlük olmadan yapamam.I can't do without this dictionary.
Bu sınav için bir sözlük kullanabilirsin.You can use a dictionary for this exam.
O, sizin sözlük değil mi?Isn't that your dictionary?
Kız kardeşinin sahip olduğu aynı sözlükten istiyorum.I want the same dictionary that your sister has.
En büyük İngilizce Sözlük 450.000' in üzerinde kelimeye sahiptir.The largest English dictionary has over 450,000 words.
Dün sözlükte baktığım kelimenin anlamını hatırlamıyorum.I can't remember the meaning of the word that I looked up yesterday.
Bana iyi bir sözlük önerebilir misin?Can you recommend a good dictionary to me?
Bir tek gün için bile bu sözlük olmadan yapamam.I cannot do without this dictionary even for a single day.
Ben her zaman elimin altında bir sözlük bulundururum.I always keep a dictionary close at hand.
Bu sözlükten vazgeçemem.I cannot dispense with this dictionary.
Sanırım bu sözlük yeni başlayanlar için faydalıdır.I think this dictionary useful for beginners.
Bu sözlük için 1,500 yen ödedim.I paid 1,500 yen for this dictionary.
Ona sözlükte bakacağım.I will look it up in the dictionary.
Senin sahip olduğun aynı sözlükten istiyorum.I want the same dictionary as you have.
Sözlükte bu kelimenin anlamını aradım.I searched for the meaning of this word in the dictionary.
Kelimelere sözlükten baktım.I looked up the words in my dictionary.
Geçen gün bir sözlük aldım.I bought a dictionary the other day.
Erkek kardeşime bir sözlük verdim.I gave my brother a dictionary.
Kız kardeşime bir sözlük verdim.I gave my sister a dictionary.
Sözlük olmadan, İngilizce çalışmak zor olurdu.Without a dictionary, it would be hard to study English.
Sözlükteki tüm kelimeleri hatırlamaya çalışmak yararsızdır.It is useless to try to remember all the words in the dictionary.
Sözlük elinizin altında.The dictionary is close at hand.
Kelimelerin anlamlarını bulmak için sözlük kullanırız.We use a dictionary to look up the meaning of words.
Sözlük dil öğrenmede önemli bir yardımcıdır.A dictionary is an important aid in language learning.
Bir sözlük kelimeleri tanımlar.A dictionary defines words.
Sözlükler bilmediğiniz sözcükleri aramak için kullanılır.Dictionaries are used to look up the words you don't know.
Bir sözlük mükemmel bir başvuru kitabıdır.A dictionary is an excellent reference book.
Yeni kelimeleri sözlükte aramak iyi bir alışkanlıktır.It is a good habit to look up new words in a dictionary.
Bilinmeyen bir kelimeye rastlarsanız, o kelimeye sözlükte bakın.If you come across an unfamiliar word, look it up in your dictionary.
O, yürüyen sözlük dediğimiz şeydir.He is what we call a walking dictionary.
Ona yürüyen sözlük denilir.He is what we call a walking dictionary.
Tabiri caizse, o yürüyen bir sözlüktür.He is, so to speak, a walking dictionary.
Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.He is a man of great knowledge, that is to say, a walking dictionary.
Ona Fransızca öğretildi ve bir sözlük verildi.He was taught French and given a dictionary.
Kalemler, defterler, sözlükler vesaire satın aldı.He bought pencils, notebooks, dictionaries and so on.
Sözlükte neye baktın?What did he look up?
Sözlükte kelimeye baktı.He looked up the word in the dictionary.
Yeni bir sözlük almak istiyor.He wants to get a new dictionary.
Ona ayaklı sözlük derler.He is called a walking dictionary.
O bütün hayatını sözlük derlemeye adadı.He devoted his whole life to compilation of the dictionary.
Kız kardeşi için bir sözlük aldı.She bought a dictionary for her sister.
O da sözlük aldı.She bought the dictionary, too.
O da sözlük satın aldı.She bought the dictionary, too.
Babam, tabiri caizse, bir yürüyen sözlük.My father is, so to speak, a walking dictionary.
Kitaplıkta İngilizce-Japonca bir sözlük var mı?Is there an English-Japanese dictionary on the bookshelf?
Bu elektronik sözlük hakkında iyi şey taşımasının kolay olmasıdır.The good thing about this electronic dictionary is that it's easy to carry.
O bana yeni bir sözlük satın aldı.He bought me a new dictionary.
Neden bu kadar pahalı bir sözlük aldın?Why did you buy such an expensive dictionary?
İyi bir sözlük istiyorum.I want a good dictionary.
Ben onun yeni bir sözlük satın almak istediğini düşünüyorum.I think that he wants to buy a new dictionary.
Sözlük, dil öğrenmek için paha biçilmez bir araçtır.The dictionary is an invaluable tool for learning languages.
Sözlük mü alacaksın?Are you going to buy a dictionary?
Sözlük mü satın alacaksınız?Are you going to buy a dictionary?
Sözlükte bulduğum kelime budur.This is the word I found in the dictionary.
Sözlük, başarının işten önce geldiği tek yerdir.The dictionary is the only place where success comes before work.
Bu sözlük en son sürüm değil.This dictionary isn't the most recent version.