eşyalar ile cümle
eşyalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ürün yelpazelerinde kıyafet, ev eşyaları ve mobilya bulunur.El cumpără tot felul de produse, de la haine la mobilă și produse alimentare.
Odası metal eşyalarla doludur.Locașul este acoperit în întregime cu plăci de aramă .
Eşyalara çeki düzen vermek çok zordur.Este foarte dificil să pui lucrurile în ordine.
Eşyalara çeki düzen vermek çok zordur.Este foarte greu să așezi lucrurile în ordine.
Çevrede kullanılan geleneksel eşyalar bu evlerin içinde ve dışında sergilenmektedir.Ezt a technikát is alkalmazzák az épületeken kívül és belül is.
Doug ise elektronik eşyalarla uğraşan biridir.Digit A digitális dolgokhoz ért.
"Negredo, tesislerden eşyalarını topladı ve ayrıldı!Jill összepakolja a holmiját és elmegy.
Eşyaları arandı, bir bıçak ve ip saptandı.Találtak nála egy kést és egy kötelet.
Sepet gibi eşyalar yapılır.Zsebműszerként is készítették.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Szabadidejében taekwondózik.
2. el eşyalar satan yer.II. A Mátraszőlős 2. lelőhely.
Antonius bu eşyalara el koyacağına, bütün hepsinin Enobarbus'a gönderilmesine emir verir.Antonius magabiztosan indul csatába, de megrendül, amikor hírt kap Enobarbus távozásáról.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Ezen felül elkobozták a halott összes személyes tulajdonát.
Hayatında hiç müzik ve resim dersi görmemiş, çalışamamış çocuklar için okula müzik ve resim eşyaları aldılar.Ne ajándékozzunk muzulmán gyerekeknek játékkutyát vagy kutyát ábrázoló képet.
Subaylara ve erlere, paşalarının eşyalarını almaları için yalvarıyorum, kimse beni dinlemiyor.Felkérek mindenkit, úgy rokonokat, hozzám tartozókat és idegeneket, hogy ne dicsérjenek.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Bútorzatuk egy asztal, két lóca, egy szék s egy ágy volt.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Annie hazamegy a lakásukba hogy összeszedjen pár cuccot.
Eşyaları çalındı.Hamvait ellopták.
Sonradan onlar Yang'den diğer eşyaları isterler.A nemhez az alábbi fajok tartoznak.
Bu tanrı eşyaları ve silahları korur.Tämä voima vartioi heidän perheitään ja aseitaan.
Talan edilen eşyaların değeri 300.000 gümüş marka denk geldi.Osakepääomaksi riitti nyt 300 000 markkaa.
Mobilyalarını ve eşyalarını atıp evi boşaltır ve onu izlemeye yola çıkar.He siirtävät huonekalut pois ja alkavat purkaa keittiötä.
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Taneli Kaneli lomalla.
2. el eşyalar satan yer.2. Käkisalmen jalkaväkirykmentti .
Ayrıca bu eşyaların taşınması da kolay değildir.Filmit eivät täten myöskään katkea helposti.
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.Juusto voitiin näin myydä juuri oikealla hetkellä.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Ryöstetyt joutuivat myös lunastamaan omia tavaroitaan takaisin.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Älä puhu toiminnastasi asiaankuulumattomille.
Mezarlarda iskeletler olmasına rağmen, yanlarında gömülen eşyalar bulunamadı.Jos Alen kivien alla on hauta, sitä ei ole vielä löydetty.
Artık ihtiyacın olmayan eşyaları üzerinde tutma.Μην επιμένεις σε αυτό που δεν χρειάζεσαι.
Odası metal eşyalarla doludur.Το εσωτερικό είναι γεμάτο αποσβεστικό υλικό.
Hazırım cevabının ardından eşyalarını hazırlayıp ofisini terk etti.Στην συνέχεια, μαζεύει τα πράγματά της και φεύγει από την πόλη.
Ayşegül aynı zamanda arkadaşlarının eşyalarını da çalmaktadır.Επίσης στις πηγές, έπλεναν και τα ρούχα τους.
Ayrıca kurbanların kişisel eşyalarını çalmakla da suçlandı.Επίσης κατηγορήθηκε για ληστεία των θυμάτων του αλλά και άλλων ατόμων.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Πρέπει να τους καλέσουμε να χρησιμοποιήσουν τους πόρους τους για να μας βοηθήσουν.
Her birlik satın alınmış eşyaları çarpışmalarda kullanmak üzere envanterlerinde taşır.Κάθε εταιρεία θα παρέδιδε τα προκατασκευασμένα τμήματα έτοιμα προς χρήση.
Bunun yanında belirli eşyaları düşürmek için de oyundaki canavarlar avlanabilir.Οι παίκτες μπορούν να επιδιώξουν ακόμα περισσότερα πακέτα μέσα στο παιχνίδι.
Oyuncu, oyundaki eşyaları evi için kullanabilecek.Ο παίκτης μπορεί να χρησιμοποιήσει τα διαθέσιμα ρήματα για να διαδράσει με τα αντικείμενα του χώρου.
Neden olduğu bilinmez sebeblerden dolayı bu eşyaların değerlerine hiç bakılmadan hemen hepsi tahrip edilmişti.Όπως στην κατάθλιψη έτσι και στη δυσθυμία τα αίτιά της δεν έχουν ερευνηθεί πλήρως.
Adada Sawyer Boone'u eşyalarını karıştırırken yakalar.På øen fanger Sawyer Boone i at rode gennem hans ting.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Kort tid efter opdagede de rejsende en mexicansk købmand, der solgte flere af Smiths personlige ejendele.
Locke ve yeni av arkadaşı Ethan, Hurley'e yeni buldukları eşyaları verirler.Locke og hans nye jagtmakker, Ethan Rom, giver noget nyligt fundet bagage til Hurley.
Oyuncular, Hunter için kıyafetler ve saç tarzlarının da içinde bulunduğu yeni eşyalar kullanabilmektedir.Spillere kan låse op varer, der inkluderer nye tøj og frisurer til Hunter.
Bu yardımlar; silahlar, planlar, eşyalar ya da başka hizmetler olabilir.Objekter kan være ting, begreber, dokumenter eller hvad som helst.
Melamin reçinesi, mutfak eşyaları ve plakalarda (Melmac gibi) sıklıkla kullanılır.Melaminplast anvendes ofte i køkkengrej og tallerkener.
Quest Item: Görevlerin gerektirdiği eşyalardır.Overblik: Her er arbejdspladserne, der skal flyttes ud.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.Værelset havde en divan, et bord og to stole.
Savaşa katılanlar çeşitli eşyalar ve ödüller kazanılabilir.Afhængig af spiltypen kan der vindes pengepræmier eller ting.
Ölmeyen oyuncunun eşyaları kalır.Skuespillerinden Vivi Bak er død.
Sıkıntıya gelmez ve eğer sıkılırsa eşyalara zarar verir.Da han vågner prøver han at sørge får at Balder ikke kommer til skade.
Subaylara ve erlere, paşalarının eşyalarını almaları için yalvarıyorum, kimse beni dinlemiyor."Mine slægtninge og mine venner bør ikke udsættes for forhør, ingen kendte mine projekter.
Kendi dairesine gider, eşyalarını toparlamaya başlar.Han ender hjemme, og prøver han at holde sig i gang.
Ölüler kişisel eşyaları, içine yiyecek ve içecek konan kaplarla birlikte gömülmektedir.De døde fik som regel personlige ejendele med og lerkar med mad og drikke.
Hatta tamir için eşya gerekiyorsa, bu eşyalar bulunup yerleştirilmelidir.Hvis dette er tilfældet, vil det også være nødvendigt at få denne fjernet, i forbindelse med retableringen.
Yenikapı'da bulunan tabak vb. eşyalar."Central Magle" i ejendommen.
Bir süre sonra grup arkadaşları Meksikalı bir tüccarın Smith'in özel eşyalarını sattığını görmüşlerdir.Kort tid etter oppdaget de reisende en meksikansk kjøpmann der solgte flere av Smiths personlige eiendeler.
Locke ve yeni av arkadaşı Ethan, Hurley'e yeni buldukları eşyaları verirler.Locke og hans nye jaktkamerat, Ethan, gir noen ny bagasje til Hurley.
Bu eşyalar sınıflandırıldı ve Almanya’ya, tekrar kullanılmak ya da geri dönüşüm için gönderildi.Denne ble nøye katalogisert og merket før den ble sendt til Tyskland for gjenbruk eller resirkulering.
Geminin içi için üretim tasarımcısı Peter Lamont ve ekibi o dönemden kalma eşyalar aradı.Peter Lamonts dekoravdeling så etter gjenstander fra den tiden som de kunne bruke til å innrede skipet.
Mahkûmlar ölüm kamplarına girdiklerinde kişisel eşyalarını görevlilere verdi.Når fanger gikk inn i dødsleirene måtte de gi fra seg all personlig eiendom.
İlgili Sayfalar