Dolapta Tom'un eşyalarının bulunduğu bir kutu buldum.I found a box of Tom's things in the closet.
Tom kişisel eşyalarının hepsini sattı.Tom sold all of his belongings.
Eşyalarının hepsi burada.Your things are all here.
Tom eşyalarının çoğunu yangında kaybetti.Tom lost most of his belongings in the fire.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.She is given the key she thinks her father's possessions are.
Evin adresi özel eşyalarının arasındaymış.Our address was in his belongings.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.And it uses the imagery of dollhouse furniture.
Bunu eşyalarının arasında bulduk: ad yok, ipucu yok, hiç.We found that among her things: no name, no clues, nothing.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.It meant paying with opium for Chinese goods.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.The astronauts each got to carry about ten silk flags in their personal kits.
Belki eşyalarının bir kısmına depoda saklıyorsun.And maybe put some of your stuff in storage.
Muggle eşyalarının büyülenmesi yasaktır.Die Aufführung von Zuckmayers Stücken wurde verboten.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Daarin is de kluis verborgen met de aandelen die zijn vader hem naliet.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Znajduje miejsce, od którego klucz dał jej ojciec.
Erzak ve eşyalarının çoğu karaya indikleri yerde terkedilmişti.Většina palubního vybavení a část výzbroje jsou ukryty.
Muggle eşyalarının büyülenmesi yasaktır.Kantor Penyalahgunaan Barang-barang Muggle.
Kendisine babasının eşyalarının bulunduğu sandığın anahtarı verilir.Chiếc chìa khóa đó dùng để mở chiếc hộp nơi cha của William để lại thứ gì đó cho anh.
Muggle eşyalarının büyülenmesi yasaktır.Nezachovala sa žiadna zo Zeuxidových malieb.
Muggle eşyalarının büyülenmesi yasaktır.Campbelli teatenaiskonda ei pandud.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.A využíva symboliku nábytku domčeka pre bábiky.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Det udnytter billedsproget ved dukkehusmøbler.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Et il utilise l'imagerie des meubles de maison de poupée.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.E usa l'immaginario del mobilio di una casa di bambole.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.E usa o imaginário das mobílias de uma casa de bonecas.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Het gebruikt het beeld van poppenmeubilair.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.그리고 이 시는 인형의 집 가구들을 형상화합니다.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Şi foloseşte imagini de mobilier de păpuşi.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Und es bedient sich der Symbolik von Puppenhausmöbeln.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Używa metaforyki mebli z domku dla lalek.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Y usa las imágenes del mobiliario de una casa de muñecas.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.Και χρησιμοποιεί τις εικόνες των επίπλων ενός κουκλόσπιτου.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.В нём используются образы обстановки кукольного домика.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.То използва символиката на мебелите от къщичка за кукли.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.וזה עושה שימוש בדימוי של רהיטי בית-בובות.
Bebek evi eşyalarının görüntülerini kullanıyor.家具のイメージを使っています 『ある時には』
Belki eşyalarının bir kısmına depoda saklıyorsun.Dan mungkin menempatkan beberapa barang-barang Anda dalam GUDANG !
Belki eşyalarının bir kısmına depoda saklıyorsun.E magari metterne alcune in deposito.
Belki eşyalarının bir kısmına depoda saklıyorsun.Et peut être mettre des affaires en stock.
Belki eşyalarının bir kısmına depoda saklıyorsun.Y quizás poner algunas de tus cosas en un almacén.
Bunu eşyalarının arasında bulduk: ad yok, ipucu yok, hiç.Encontramos esto entre sus cosas: no hay nombre, ni pistas, nada.
Bunu eşyalarının arasında bulduk: ad yok, ipucu yok, hiç.Мы нашли это среди её вещей: ни имени, ни зацепок, ничего.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Alltså betala med opium för kinesiska varor.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Asta însemna că plăteau cu opiu pentru produsele chinezeşti.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Azt jelentette, hogy fizethettek ópiummal a kínai árukért.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.C'est-à-dire dire à payer en opium des biens chinois.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Det betød betaling med opium for kinesiske varer.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Điều đó đã có nghĩa rằng trả thuốc phiện để lấy các mặt hàng Trung Quốc.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Es bedeutete, mit Opium für chinesische Waren zu bezahlen.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Eso significaba pagar con opio los bienes chinos.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Het betekende betalen met opium voor Chinese goederen.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Ini juga berarti membayar dengan candu untuk barang-barang Cina.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.중국 상품을 아편으로 살 수 있게 되었다는 말입니다.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Se tarkoitti kiinalaisten tavaroiden maksamista ooppiumilla.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Significou pagar com ópio os bens chineses.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.To oznaczało płacenie opium za chińskie towary.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Voleva dire pagare i beni cinesi in oppio.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Znamenalo to platit opiem za Čínské zboží.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Znamenalo to, že za čínsky tovar platili ópiom.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Σήμαινε πληρωμή με όπιο για Κινέζικα αγαθά.
Çin eşyalarının karşılığında afyon vereceklerdi.Тобто можна було платити опіумом за китайські товари.