eşyaları ile cümle
eşyaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.GPS 다트는 똑같은 효용을 줄 겁니다.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.GPS-prikken vil gøre det samme for vores ejendele.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.GPS точка сделает то же для нашего имущества.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Il mini-ricevitore GPS farà lo stesso con gli oggetti che possediamo.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Le point GPS va opérer le même changement pour tous nos biens.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.O Ponto GPS vai fazer o mesmo pelas nossas posses.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Punkt GPS zrobi to dla naszych rzeczy.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Thiết bị GPS sẽ làm việc tương tự như vậy với tài sản của chúng ta.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.Η κουκκίδα GPS θα κάνει το ίδιο για τα υπάρχοντά μας.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak."Джи Пи Ес" прави същото за професионалистите.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.נקודת הג'י-פי-אס תעשה דבר דומה לרכושנו.
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.هذا الجهاز سوف يقوم بذات العمل لممتلكاتنا .
GPS noktası da bizim eşyalarımız için aynısını yapacak.もちろんGPSドットにも良くない面があります
Günther burada mı? - Hayır, eşyalarını buraya bıraktı.Нет, наверное, он просто оставил вещи.
Haftaya Parise dönüyorum ve koreye dönmeyecegim Esyalarimi topladim ve herseyi ayarladim. Ne diyor?저 다음주에 파리를 돌아갑니다.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Ei, tenemos mas lugares entonces tenemos mas cosas.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Hey abbiamo più posti di quanta roba abbiamo.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Hey kita punya lebih banyak tempat daripada kita punya barang-barang.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Hey on a plus de places que d'affaires.
Hah! Eşyalarımızla doldurabileceğimizden daha fazla yer var bu odada!Имаме повече място, отколкото можем да заемем.
Hareketlenin. Eşyaları al.Chodźmy, zabierz sprzęt.
Hareketlenin. Eşyaları al.Liikkeelle, napatkaa kepit.
Hareketlenin. Eşyaları al.Los gehts, schnapp dir die Stangen.
Hareketlenin. Eşyaları al.No tak, podíváme se na závady.
Hareketlenin. Eşyaları al.Vamos, apanha os cabos.
Hareketlenin. Eşyaları al.We vertrekken, neem de sticks mee.
- Hayır, eşyalarını buraya bıraktı.Sí, es que se dejó sus cosas.
Hemen! Ben senin eşyalarını çoktan paketledim.얼른. 니 짐 다 싸 줬어.
Hemen! Ben senin eşyalarını çoktan paketledim.מהר! אני כבר ארזתי את הדברים שלך
Hemen! Ben senin eşyalarını çoktan paketledim.على الفور! أنا بالفعل حزمت أمتعتك .
Hemen! Ben senin eşyalarını çoktan paketledim.水着も~っ!
Hem kadınlar, hem erkekler eşyaların görüntülerine artan bir ilgi göstermeye başladılar.Τόσο οι γυναίκες όσο και οι άνδρες, ενδιαφέρονται όλο και περισσότερο για την εμφάνιση των πραγμάτων.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.우주인들은 각자 개인 장비속에 10개정도의 비단 깃발을 챙겨 갔었습니다.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.10枚程の旗を、自分たちの持ち物の中に含め 持ち帰り、額装していました
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Az űrhajósok valamennyien magukkal vihettek tíz selyemzászlót a személyes poggyászukban.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Cada astronauta pudo llevar cerca de diez banderas en sus kits personales.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Chaque astronaute avait le droit d'emporter environ dix drapeaux de soie dans leur bagage personnel.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Ciascuno degli astronauti doveva portare dieci bandiere di seta nel proprio kit personale.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.De astronauten hadden elk ongeveer tien zijden vlaggen in hun persoonlijke uitrusting.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Fiecare astronaut a avut asupra sa aproximativ zece steaguri de mătase, în bagajele personale.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Jeder der Astronauten musste ungefähr zehn Flaggen aus Seide in seiner persönlichen Ausrüstung mitnehmen.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Každý astronaut niesol asi desať hodvábnych vlajok vo svojom osobnom batohu.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Każdy z astronautów trzymał dziesięć jedwabnych flag w osobistym wyposażeniu.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Mỗi phi hành gia mang theo khoảng 10 lá cờ lụa trong hộp dụng cụ cá nhân của họ.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Setiap astronot harus membawa sekitar sepuluh bendera sutra dalam bawaan pribadi mereka.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Všichni astronauti museli vzít s sebou asi deset hedvábných vlajek.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Κάθε αστροναύτης μετέφερε περίπου δέκα μεταξωτές σημαίες στον εξοπλισμό του.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Кожен з космонавтів повинен був везти з десяток шовкових стягів в особистому пакунку.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.У каждого астронавта было примерно по десять шелковых флагов в личной экипировке.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.האסטרונאוטים קיבלו כל אחד בערך עשרה דגלי- משי בערכות האישיות שלהם.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.حمل كل من رواد الفضاء حوالي عشرة أعلام من الحرير في حقائبهم الشخصية.
İnsanlar, belli eşyaları satın aldıklarında sanal bir merdivenden çıktıklarını düşünüyorlar.Les gens imaginent qu'ils peuvent monter une échelle imaginaire lorsqu'ils achètent certains objets;
İyi eşyaları istiyorlar.cercano la roba migliore.
İyi eşyaları istiyorlar.Ellos buscan buenas cosas.
İyi eşyaları istiyorlar.Ils recherchent les bonnes affaires.
İyi eşyaları istiyorlar. Senin evin bundan ibaret.Mereka mencari hal-hal yang bagus. hanya Itulah semua guna rumah Anda.
İyi eşyaları istiyorlar.Търсят хубавите неща.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Apoi au pornit Chehatiţii, ducînd sfîntul locaş; pănă la venirea lor ceilalţi întinseseră cortul.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.A rušali sa aj Kehátovci, nosiči svätyne. A tamtí postavili príbytok, kým títo neprišli.
Kehatlılar kutsal eşyaları taşıyarak yola koyuldular. Bunlar varmadan konut kurulmuş olurdu.Bấy giờ, các người Kê-hát khiêng những vật thánh ra đi; người ta dựng đền tạm lên đương lúc đợi họ đến.