Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.kete vagyok, de szép, Jeruzsálem leányai; mint Kédár sátrai [és] Salamon szõnyegei.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.예루살렘 여자들아 내가 비록 검으나 아름다우니 게달의 장막 같을지라도 솔로몬의 휘장과도 같구나
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara."Minä olen musta, mutta ihana, te Jerusalemin tyttäret, kuin Keedarin teltat, kuin Salomon seinäverhot.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Sort er jeg, men yndig, I Jerusalems døtre, som Kedars telter, som Salomos telttepper.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Soy morena y bella, oh hijas de Jerusalén. Soy como las tiendas en Quedar o como los pabellones de Salomón
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Svart är jag, dock är jag täck, I Jerusalems döttrar, lik Kedars hyddor, lik Salomos tält.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Черна съм, но хубава, ерусалимски дъщери, Като кидарските шатри, като Соломоновите завеси.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.שחורה אני ונאוה בנות ירושלם כאהלי קדר כיריעות שלמה׃
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.انا سوداء وجميلة يا بنات اورشليم كخيام قيدار كشقق سليمان.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.耶 路 撒 冷 的 眾 女 子 阿 、 我 雖 然 黑 、 卻 是 秀 美 、 如 同 基 達 的 帳 棚 、 好 像 所 羅 門 的 幔 子
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.耶路撒冷 的 眾女子 阿 、 我雖然黑 、 卻是 秀美 、 如同 基達 的 帳棚 、 好像 所羅門 的 幔子
Gösteride bağırıp duran şu esmer kadın da kim?Allora chi è quella donna bruna che urla alla manifestazione?
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Az adottság, hogy a nap süt, a szél fúj és az eső esik nem elegendő ha összeadjuk.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Capabilitatea soarelui să strălucească, a vântului să bată şi a ploii să cadă pur şi simplu nu e suficientă.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.De hoeveelheid zonneschijn, wind en regenval, leveren eenvoudig niet genoeg op.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Die Leistung von Sonnenschein, Wind und Niederschlag ist einfach nicht groß genug.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Điện dung của ánh nắng , gió thổi và mưa rơi đơn giản là không đủ.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kapacita svítícího sluníčka, foukajícího větru a padání deště prostě nebude stačit.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kapaciteten för solljus, vind och regn är helt enkelt inte tillräckligt stor.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kapaciteten i solen, der skinner; vinden, der blæser og regnen, der falder, er simpelthen ikke nok.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kemampuan matahari bersinar, angin berhembus dan hujan jatuh, tidak cukup untuk memenuhi semuanya.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.일조량과 풍량, 강우량이 그닥 충분치 않다는 겁니다.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.la capacidad de que el sol brille, el viento sople y la lluvia caiga, sencillamente no es suficiente
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Η ικανότητα του ήλιου να λάμπει, του ανέμου να φυσά και της βροχής να πέφτει, απλά δεν είναι αρκετή.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Способността на слънчевото греене, духането на вятър и падането на дъжда просто не е достатъчна накуп.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Суммарного потенциала солнечного света, силы ветра и объёмов дождя просто недостаточно.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.התפוקה של השמש הזורחת, הרוח המנשבת והגשם המומטר, פשוט אינם מספיקים.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.مقدرة شروق الشمس، وهبوب الرياح وهطول الأمطار، ببساطة ليست كافية لتضيف شيئاً.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.全て足し合わせても 十分ではありません 従って電気を絶やさない為には
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.C'est un Sud-Asiatique, un Sud-Asiatique à la peau très foncée.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Dél-ázsiai -- nagyon sötét bőrű dél-ázsiai.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Ele é asiático, um asiático de pele muito escura.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.El este sud-asiatic -- un sud-asiatic foarte închis la culoare.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Er kommt aus Südasien und hat eine sehr dunkle Haut.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Hij is Zuid-Aziatisch, donker getint Zuid-Aziatisch.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Je z jižní Asie - má velice tmavou pleť.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.그는 매우 어두운 피부색의 남아시아인이였죠.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Κατάγεται από τη νότια Ασία και έχει πολύ σκούρο δέρμα.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Он выходец из южной Азии — очень темнокожий.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Той е южноазиатец - много тъмнокож южноазиатец.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.במוצאו הוא דרום-אסיאתי. דרום-אסיאתי מאד כהה-עור.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.فهو من جنوب آسيا، فكانت له بشرة سمراء
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.大きな男で 髪は 彼の言葉で「ケツにとどく」
Komik, değil mi? Bu fikirlerin kafanıza bir anda esmesi çok komik.Det är lustigt hur de där tankarna på sätt och vis smög sig på.
Komik, değil mi? Bu fikirlerin kafanıza bir anda esmesi çok komik.Es gracioso cómo esos pensamientos nos dan vueltas en la cabeza.
Komik, değil mi? Bu fikirlerin kafanıza bir anda esmesi çok komik.Grappig hoe die gedachten boven komen drijven in je hoofd.
Komik, değil mi? Bu fikirlerin kafanıza bir anda esmesi çok komik.Je to zábavné, ako sa takéto myšlienky vkradnú do vašej hlavy.
Komik, değil mi? Bu fikirlerin kafanıza bir anda esmesi çok komik.Zvláštní, jak nám tyhle myšlenky tak nějak vplují do hlavy.
Neyse ki Kerala'da mevsim rüzgarları esmeye başladı ve çok yakında bütün ülkeyi dolaşmaya başlayacak.Afortunadamente, la temporada de monzones ha comenzado en Kerala y pronto llegará al resto del país.
Neyse ki Kerala'da mevsim rüzgarları esmeye başladı ve çok yakında bütün ülkeyi dolaşmaya başlayacak.Glücklicherweise hat bereits in Kerala der Monsun eingesetzt, der bald über das ganze Land hinwegziehen wird.
Neyse ki Kerala'da mevsim rüzgarları esmeye başladı ve çok yakında bütün ülkeyi dolaşmaya başlayacak.К счастью, сезон дождей уже начался в Керале, и скоро будет перемещаться по стране.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Dia bangkit, pergi ke jendela, dan menatap bukit kehitaman, dan sedikit gelap Angka meruntuhkan itu.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Ele se levantou, foi até a janela e olhou para a encosta sombria, eo pouco escuro figura derrubar-lo.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Felkelt, az ablakhoz ment és kinézett a sötét domboldalon, és a sötét kis szám tépte le azt.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Hän nousi ylös, meni ikkunaan ja tuijotti hämyisiin rinteellä, ja tumma hieman Kuva revittiin alas.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Il se leva, alla à la fenêtre, et regarda la colline sombre, et le peu sombre Figure démolir elle.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.그는 일어나서 창문으로 다가 갔을 때, 그리고 어스레한 언덕에서 보았다, 그리고 어두운 작은 그 아래로 찢어 수치.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Ông đứng dậy, đi đến cửa sổ và nhìn chằm chằm vào sườn đồi sẫm, và ít tối con số rách xuống nó.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Sa sculat, a mers la fereastră, şi se uită la deal sumbru, şi puţin întuneric figura rupere jos ea.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Se levantó, fue hacia la ventana, y se quedó en la ladera oscura, y la oscuridad poco cifra que derribar.