Ana içeriğe geç
Sözlük

eşme ile cümle

eşme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O, tatilinden sonra çok esmerdi.She was very brown after her holiday.
Wienczysława, işyerindeki en güzel esmerdir.Wienczysława is the most beautiful brunette in the workplace.
Tom çok fazla esmer pirinç yer.Tom eats a lot of brown rice.
Tom'un esmer bir cildi var.Tom has a dark complexion.
Tom esmerleri sever.Tom likes brunettes.
Bu soğuk sonbahar rüzgarının esmesiyle mevsimin değiştiğini hissedebiliyoruz.With this cool autumn wind blowing, we can feel the change of season.
Sarışınları mı yoksa esmerleri mi tercih edersin.Do you prefer blondes or brunettes?
Tom esmer Afrika domuzumun adıdır.Tom is the name of my swart warthog.
O esmer ve yakışıklı.He's dark and handsome.
O, uzun boylu, esmer ve yakışıklı.He's tall, dark, and handsome.
Karın sarışın mı yoksa esmer mi?Is your wife a blonde or a brunette?
Tom esmer ve yakışıklıdır.Tom is dark and handsome.
Rüzgar esmeye başladı.The wind began to blow.
Akşam partisinde güzel bir esmerle tanıştı.He met a pretty brunette at the evening party.
Erkek kardeşi esmer olduğunda onun nasıl bu kadar sarışın olduğunu anlayamıyorum.I can't understand how she can be so fair when her brother is swarthy.
O yirmi yaşında şen şakrak bir esmerdi.She was a bubbly twenty-year-old brunette.
Güçlü bir rüzgar esmeye başladı.A strong wind began to blow.
Tom esmer.Tom is dark-skinned.
Rüzgar esmeye başlıyor.The wind is beginning to blow.
Ben esmerleri seviyorum.I like brunettes.
Ben esmerlerin çekimine kapılıyorum.I'm attracted to brunettes.
Tom esmer, uzun boylu ve yakışıklıdır.Tom is dark, tall and handsome.
Tom uzun boylu, esmer ve yakışıklıdır.Tom is tall, dark and handsome.
Sami, Leyla adındaki bir esmere aşık oldu.Sami fell in love with a brunette called Layla.
Fiziksel yaşı 26 olan Esme, eski evleri restore etmekten hoşlanmaktadır.She enjoys restoring old houses and her physical age is 26.
Öyle bir rüzgar ki İngiltere'de böylesi esmedi.Such a wind as never blew on England yet.
"Fiction: For Esme - With Love And Squalor" (İngilizce).“For Esmé—with Love and Squalor”.
Uyuyan kadınlardan biri esmer, diğeri ise sarışındır.One of the sleeping women is redhead, the other is brunette.
Uzun boylu, esmer, yakışıklı bir delikanlı.He is a dark-haired, tall, and handsome young man.
Bağboğanları tutkalsızdır, aşırı esmer ve kadife gibidir.Tefé, likewise, is rendered powerless and mortal.
Esmee Denters Hank ve Fenny Denters Boonstra'nın kızıdır.She is the daughter of Hank Denters and Fenny Boonstra.
Etkinlik ilk Olimpiyat yarışını kayan Esmee Visser tarafından kazanıldı.The event was won by Esmee Visser, skating her first Olympic race.
Bandırma'dan Eşme'ye oradan da Akçaköy'e gelmişlerdir.They ranged from the upbeat to the loneliness of bereavement.
Kısa bir süre sonra Esme Carlisle'e aşık oldu ve onunla evlendiler.Esme fell in love with and married Carlisle soon after.
Meyveleri sarımtırak, esmer renkli ve fasulyeye benzer.It contains, as the fruit and nut, raisins and almonds.
İleri yaşlarda esmer ve çatlaklı olur.It becomes rough and scaly with age.
Radyo ABC Ethem Sancak'a ait ESMedya bünyesindedir.The ABC radio network was to remain with WISN.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.There is a heavy thunderstorm.
Rüzgarların çoğu Neptün'ün dönüş yönünün tersine esmektedir.Most of the winds on Neptune move in a direction opposite the planet's rotation.
Soyadı ise İspanyolcada “esmer” anlamındadır.His name means "devil" in Spanish.
Esmeralda kiliseden Gringoire ve Frollo tarafından kaçırılır.She is rescued by Frollo and Gringoire.
Poyraz ise bundan daha az esmekle birlikte daha çok göstermektedir.Shaw also appears briefly on Getting Nowhere Faster.
Bay Siyah esmerdir, muhtemelen Afrika kökenli bir Amerikalıdır.It is probably that he is an African slave, most likely from Ethiopia.
Hasan'ın babaannesi ise olayların suçlusu olarak Esme'yi gösterir.Ms. Hasan was guilty as hell.
Benim esmer ekmek yakında gitmiş olacak.My brown bread will soon be gone.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.And I imagined him to be tall, dark-skinned.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 women have disappeared in a border town because they're brown and poor.
Bu fikirlerin kafanıza bir anda esmesi çok komik.It's funny how those thoughts kind of waft into your head.
Rüzgarın esme yönünü kullanarak yönümü tarif ediyorum.I'd navigate using the direction of the wind.
Reagan'ın başkan, Madonna'nın esmer olduğu zamanlar.Madonna was still a brunette.
O sene burda olan şey rüzgarın ansızın hiç beklenmediği bir şekilde esmeye başlamasıydı.But what happened that year was the wind suddenly and unexpectedly picked up.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.He's a South Asian -- very dark-skinned South Asian.
Bu karga, yeri eşmedeydi.He said, 'Woe is me!
Esmeraldasecuador. kgmEsmeraldas
"Esmeralda ve Keçi, Djali heykeli " 1865, Antonio G. Rossetti (d."Esmeralda and the Goat, Djali", 1865, by Antonio G. Rossetti (d.
Kuzey ve kuzeydoğu rüzgarları çoğu zaman esmektedir.Northerly and northeasterly winds blow much of the time.
Küreler eşmerkezli olduğundan, gezegenler her zaman Dünya'dan aynı mesafede kalacaktır.Because the spheres are concentric, planets will always remain at the same distance from Earth.
Hakim rüzgarlar batı ve güneybatıdan esmektedir.[3]Prevailing winds are from the west and southwest.[3]
Bal veya esmer şeker, susam yağı, soya sosu ve bazen tarçın ile tatlandırılır.It is seasoned with honey or brown sugar, sesame oil, soy sauce, and sometimes cinnamon.
Nótt "siyah ve esmer" olarak tanımlanır ve üç evlilik yapmıştır.Nótt is described as "black and swarthy", and has had three marriages.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod