Joshua'ya bir zamanlar öldürdüğü ve insanlara tecavüz ettiği köyleri gezerken eşlik ettik.We vergezelden Joshua terwijl hij door het land trok, en dorpjes bezocht waar hij ooit moordde en verkrachtte.
Joshua'ya bir zamanlar öldürdüğü ve insanlara tecavüz ettiği köyleri gezerken eşlik ettik.Придружихме Джошуа, докато той вървеше по Земята и посещаваше села, където някога е убивал и изнасилвал.
Joshua'ya bir zamanlar öldürdüğü ve insanlara tecavüz ettiği köyleri gezerken eşlik ettik.התלווינו לג'ושוע במסעו, בביקורים בכפרים בהם הוא פעם רצח ואנס.
Joshua'ya bir zamanlar öldürdüğü ve insanlara tecavüz ettiği köyleri gezerken eşlik ettik.صاحبنا جوشوا ، وهو يسير على الأرض، يزور القرى حيث قتل و إغتصب من قبل.
Joshua'ya bir zamanlar öldürdüğü ve insanlara tecavüz ettiği köyleri gezerken eşlik ettik.村を歩き訪れる ジョシュアを追いました 彼は許しを乞い
Kanzi ksilofon çalıyor; İki elini de kullanarak şevkle Dr. Sue'nun şarkısına eşlik ediyor.Kanzi toca xilofone, usando as duas mãos, acompanha entusiasmado a canção da Dra. Sue.
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Ce contează dacă ploaia vine si picăturile se scurg pe tine?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Che fa se arriva la pioggia e le gocce picchiettano ovunque?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Co na tom sejde když přijde déšť a dešťové kapky tlučou?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Có sao không nếu mưa rơi trên đường bạn đi và mưa rơi nhẹ nhàng dọc theo?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Mitä sitten jos sateen kohtaatkin ja pisaroita ropisee?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Que importa se começa a chover e se pingas como pétalas começam a cair
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?¿Qué importa si tienes lluvia y las gotas te golpean?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Qu'est-ce que ça peut faire si la pluie croise ton chemin et que les gouttes crépitent
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?To nie szkodzi, że pada deszcz i że trochę zmokniesz.
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Vad gör det om regnet kommer- och droppar smattrar på?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?What does it matter if rain comes your way and raindrops patter along?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?What does it matter if rain comes your way and raindrops patter along?
Karşına yağmur çıksa da ne önemi var? Ya da yağmur damlaları sana eşlik etse de?Нима е важно, ако дъжд те застигне и капките наоколо потропват?
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerA Kathmandou, j'étais escortée par des femmes qui elles-mêmes, avaient été esclaves sexuelles auparavant.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerA Kathmandu sono stata scortata da alcune donne che in passato erano state schiave del mercato del sesso.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerEm Katmandu, fui escoltada por mulheres que tinham sido escravas sexuais.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerEn Katmandú me acompañaban mujeres que habían sido previamente esclavas sexuales.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerI Kathmandu, blev jeg eskorteret af kvinder der tidligere selv havde været sex slaver.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerÎn Kathmandu, am fost escortată de femei care fuseseră sclave sexuale.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerIn Kathmandu haben mich Frauen begleitet, die früher selbst Sex-Sklaven waren.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerIn Kathmandu werd ik begeleid door vrouwen die voorheen zelf seksslaven waren geweest.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerKatmanduban olyan nők kísértek, akik korábban maguk is szexrabszolgák voltak.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettiler카투만두에서 저는, 예전에 성노예 생활을 했던 여인들과 동반하여 가 본 곳이 있어요.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerỞ Kathmandu, tôi được hộ tống bởi những người phụ nữ đã từng là nô lệ tình dục.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerV Káthmándu jsem byla doprovázena ženami, které byly dříve sami sexuálními otrokyněmi.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerV Katmanduju so me spremljale ženske, ki so bile nekoč same spolne sužnje.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerW Katmandu, towarzyszyły mi kobiety, które wcześniej same pracowały jako seks-niewolnice.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerΣτην Κατμαντού, συνοδεύτηκα από γυναίκες που οι ίδιες ήταν στο παρελθόν θύματα της εμπορίας ανθρώπων.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerВ Катманду, бях съпровождана от жени, които преди това са били секс робини.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerВ Катманду женщины, которые раньше были секс-рабынями, проводили меня в притон.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerУ Катманду мене супроводжували жінки, які раніше були самі в сексуальному рабстві.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerבקטמנדו ליוו אותי נשים שבעבר היו בעצמן שפחות מין.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettilerفي كاتماندو، رافقنني نساء كُنّ في السابق من رقيق الجنس.
Kathmandu'da daha önce seks kölesi olan kadınlar bana eşlik ettiler経験した女性たちに付き添ってもらいました 案内された 狭い階段は
Kenar-kenar-kenar eşliğinden bahsettiğimizde karşılık gelen kenarlar eşit demektir.Hvis vi snakker om kongruens, så betyder side-side-side, at de ensliggende sider er kongruente.
Kenar-kenar-kenar eşliğinden bahsettiğimizde karşılık gelen kenarlar eşit demektir.삼각형의 SSS합동은 세 대응변의 길이가 같은 것을 의미하지만
Kenar-kenar-kenar eşliğinden bahsettiğimizde karşılık gelen kenarlar eşit demektir.Сторона-Сторона-Сторона, коли ми говоримо про рівність, означає, що відповідні сторони рівні.
Kenar-kenar-kenar eşliğinden bahsettiğimizde karşılık gelen kenarlar eşit demektir.Страна-страна-страна, когато говорим за съответствие, означава, че съответстващите страни са и съответни.
Kenarlar eş değildir, ya da kenar-kenar-kenar eşliği yoktur. -그러므로 이 두개의 삼각형은 똑같은(합동인) 삼각형은 아니지만 닮은 삼각형이 되는 것입니다 (SSS닮음)
Kenarlar eş değildir, ya da kenar-kenar-kenar eşliği yoktur. -Vi siger altså ikke, at siderne er kongruente eller at siderne er ens for side-side-side-ligedannethed.
Kenarlar eş değildir, ya da kenar-kenar-kenar eşliği yoktur. -Тобто, ми не кажемо, що вони рівні, для подібності Сторона-Сторона-Сторона.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.A linha a vermelho é o tratamento normal -- medicação com um médico.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Červená čára ukazuje obvyklou léčbu -- s léky a doktory.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Como de costumbre, la línea roja es el tratamiento, el medicamento con un médico.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Czerwona linia to standardowe leczenie - leki przepisane przez lekarza.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Dan garis merah merupakan perawatan biasa -- pengobatan oleh seorang dokter.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.De rode lijn is de gewone behandeling -- medicatie met een dokter.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Die rote Linie zeigt die traditionelle Behandlung - Medikamente und einen Arzt.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Đường đỏ là việc trị liệu như bình thường bằng thuốc, và với một bác sĩ trị liệu tâm thần.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.이 빨간 줄은 흔히있는 치료입니다.- 의사와 함께 약물치료를 하며
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.La ligne rouge est le traitement habituel -- des médicaments donnés par un médecin.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.La linea rossa è la cura solita, medicine e un dottore normale.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Og den røde linje er behandling som sædvanlig -- medicin med en læge.
Kırmızı çizgi alışıla gelmiş tedavi yöntemini, bir tıp doktoru eşliğindeki tıbbi tedaviyi gösteriyor.Şi linia roşie e tratamentul obişnuit -- medicamente cu un doctor.