Ticari eşyayı elleme.Don't handle the merchandise.
O kahverengi şapka eski.That brown hat is old.
Onun için, iş ve aile eşanlamlıydı.For her, work and family were synonymous.
Bu benim eşyam.That's my stuff.
Bunlar eşleşmiyor.These don't match.
O benim eski bir öğrencim.He's a former student of mine.
Eski bir öğrencim.He's a former student of mine.
O, ülkenin eski bir devlet başkanı.He's a former president of the country.
Bu eşyanın yeri doldurulamaz.This stuff's irreplaceable.
Ben eski çamaşırlarımı attım.I gave my old clothes away.
Bu Tom'un eşi mi?Is this Tom's wife?
Güçlü bir hava akımı o pencereden esiyor.A strong draft's blowing in through that window.
O her zaman müstehcen espriler yapar.He always tells vulgar jokes.
Esen çok güçlü bir rüzgar var.There's a very strong wind blowing.
Onlar eski dostlar gibi birbiriyle konuşuyorlardı.They were talking together like old pals.
Eşin uzun mu?Is your wife tall?
Karın sarışın mı yoksa esmer mi?Is your wife a blonde or a brunette?
Eşin başörtüsü takıyor mu?Does your wife wear the Muslim headscarf?
Eşinizin başı kapalı mı?Does your wife wear the Muslim headscarf?
Tom esas konudan ayrıldı.Tom wandered off.
Çocuklara yetişkinler tarafından eşlik edilmeliler.Children must be accompanied by adults.
O benim eski bir tanıdığım.She is an old acquaintance of mine.
Bu ülkede tıbbi esrar yasaldır.Medical marijuana is legal in this state.
Eşcinsel evlilik burada yasaldır.Gay marriage is legal here.
Kumu eşit dağıtın.Spread the sand evenly.
O çok eski bir söz.That's a very old saying.
Bu çok esprili bir ifade.That's a very witty phrase.
Esirler, toplama kampından kaçtı.The prisoners fled from the concentration camp.
Tom bir eski erkek öğrenci.Tom is an alumnus.
Tom eşyaları topluyor.Tom is collecting things.
Tom eski CIA'den.Tom is former CIA.
Tom eski FBI'danTom is former FBI.
Tom eski New York Polis Dairesinden.Tom is former NYPD.
Tom benim eski erkek arkadaşım.Tom is my ex.
Tom benim eşim.Tom is my partner.
Çorapların eşleşmiyor.Your socks don't match.
Tom benim eski arkadaşım.Tom is my old partner.
Eski kurallar geçerli değil.The old rules don't apply.
Tom bir eş istemiyordu.Tom didn't want a wife.
Eski şehir surlarla çevrilidir.The old city is surrounded by walls.
O, eski şarkıları söylemek istiyor.He wants to sing old songs.
Erkek kardeşim şahsi eşyalarına çok iyi bakar.My brother takes good care of his belongings.
Senin eski kitap kolleksiyonunu görebilir miyim?May I see your collection of old books?
Tom'un eski kamerasını tekrar kullanmayacağından eminim.I bet Tom never uses his old camera again.
O bir savaş esiridir.He's a prisoner of war.
Bu eski fotoğrafların hepsini neredeyse çöpe atıyordum.I came close to throwing away all these old photos.
Çok esnek olabilirim.I can be very flexible.
Tom'un ne zaman espri yaptığını söyleyemem.I can never tell when Tom is joking.
Tom ve Mary eski bir filmi izlerken TV'nin önünde birkaç saat dinlendiler.Tom and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Tomve Mary eski bir film izlerken birkaç saat televizyonun önünde dinlendiler.Tom and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Bu eşi benzeri görülmemiş bir jest.This is an unprecedented gesture.
Eğer sağ kulağını deldirirsen bu eşcinsel olduğun anlamına gelir.If you get your right ear pierced, that means you're gay.
Tom çocuklar okula giderken eşlik edecek.Tom will accompany the children to school.
Eskisinden daha iyi hissediyorum.I feel better than I did.
Mona Lisa'nın esrarengiz bir gülümsemesi var.The Mona Lisa has an enigmatic smile.
Eşyalarımı toparladım ve onları bavuluma koydum.I gathered together my things and put them in my suitcase.
Eski ceketimi Tom'a verdim.I gave my old coat to Tom.
Eski giysilerimden bazılarını Selamet Ordusu'na verdim.I gave some of my old clothes to the Salvation Army.
Eski işimi geri aldım.I got my old job back.
Bütün eski ders kitaplarımdan usandım.I got rid of all my old textbooks.