O adamla ilgili tuhaf bir duyguya sahibim.I've got a funny feeling about that guy.
Ben tam olarak aynı duyguya sahiptim.I had the exact same feeling.
Aynı duyguya sahibim, Tom.I've got the same feeling, Tom.
Olasılığı en yüksek tahmin edilen şeye (ve bunun yarattığı duyguya) beklenti denir.They expect it; they create it.
Bilim insanları fillerin ne kadar duyguya sahip olduğu konusunda sıklıkla tartışırlar.Scientists often debate the extent that elephants feel emotion.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.You can also stop a raindrop and open the feeling inside.
"Çocuklarınız için beslediğiniz sevgi dünyadaki başka hiçbir duyguya benzemez""The love you have for your children is like no other feeling in the world.
Ve ortak duyguya sahip olmaya ihtiyacımız vardıçAnd yet, we need to have that shared sense.
Her bir parçası birimlere bölündü ve farklı bir duyguya büründü.And it's been split up in successive bits and a chord.
Evet, bir zamanlar böyle bir duyguya kapılmıştım.I once felt exactly that way.
Bizim haritalarımızın da gerçekle ilgisi yokmuş gibi bir duyguya kapılıyorum.I have a feeling that our maps have nothing to do with truth, either.
Buna "Bir Duyguya Bağlanmak" deniyor:This is called Hooked on a Feeling:
Yemeğimize devam ederken, tuhaf bir duyguya kapıldım:And as we were eating,
Robotlar içimizdeki derin insani duyguya dokunuyorlar.Robots touch something deeply human within us.
En hafif bir harekete boyun eğerler, veya devinime veya duyguya.They yield to the slightest movement or motion or emotion.
Davranışsal bileşen, duyguya eşlik eden kas hareketleri ile açıklanmaktadır.The behavioral component is explained by the muscular movements that accompany the emotion.
Bir duygunun otonom yönü, duyguya tepki verme yeteneği sağlar.The autonomic aspect of an emotion provides the ability to react to the emotion.
Minimum araç ve maksimum duyguya sahip!It has a minimum of tools and a maximum of feelings!
Diğer kitaplarında Hochschild, duyguya bakış açısını Amerikan ailesine uyguluyor.In other books, Hochschild applies her perspective on emotion to the American family.
Bunu yazdığım için dahi, tanrılara hakaret gibi bir duyguya eşlik eden bir rahatsızlık hissediyorum.Así que escribo con un sentimiento diferente cuando lo hago para la gente joven.
Bilim insanları fillerin ne kadar duyguya sahip olduğu konusunda sıklıkla tartışırlar.La gente discute frequentemente le qualità dei pescatori con le torce.
Bilim insanları fillerin ne kadar duyguya sahip olduğu konusunda sıklıkla tartışırlar.Vědci často diskutují o míře, v jaké sloni dokáží cítit emoce.
Füsun’u ilk gördüğü anda hayatında hiç bilmediği bir duyguya kapılmıştır.在第一眼見到菲恩圖斯時認為在他的心中沒有黑暗。
Olasılığı en yüksek tahmin edilen şeye (ve bunun yarattığı duyguya) beklenti denir.희망(希望) 또는 소망(所望)은 자신이 바라는 어떠한 상황이 벌어질 것이라는 기대나 예측을 의미한다.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Bạn cũng có thể dừng một hạt mưa lại và mở ra xem cảm giác trong đó.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Je kan een druppel ook stoppen en het gevoel openen dat erin zit.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.빗방울을 멈춰서 그 안의 감정을 볼 수도 있습니다.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Man kann auch einen Regentropfen auffangen und das darin verborgene Gefühl öffnen.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Meg is állíthatunk egy esőcseppet, és kinyithatjuk az érzést.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Można także zatrzymać kroplę i otworzyć zawarte uczucie,
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Můžete si chytit dešťovou kapku a otevřít pocit v ní.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.On peut aussi arrêter une goutte de pluie et ouvrir le sentiment à l'intérieur.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Poţi să opreşti o picătură din cădere şi să deschizi sentimentul pe care-l conţine.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Si può fermare una goccia di pioggia e aprire il sentimento che contiene.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.También puedes detener una gota de lluvia y abrir el sentimiento dentro.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Επίσης, μπορείτε να σταματήσετε μια σταγόνα και να ανοίξετε το συναίσθημα που κρύβει.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Можете също да спрете една дъждовна капка и да отворите чувството вътре.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.Можно остановить капельку дождя и посмотреть, какое за ней скрывается чувство.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.אתם גם יכולים לעצור טיפת גשם ולפתוח את הרגש שבתוכה.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.يمكنكم أيضا إيقاف احدى قطرات المطر و فتح المشاعر التي بداخلها.
Aynı zamanda bir yağmur damlasını durdurup içindeki duyguya bakabiliyorsunuz.最後にLocationは感情が発信元に表示され
Bizim haritalarımızın da gerçekle ilgisi yokmuş gibi bir duyguya kapılıyorum.Είπες ότι έχεις ενδιαφέροντα.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Acest mic robot era cumva capabil să înțeleagă aspecte sociale fundamentale caracteristice nouă.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Był w stanie oddziaływać na naszą socjalną nutę.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Con robot nhỏ bé này đã có thể chạm đến điều gì đó mang đậm tính xã hội trong mỗi chúng ta.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Deze kleine robot kon op een of andere manier op een diepere sociale manier met ons omgaan.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Este pequeno robô era capaz de atingir uma coisa profundamente social dentro de nós.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Este pequeño robot podía de alguna forma calar hondo en nuestro ser social.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Irgendwie gelang es diesem kleinen Roboter Eine tief in uns verwurzelte, soziale Ebene anzuzapfen.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.이 작은 로봇은 어떻게든 우리 내부의 깊이 사회적인 것에 다가설 수 있었습니다.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Robot kecil ini entah bagaimana bisa memasuki sesuatu yang sangat sosial dalam diri kita.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Tenhle malý robot byl jaksi schopen vzbudit hluboko v nás něco lidského.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Αυτό το μικρό ρομπότ κάπως κατάφερε να αγγίξει κάτι βαθιά κοινωνικό μέσα μας.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Този малък робот някак си беше способен да се включи в нещо дълбоко социално вътре в нас.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Этот маленький робот каким-то образом смог задеть некие социальные струны глубоко внутри нас.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.הרובוט הקטן הזה הצליח, איכשהו להתחבר למשהו חברתי עמוק בתוכנו
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.هذا الروبوت استطاع بطريقة ما ان يصل الي شيء ما اجتماعي عميقا داخلنا
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.私たちの奥底にある社会的な何かを引き出してくれました これによって まったく新しい方法で
Buna "Bir Duyguya Bağlanmak" deniyor:Cela s'intitule Accro à une sensation :
Buna "Bir Duyguya Bağlanmak" deniyor:Dit heet Verslaafd aan een Gevoel: