duygusunu ile cümle

duygusunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.Ja ne kuvat lähetettiin maan pinnalle, ja vielä tänä päivänäkin ne herättävät rakkautta meissä.
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.Le foto di quel momento provocano in noi un sentimento di affetto ancora oggi.
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.Och bilderna som strålades ner, ännu idag väcker det kärlek inom oss.
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.Und die Bilder, welche uns von dort oben erreichten erwecken sogar noch heute ein Gefühl der Liebe in uns.
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.Zdjęcia, które przesłali na dół, nawet dzisiaj budzą w nas uczucie miłości.
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.Και οι φωτογραφίες που έστειλαν στη Γη, ακόμα και σήμερα γεννούν συναισθήματα αγάπης μέσα μας.
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.И астронавтите полетяха в космоса и преживяха връхната точка на изолацията.
Ve aşağıya yolladıkları fotoğraflar bugün bile içimizde sevgi duygusunu uyandırıyor.私たちは地球に恋してしまったのです。
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.Bestärkung durch eine Arbeitsstelle - Reduzierung des Stigmas.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.E aumento do poder através do emprego, reduzindo o estigma.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.E il potere che deriva dal lavoro-- riduce il pregiudizio.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.'Empowerment' door middel van werkgelegenheid - doorbreken van de stigmatisering.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.Et donner le pouvoir par le travail -- réduire le stigmate.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.Iar împuternicirea prin angajare -- reducerea stigmatului.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.그리고 고용을 통해서 여성의 힘을 강화하고 편견을 없앱니다.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.Và sự trao quyền lực qua công việc -- làm giảm bớt ưự kì thị.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.Wzmocnienie przez zatrudnienie - zmniejszanie piętna.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.Y el poder que da el empleo... reduce el estigma.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.И даване на възможности чрез трудова заетост -- намаляване на стигмата.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.И расширение возможностей посредством занятости снижает стигму.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.העצמה באמצעות העסקה. הסרת הסטיגמות.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.و التحفيز من خلال التوظيف. محو وصمة العار.
Ve bunun istihdam yoluyla güçlendirilmesi... ...lekelenmişlik duygusunu azaltıyor.恥辱をなくしていくのです 「希望があります
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.A kiedy Freud odkrył swoje rozumowanie podświadomości, miało to ogromny efekt na klimat czasów.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.E quando Freud descobriu o seu sentido do inconsciente, isto teve um efeito vasto no pensamento da altura.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.És amikor Freud felfedezte a tudatalatti érzését, óriási hatással volt a korabeli hangulatra.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Et quand Freud a découvert son sens de l'inconscient, cela a eu un vaste effet sur le climat de l'époque.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Iar când Freud a descoperit simţul său al inconştientului, a avut un vast efect asupra climatului vremurilor.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Když Freud objevil svůj smysl pro nevědomí, mělo to v tehdejší společnosti obrovský dopad.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Keď Freud objavil svoj význam podvedomia, malo to obrovský dopad na vtedajšiu dobu.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Khi Freud khám phá ra ý thức của ông về sự vô thức, nó đã có ảnh hưởng rộng lớn tới xu hướng của thời đại.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.프로이드가 무의식 감각을 발견 했을 때, 당시 풍조에 지대한 영향력을 주었습니다.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Quando Freud scoprì il suo senso dell'inconscio, ebbe un grande impatto sul clima dei suoi tempi.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Toen Freud zijn besef van het onbewuste ontdekte, had dit een groot effect op het toenmalige klimaat.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Y cuando Freud descubrió su sentido de lo inconsciente, tuvo un efecto enorme en el clima de su tiempo.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Η ανακάλυψη από το Φρόυντ της έννοιας του ασυνείδητου είχε τεράστια επίδραση στην εποχή του.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.А коли Фройд відкрив своє значення несвідомого, це мало надзвичайний вплив на умонастрій того часу.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.И когда Фрейд открыл свой смысл бессознательного, это имело огромное влияние на настроения тех времен.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.Когато Фройд открил усещането за подсъзнание, това имало огромен ефект върху общественото мислене.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.וכשפרויד גילה את את רעיון תת-ההכרה, היתה לכך השפעה עצומה על תקופתו.
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.وعندما اكتشف فرويد حاسته باللا وعي, كان لذلك تاثير عظيم على المناخ العام
Ve Freud kendi bilinçdışı duygusunu keşfettiği zaman, bu zamanın ikliminde muazzam bir etki yaptı.当時の考え方に多大な影響を与えました 今 無意識 そして 深層心理について
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Asa ca o parte a compasiunii consta in a intelege ce ii motiveaza pe oameni.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Así que para ser compasivo, debe entender qué es lo que mueve a la gente.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Assim, parte da compaixão tem de ser um entendimento do que faz as pessoas funcionarem.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.A więc częścią współczucia musi być zrozumienie motywacji innych.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Deswegen hat ein Teil von Mitgefühl etwas mit der Einsicht zu tun, wie andere ticken.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Donc une partie de la compassion doit être la compréhension de ce qui motive les gens.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Een onderdeel van compassie is dus om inzicht te krijgen in waar mensen warm voor lopen.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Jadi, pemahaman atas apa yang membuat orang tersinggung harus menjadi bagian dari belas kasih.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.따라서 자애의 상당부분은 사람들이 그런 행동을 하는 이유를 이해하는 데 있습니다.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Perciò parte della compassione è capire cosa fa andare avanti le persone.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Så en del av empatin måste vara en förståelse för vad som driver människor.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Vì vậy một phần của tình thương là phải hiểu cái gì làm cho người ta suy nghĩ.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Οπότε, μέρος της συμπόνιας πρέπει να είναι η κατανόηση του τι κάνει τους ανθρώπους να λειτουργούν.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Така че, част от състраданието трябва да е разбирането на това кое движи хората.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Тож частково співчуття полягає у розумінні того, що змушує людей жити.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.Частично сострадание - это понимание того, что заставляет людей жить.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.אז חלק מחמלה חייב להיות הבנת המניעים האנושיים.
Yani şefkat duygusunun bir kısmı insanları neyin yönlendirdiğini bilmektir.وان يحرك تعاطفك الناس من حولك لكي يعملوا معك
İlgili Sayfalar