duyguları ile cümle

duyguları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bizlerin sosyal varlıklar olduğumuzu, yani diğerleriyle duygularımızı paylaştığımızı belirtiyordu.הוא טען שאנו יצורים מוסריים, לכן אנו שותפים לרגשות של אחרים.
Bizlerin sosyal varlıklar olduğumuzu, yani diğerleriyle duygularımızı paylaştığımızı belirtiyordu.فقد قال أننا مخلوقات إجتماعية، لذا علينا مشاركة المشاعر مع أخرين.
Bizlerin sosyal varlıklar olduğumuzu, yani diğerleriyle duygularımızı paylaştığımızı belirtiyordu.感情を他者と共有する とも言います ですからもし相手を傷つけると 自分も苦しいので
BL: Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.OK, also würden wir die Situation gefühlsmäßig navigieren, wenn wir das Spiel spielten, würden wir das tun.
BL: Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.OK, chúng ta sẽ chuyển hướng một cách cảm động, nếu chúng ta đang chơi trò chơi ta thích.
BL: Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.OK, donc nous allons naviguer sur le plan émotionnel, si nous jouions au jeu, c'est ce que nous ferions.
BL: Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.Oké, az érzelmek között evickélünk, ha mi játszanánk, mi is azt tennénk.
BL: Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.Ok, quindi navighiamo in base alle emozioni, è quello che faremmo se stessimo giocando.
BL: Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.Ok, zamierzamy się więc emocjonalnie ukierunkować; to właśnie byśmy zrobili, gdybyśmy grali w tę grę.
BL: Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.Итак, если бы мыс вами играли в эту игру, то эмоционально переживали бы все это и делали выбор.
Böyle duygularıma rağmen ben sadece... ...aynı işte çalıştığın bir Bayım!Đối với Soo Mi ở phòng quảng cáo mà nói, anh chỉ là ông chú hàng xóm mà thôi.
Böyle duygularıma rağmen ben sadece... ...aynı işte çalıştığın bir Bayım!Én csupán egy szomszéd úr vagyok a PR részleges So Mi-hoz képest.
Böyle duygularıma rağmen ben sadece... ...aynı işte çalıştığın bir Bayım!Je ne suis qu'un ajeoshi pour So Mi.
Böyle duygularıma rağmen ben sadece... ...aynı işte çalıştığın bir Bayım!Per So Mi del team dei PR, sono soltanto il signore della porta accanto.
Böyle duygularıma rağmen ben sadece... ...aynı işte çalıştığın bir Bayım! Seni seviyorum!Aku hanya pria tetangga! aku mencintaimu!
Böyle duygularıma rağmen ben sadece... ...aynı işte çalıştığın bir Bayım!أنا فقط السيد الذي يعيش في البيت المجاور !ـ
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Anume că în societatea noastră, arătăm compasiune, dar după un timp începem să ignorăm.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Autrement dit, dans notre société, nous compatissons, mais après un certain temps, nous commençons à ignorer.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Bahwa, masyarakat kita memang bersimpati, namun setelah beberapa saat, mereka akan mulai tidak peduli.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.그것은 처음엔 동정하던 사회가 나중엔 잊어버리기 시작한다는 것입니다. 사회는 충분한 역할을 하지 않습니다.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.La sociedad se compadece durante un tiempo, pero luego ignora.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Nasze społeczeństwo współczuje, aby po chwili zacząć ignorować.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Onze samenleving sympathiseert met hen, maar na een tijdje beginnen we hen te negeren.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Ossia, nella nostra società noi compatiamo, ma dopo un po' iniziamo ad ignorare.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Ou seja, na nossa sociedade nós simpatizamos, mas depois de algum tempo começamos a ignorar.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Zum Beispiel, dass die Gesellschaft Mitgefühl hat, aber nach einer Weile beginnen wir zu vergessen.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.Мы, наше общество сочувствует жертвам, но спустя некоторое время мы уже не замечаем.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.החברה שלנו מגלה אהדה, אבל אחרי זמן-מה אנו מתחילים להתעלם. איננו עושים מספיק כחברה.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.وهي، أن مجتمعنا يتعاطف لكن بعد فترة، يبدأ المجتمع بالتجاهل. نحن لا نقوم بما يكفي كمجتمع.
Bu bizim aynı duyguları paylaştığımız toplumumuz, fakat bir süre sonra görmezden gelmeye başlıyoruz.しばらくするともう無関心になるのです 社会は被害者のケアをしてはくれません
Bu duygular olmadan, bu içten insani duygularını ve size göstereceğim hikayeleri asla kaydedemezdim.Fără aceste sentimente nu aș putea înregistra emoțiile umane intime și poveștile pe care am să vi le arăt.
Bu duygular olmadan, bu içten insani duygularını ve size göstereceğim hikayeleri asla kaydedemezdim.Sin estos sentimientos, no podría registrar las emociones humanas íntimas y las historias que voy a mostrar.
Bu duygular olmadan, bu içten insani duygularını ve size göstereceğim hikayeleri asla kaydedemezdim.これからお見せする物語の記録を 残すことはできなかったでしょう 私にとって 写真は仕事ではありません
Bu küçük duyguların sakinleşmesi ve dengelenmesi için savaş veriyorum.Bojuji za ty drobné pocity, za to abych byl klidný a vyrovnaný.
Bu küçük duyguların sakinleşmesi ve dengelenmesi için savaş veriyorum.Ich kämpfe für diese kleinen Gefühle und dafür ruhig und ausgeglichen zu sein.
Bu küçük duyguların sakinleşmesi ve dengelenmesi için savaş veriyorum.Walczę o te małe uczucia i o t by być spokojnym i zbalansowanym.
Bu küçük duyguların sakinleşmesi ve dengelenmesi için savaş veriyorum.Παλεύω για όλα αυτά τα μικρά, για ηρεμία και ισορροπία.
Bu küçük duyguların sakinleşmesi ve dengelenmesi için savaş veriyorum.Я борюсь за все эти маленькие чувства, чтобы быть спокойным и сбалансированным.
Bunun için duygularını sikeyim, taçlanmak yerine şapkalandınPentru asta ma pis pe sentimentele tale in loc sa fii incoronat tu ajungi acoperit
Bunun için duygularını sikeyim, taçlanmak yerine şapkalandınTu te mens à toi-même Pour cette raison je crache sur tes sentiments Au lieu d'être couronné tu es délogé
Bunun için duygularını sikeyim, taçlanmak yerine şapkalandınV prípade, že vaše pocity riti miesto aby som korunoval ste stále limitovaný
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.A befelé forduló, és szeretnék önmagát elemzi.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Det är introspektiva, och jag vill Introspect.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Det er indadvendt, og jeg vil gerne introspect.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Đó là nội tâm, và tôi muốn để xem xét.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.É introspectivo, e eu quero introspecção.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.E 'introspettivo, e voglio introspezione.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Es introspectivo, y quiero reflexionar.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Es ist introspektiv, und ich möchte introspect.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Este introspectiv, şi vreau să facă introspecţie.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Hal ini introspektif, dan saya ingin mengintrospeksi.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Het is introspectief, en ik wil doordringen.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Il est introspective, et je veux à l'introspection.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Je introspektivnega, in želim Samoispitivati.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Jest introspekcji, i chcę introspekcji.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.그것은 내성이며, 나는 내성하다 싶어요.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Se on sisäänpäin, ja haluan introspect.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.To je introspektivní, a chci zkoumat své nitro.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.To je nahrávka, a chcem skúmať svoje vnútro.
Bu özeleştirisel ve kendi duygularını ölçmek istiyorum.Είναι εσωστρεφείς, και θέλω να εξετάζω τον εαυτό μου.
İlgili Sayfalar